HABERLER

02.11.2025

GÜNCEL HABERLER

2025 Yılı Olağan İdari ve Mali Genel Kurul Toplantısı Yapıldı

Kulübümüzün 2025 Yılı Olağan İdari ve Mali Genel Kurul Toplantısı; Başkanımız Serdal Adalı, Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Divan Kurulu Başkanımız Ahmet Ürkmezgil, Divan Başkanlık Kurulu Üyelerimiz ve Kongre Üyelerimizin katılımlarıyla Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleştirildi.

Toplantının açılışını Genel Sekreterimiz Uğur Fora yaptı. Açılışın ardından Toplantı Divan Başkanlığı seçimi yapıldı ve başkanlığa Affan Keçeci seçildi. Ardından saygı duruşundu bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Genel Sekreterimiz Uğur Fora, Yönetim Kurulu idari ve mali faaliyet raporlarını Kongre Üyelerimizle paylaştı.

Sayman ve Voleybol Faaliyetlerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyemiz Çağatay Abraş, kulübümüzün mali durumu hakkında Kongre Üyelerimize bilgi verdi.

Başkanımız Serdal Adalı, Olağan İdari ve Mali Genel Kurul Toplantısı’nda Kongre Üyelerimize hitaben şunları söyledi:

“Sözlerime her zaman olduğu gibi; Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile Beşiktaşımıza hizmetler verip ebediyete intikal etmiş tüm büyüklerimizi saygı ve rahmetle anarak başlamak istiyorum.

Çok kısa bir süre önce Cumhuriyetimizin ilanının yıl dönümünü büyük bir gurur ve coşkuyla kutlamış bulunuyoruz.

Cumhuriyet’in öncü spor kulübü olan Beşiktaş camiasının her bir ferdi olarak bizlere düşen görev, Cumhuriyet’e sahip çıkmak ve onu daima ileri taşımaktır. Huzurlarınızda Cumhuriyetimizin yeni yaşını bir kez daha kutluyorum.

Ayrıca 19 Ekim tarihli Divan Kurulu seçimini kazanarak, Divan Kurulu Başkanlığı’na seçilen Sayın Ahmet Ürkmezgil ve ekip arkadaşlarını da bir kez daha tebrik ediyor, Beşiktaşımıza büyük hizmetlerde bulunacakları inancını taşıyorum. Kendilerine ve camiamıza hayırlı ve uğurlu olsun.

Konuşmamın başında bugün burada olan tüm üyelerimize teşekkürlerimi sunmak isterim. Biliyorsunuz; bugünkü gibi kendi sahamızda oynadığımız derbi günlerinde ülkemizin hatta Avrupa’nın her bir köşesindeki Beşiktaşlılar ve kongre üyelerimiz İstanbul’a gelirler ve maçı beklerler. Biz, işte farklı şehirlerden maç için İstanbul’a gelecek tüm bu kongre üyelerimizi de düşünerek, bu toplantımızı bugün gerçekleştiriyoruz. İstedik ki, onlar da bir taşta 2 kuş vursunlar ve bugün aramıza katılabilsinler. Hazır maç için gelmiş olan üyelerimiz, sabah saatlerinde de kongremizde bizimle birlikte olsunlar. Konuyla ilgili bazı spekülasyonlar yapıldı, ama yeri gelmişken niyetimizi sizlerin huzurunda samimiyetle söylemek istedim.

Bildiğiniz üzere, göreve geldiğimiz günden bu yana 10. ayımızı geride bıraktık. Bu süre içerisinde benimle birlikte gecesini gündüzüne katan yönetim kurulu arkadaşlarım ve tüm çalışma arkadaşlarıma da huzurlarınızda teşekkür ederim. Gönül isterdi ki, bugün sizlerin karşısına son haftalarda çok daha iyi saha içi sonuçları alarak çıkmış olalım. Ancak Gençlerbirliği ve Kasımpaşa karşısında hiç beklemediğimiz puan kayıpları yaşadık. Bu maçları kazanarak yükselişte olmayı hedefliyorduk, ama ne yazık ki bu 2 maçla yarışta geride kaldık. Evet; biz geçen sezon çok zor bir dönemde, kulüp tarihinin en olumsuz koşulları altında görevi devraldık. Evet; geldiğimiz andan itibaren kulüpte birçok şeyi düzeltmeye çalıştık; kaynaklar yarattık ve geçmişten gelen çok dosyalar kapattık. Tarihimizin en yüksek gelirini getirecek projeye başladık. Tarihimizin tek seferdeki en büyük borç ödemesini yaptık.

Fakat buna rağmen biz biliyoruz ki; futbolda işler her daim iyi gitmediği sürece bunun 10 katı dosya da kapatsak, 100 katı kaynak da yaratsak bu konular hep gölgede kalıyor. Bu işin doğası böyle.

Maalesef ki, her kötü sonucun ardından taraftarlarımızda da yılların getirdiği bir kırılma alışkanlığı var. Gerek saha içinde gerekse de saha dışında az badireler atlatılmadı geçmiş yıllarda. Bugün de saha içinde daha iyi olmamız lazım, onu da biliyorum. Düzeltmek için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Ama yine böyle bir kırılma yaşamamamız için, tam da bu dönemde tek yumruk olmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bunu camiamdan bir kez daha rica ediyorum.

Bugün toplantımızın gündemi gereği anlatacak, konuşacak farklı konularımız ve sizlere verecek çok önemli haberlerimiz var. Ama takımımızla ilgili bazı konuları tekrar sizlere aktarmak ve içinde bulunduğumuz durumu huzurlarınızda genel olarak değerlendirmek isterim. Bildiğiniz üzere biz bu transfer sezonunun sonunda 25’i giden ve 12’si gelen olmak üzere tam 37 adet resmileşen transfer işlemi gerçekleştirmiş durumdayız. Yani 75 gün süren bir transfer döneminde, her 2 günde bir resmi transfer işlemi gerçekleştirmişiz. Bazı bölgelere 1, bazılarına 2, hatta bazılarına da 3 transfer yapmak durumunda kalmışız. Bu transfer çalışmaları nihayetinde, azalan oyuncu sayımıza rağmen takım değerimizde 30 milyon Euro’luk bir artış olmuş ve piyasa değerimiz 137 milyon Euro’dan 167 milyon Euro’ya yükselmiştir.

Hepinizin hatırlayacağı üzere, ben bu kürsülerde hep ‘3 transfer sezonu daha’ diyerek sizlere içinde bulunduğumuz gerçekliği anlatmaya çalışmış ve hep önümüzdeki yaz transfer sezonunun sonunu işaret etmiştim. Bunu söyleyerek de beklentilerimizi bu doğrultuda oluşturmamız gerektiğini ısrarla belirtmek istemiştim. Ama yaptığımız basın toplantılarında soruları cevaplarken, bazen içimdeki heyecana kapılıp beklentileri belki de olması gerekenden daha fazla yükselttiğimiz zamanlar da olmuştu. Bunu samimiyetle kabul ediyorum. En az sizler kadar ben de bu sabırsızlığı yaşıyorum. Camiamın da bu heyecanımı anlayışla karşılamasını rica ediyorum. Yıllardır sportif, idari ve finansal açılardan büyük sıkıntı yaşamış ve yönetimsel kaoslarla uğraşmak zorunda kalmışken; bu beklentilerimizi adım adım yükseltmemiz gerekiyor. Bununla birlikte, biz uygulamalarımızı yaparken gerçeklikten hiçbir zaman ayrılmadık. Önce projelerimizi oluşturduk. Gerek kamu gerekse de diğer ilgili mecralarda somut adımlarımızı attık. Ete kemiğe bürününce de bunları zaman içinde sizlerle paylaştık, anlattık ve onayınıza getirdik. Sizler de bizlere bu yetkilerle birlikte, en az o kadar önemli olan güveni ve motivasyonu da verdiniz. Biz bu desteğin önemini bilerek, sizlere Beşiktaşlıların yolu diye bahsedilen ama Beşiktaşlılıkla uzaktan yakından alakası olmadan camiamıza sadece zarar veren yoldan değil, tam tersi bir yoldan ilerledik. Böylelikle yılların o bunalımlı günlerinin üstesinden hep birlikte gelmeye çalışıyoruz. Aslında biz sadece olması gerekeni yapıyoruz. Yani uzun lafın kısası, biz işin önce ekonomi tarafını ve finansal ayağını oluşturduk. Sonrasında da yaptığımız bu gelir projeksiyonu doğrultusunda, transfer bütçelerimizi oluşturduk ve buna göre de anlaşmalar yaptık. Konuşmam sırasında yeri geldikçe farklı eleştirilere de yanıt vermek niyetindeyim. Görüyorum ki; ‘Önceki dönemi eleştirdin, ama sen daha pahalı transferler yaptın’ diyenler oluyor. Evet, transfer bütçelerimizi arttırdığımız doğrudur. Ama öncekinden farklı olarak, biz bu büyümeyi yapabilme amacıyla öncelikle sportif faaliyetler dışındaki gelirlerimizi oluşturmak için ciddi adımlar attık. Tarihimizin en büyük gelirini getirecek projeyle ilgili somut adımları atarak başladık.

Siz şu an için transferler üzerinden işin harcama tarafını görmektesiniz ve bu yüzden bazı soru işaretleriniz olması çok normal. Ama süreç ilerledikçe gelir bacağının da nasıl oluştuğunu göreceksiniz. Zamanla mali tablolarımızdaki etkisi görülmeye başlanacak.

Bu projeler ilerliyor, ama finansal sonuçları şu anda T cetvelinin sağ tarafındaki yerini henüz almadı. İlerleyen dönemlerdeki toplantılarımızda işin bu boyutunu da görmeye ve yaşamaya başlamış olacağız. Ayrıca biz bu ilk perdede bir yandan yeni bir takım yaratmaya çalışırken; maalesef ki diğer yandan da yıllar öncesinden bugüne uzanan geçmiş dönem maliyetlerini ödemek işimizin çok önemli bir bölümünü oluşturmuştur. Görevde olduğumuz bu 10 aylık süreçte; geçmişten gelen yükümlülükler de dahil olmak üzere tam tamına 9.3 Milyar TL ödeme yapmış durumdayız. Bu para sadece 10 ay gibi bir sürede cebimizden çıktı. Ama finansal projelerimizin de katkısıyla, gelir gider dengesini oluşturmuş sağlıklı bir yapıya mutlaka kavuşacağız. Yani bir kez daha demek istediğim şudur; bu maliyetlerin altından nasıl kalkılacağı, bu nakit akışının nasıl sağlanacağı konularında camiamın içi rahat olsun. Biliyorum ki hepimiz geçmişten gelen bazı güvensizliklerin izlerini hala taşıyoruz. Özellikle bir önceki yönetim döneminde yaşananlar hala hafızalarımızda. Fakat maalesef biz işimize gücümüze bakarken, gece gündüz çalışırken, bize bu günleri yaşatanlar da meydanı biraz boş buldular gibi gözüküyor. Biz işimize odaklandığımız için kendilerine cevap vermedikçe; her gün ayrı bir televizyonda, gazetede ya da YouTube kanalında bilirkişi edasıyla konuştukça konuşuyorlar. Görüyorum ki, kendi dönemlerinde yaşananları da çoktan unutmuşlar ya da unutturmaya çalışıyorlar. Daha beteri kendilerini haklı sanmaya falan da başlamışlar. İşi öyle bir hale getirdiler ki; o dönem yaşanan ve itibarımızı zorlayan ve hepimizi üzen işlere ya da transferlere gelince ‘sadece eski başkan yaptı’; ama kazanılan kupaya gelince ‘biz yaptık’ demeye başlamışlar. Bilirkişi edasıyla ‘Ümraniye’yi şöyle yönetmelisiniz, böyle idare etmelisiniz’ falan demişler.

Sevgili Mete Vardar kardeşim. Sana söylüyorum. Biz geldiğimizde Ümraniye'nin ne halde olduğu, çok başlılığı, içerideki atmosfer buradaki herkesin malumu. Sen ve arkadaşların bana pırıl pırıl günlük güneşlik bir Ümraniye mi bıraktınız yani? Bize tıkır tıkır işleyen bir kulüp yapısı mı bıraktınız? Her gün hala yıktığınız başka bir işi toparlamaya çalışıyoruz. Hayırdır? Yollamak için bu kadar uğraştığımız bu oyuncular alınırken sen futbol komitesinde değil miydin? Yönetim kurulu üyesi olarak sen oralarda değil miydin? Buna kimseyi inandıramazsınız. O günleri bize hepiniz el birliğiyle yaşattınız. Yahu siz 11 ayda bu kulübün içinden geçtiniz ya içinden! İnsanda biraz utanma sıkılma olur. Saha içini bir kenara bırakın, camiamız saha dışında öyle günleri tarihi boyunca yaşamadı. Lütfen ne bizim ne de bu camianın aklıyla dalga geçmeye falan çalışmayın. Sonraki hedefleriniz için algı yapmayı bir kenara bırakın. Kongre üyelerinin oylarını yargılama cüretine bile girmişsiniz. Duydum ki ibra konusunda da konuşmuşsunuz. ‘Kendi dönemimi etmem’ demişsiniz. Bizim dönemimizi de etmeyecekmişsiniz. İbra işlerinde gerçek kriter bu kulübü nasıl yönettiğiniz ve mali konularda, ihalelerde, kurumsal süreçlerde ne kadar şeffaf ve güvenilir olduğunuzdur.

Bu konuda bizi kendi döneminizle asla ama asla kıyaslayamazsınız. Bunun farkında olun ve öyle çıkın konuşun. Bir diğer eski yöneticimiz Feyyaz Uçar da çıkıp beni ‘Hakemler hakkında konuşmuyor’ diye eleştirmiş. Arkasına da ‘Ben konuştum da ne oldu?’ diye de eklemiş gerçi ama başka da birçok şey söylemiş. Açıkçası birçok çirkin hadise oldu, ama bugüne kadar eski futbolcumuzdur diye çıkıp kendisine cevap vermedim. Vermedikçe de başladı konuşmaya. ‘Keşke bu konuşmaları yönetimdeyken yapsaydınız da, olan biten birçok yanlışa mani olsaydınız’ derler adama. Ben başkan olduktan çok kısa bir süre sonra 3 ay hak mahrumiyeti aldım. Neden aldım hatırlıyor musunuz? Bugün aktif bahis oynadığı gerekçesiyle PFDK’ya sevkedilmiş bir hakem için söylediklerimden ve o hakemi bu şekilde aylardır Beşiktaş maçlarından uzakta tuttuğumdan dolayı aldım ben bu cezayı. Yani o gün gerektiği şekilde yaptığımız çıkışla, biz bu hakemin ayağını Beşiktaş maçlarından çoktan kesmiştik. Ayrıca bunları düşünmeden beni eleştirirken, sizin yıllarca futbolcu – başkan ilişkisi içinde beraber çalıştığınız Sayın Süleyman Seba’dan da pek bir şey öğrenmediğiniz ortada. Yani bu işler sadece ekranlarda konuşarak olmuyor. Bazen yaptığınız girişimleri, aldığınız aksiyonları tepinerek ya da yumruk vurarak yapmazsınız. Sonuçları yüz yüze görüşmelerle veya hukuki yollardan ararsınız. Biz camiamızın menfaati için ne zaman ne şekilde davranmak gerekiyorsa, o şekilde hareket etmeye devam edeceğiz. Sizin bilmiyor olmanız, bizim gerekeni yapmadığımız anlamına gelmez. Bunu da buradan belirtmek isterim.

Konuşmamın başından beri bahsettiğim üzere, bu mali konularda kendimize olan güvenimizi sizlere çok daha net bir şekilde ispat edeceğiz. Sadece kendimize olan güvenimizi göstermekle de kalmayıp, Beşiktaş’ta biz ve bundan sonraki tüm yönetimler için milat olacak şeylerden bahsedeceğim. Birazdan hepsini anlatacağım. Ama oraya gelmeden önce sportif konulara dönüp, futbol altyapımızda gerçekleştirdiğimiz çok önemli değişikliklerden sizlere kısaca bahsetmek istiyorum. Yeri gelmişken de dün kaybettiğimiz altyapı hocamız ve eski futbolcumuz Hikmet Çapanoğlu’na da Allah’tan rahmet ve sevenlerine sabırlar diliyorum. Biz, geride kalan dönemde futbol altyapımızda hem tesisleşme hem sistem hem de insan kaynağı anlamında kapsamlı bir dönüşüm süreci başlattık.

Fulya Hakkı Yeten Tesisleri’nde saha zemini, soyunma odaları, fizyoterapi alanları, analiz merkezleri ve eğitim odalarında önemli iyileştirmeler yapıldı. Birçok ileri seviye fizyoterapi ve performans cihazı devreye alınarak, oyuncularımızın fiziksel gelişimleri düzenli olarak takip edilmeye başlandı. Maç takip ve performans analizlerinde artık yapay zekâ destekli son sistem kameralar kullanıyoruz. Bu teknoloji sayesinde hem bireysel hem takım bazlı veriler anlık olarak analiz edilip, teknik ekibe geri bildiriliyor. Eğitim tarafında ise sporcularımızın okul performanslarından ders notlarına kadar tüm gelişim süreçleri dijital ortamda izleniyor.

Yeni devreye aldığımız sistem sayesinde; scouting, antrenman planlamaları, lisanslama ve raporlama süreçleri, altyapı istatistiklerinin arşivlenmesi artık tek merkezden yönetiliyor.

Bu sistemle birlikte antrenman verimliliği, performans takibi ve oyuncu gelişimi ölçülebilir hale geldi. Diyetisyen eşliğinde yürütülen yeni beslenme programıyla da oyuncularımızın fiziksel gelişimleri bilimsel olarak takip ediliyor. Ayrıca artık altyapıdaki sporcularımızda sayıya değil, potansiyele odaklanıyoruz. Beşiktaş A Takımı’nda forma giyme potansiyeli olan oyuncularımıza daha fazla süre ve gelişim imkânı tanıyoruz. Yapılan tüm bu iyileştirme ve geliştirme çalışmalarının maliyetlerinin tamamı da, kulübümüze hiç bir yük getirmeden yönetim kurulumuzun çabalarıyla karşılanmıştır. Ben emeği geçen tüm arkadaşlarıma huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.

Bu sene bize en umut veren konulardan birisi de basketbol takımlarımız. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz sezon 2 kulvarda birden final oynamıştık. Bu sezona da başlarken istikrarı korumanın yanında, hedeflerimizi de büyüttüğümüzü söyleyebilirim. Hedefimiz özellikle Avrupa Kupası’nı müzemize getirmek ve belki de seneye Euroleague’de mücadele edebilmek.

Bunun için yetenek seviyesini arttırdığımız yeni bir kadro mühendisliği yaptık. Bütçemizi dolar bazında %20 artırdık. Bunu sağlayabilmek için de daha yüksek sponsorluk gelirlerine ulaştık. GAİN ile yaptığımız anlaşmayla, geçtiğimiz yılki isim sponsorluğu rakamlarını geliştirdik. Ayrıca Boa Yatçılık anlaşmasını da daha yüksek seviyeye çıkardık. IGA ve Nesine sponsorlukları da eklendi. Taraftarlarımız da takımımıza inancını daha ilk günden gösterdiler ve satışa çıkarttığımız tüm kombineleri tükettiler. Bazı büyük maçlarımızı da Sinan Erdem’de oynayacağız ve bu şekilde ek tribün ve sponsorluk gelirleri elde edeceğiz. İnanıyorum ki, sezon sonunda geçtiğimiz yıl yaşadığımız sevinçlerin çok daha fazlasını hep birlikte yaşayacağız. Ben, oyuncularımıza ve teknik ekiplerimize başarılarla dolu bir sezon diliyor ve her zaman yanlarında olduğumuzu söylemek istiyorum.

Şimdi sportif konulardan projelerle ilgili konulara geçmek ve merakla beklediğiniz Dikilitaş projesi hakkında bilgiler vermek, gelişmeleri aktarmak isterim. Daha önce de söylediğim gibi; bir süre için sportif başarı hedeflerimizin yanında, adeta bir gayrimenkul şirketi gibi çalışmak durumundayız. Sportif faaliyetlerin dışındaki gelirlerimizi arttırmak, bu gelirleri sportif faaliyetlerimiz için kullanmak ve her geçen gün bu şekilde büyümeye devam etmek zorundayız. Başka türlü rakiplerimizle mali açıdan hiçbir şekilde mücadele edemeyiz.

Dikilitaş projesi bu işlerin ilki olacak. Şimdi izninizle sizlerle bu projedeki son durumu paylaşmak istiyorum. Sizlere çok güzel haberlerimiz var. Yapılan çalışmalar ve görüşmeler neticesinde, Dikilitaş projesi ilk planladığımız halinin üzerinde potansiyel taşıyan bir duruma gelmiştir. Gelir hedeflerimizi daha da büyütmeye çalışıyoruz. Biz rakamları telaffuz ederken biraz temkinli davranıyor olsak bile, uygulamaya geçtiğimizde gözümüzü hep en fazlasına dikiyoruz. Geçtiğimiz cuma günü de dün de ilgili bakanlarımız ile biraraya geldik.

Müjdesini vermek isterim ki, bugün itibariyle gereken imzaların hepsi atılmış durumdadır. Konu tamamen resmiyete dökülmüştür. Projemizle ilgili en ufak bir engel dahi kalmamıştır. Siz sağda solda akıllarınızı karıştırmak isteyenlere hiç bakmayın. Her şey tıkır tıkır ilerliyor. Böylesine büyük bir projenin, bu kadar kısa sürede bu seviyeye gelmesini mümkün kılan desteklerinden dolayı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a en içten şekilde teşekkür ediyorum. Beşiktaşımız için ortaya koyduğu kararlı duruş ve güçlü irade sayesinde bugün bu noktaya ulaşabildik. Beşiktaş camiası adına; göstermiş oldukları ilgi, destek ve katkılarından dolayı kendisine şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca projenin başından itibaren, bize aynı şekilde büyük destekler veren Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Murat Kurum’a, Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak’a ve kendilerine bağlı ilgili tüm bürokratlara da teşekkür etmek istiyorum. Proje kapsamında benimle birlikte gece gündüz uğraşan yönetim kurulu arkadaşlarıma da özel bir teşekkür ederim. Arkamda gördüğünüz üzere proje çizimleri, görselleri, herşey tamamlandı. Bakanlık proje maketimizi onayladı.

İşte gördüğünüz üzere Beşiktaşımız için durmaksızın çalışıyoruz. Dikilitaş projesini olabilecek en hızlı şekilde hayata geçirmek için adeta zamanla yarışıyoruz. Önümüzdeki hafta itibariyle de artık ruhsat aşamasına geçiyoruz. Belediye ruhsat işlemlerini de yıl sonuna kadar tamamlamak için uğraşıyoruz. Hedefimiz, önümüzdeki yılın 2. Çeyreğinde nakit akışını başlatmak. Tabii prosedürler nedeniyle bu tarihler biraz öne arkaya değişebilir. Ayrıca bu proje kapsamında tapusu kulübümüze kazandırılacak 4 dönümlük ilave kısımda da hiçbir sorunumuz kalmadığını bir kez daha vurgulamak isterim. Bu bölüm de projemize dahil edildi ve proje alanımız sizlere bahsettiğimiz gibi 20 dönüme tamamlandı. Söylediğim üzere, bu devirlerin yapılması için gerekli imzalar da bakanlık nezdinde atıldı. Bu arazilerin projeye dahil edilebilmesi karşılığında da Şişli’de Gençlik ve Spor Bakanlığımıza ait bir araziye yaklaşık 15.000 metrekareden oluşacak bir öğrenci yurdu yapacağız. Bu şekilde de daha önce hiçbir kulübün yapmadığı bir uygulamaya imza atmış oluyoruz. Kulübümüze tarihinin en değerli projesini kazandırırken, Türk sporunun birçok alandaki öncü kulübü olarak ülkemizin gençlerine de sahip çıkmış olacağız. Bu işler öyle hep devletimizden istemekle, birşeyler almakla olmuyor. Beşiktaş Kulübü yeri geldiği her zaman devletimizin yanında olmuştur.

Böyle bir tesisi Beşiktaş olarak gençlerimize hediye etmek de, camiamız için ayrı bir gurur vesilesi olacaktır. Umuyorum ki, onur duyarak yapacağımız bu uygulama diğer kulüplere de birer örnek oluşturur. Yeri gelmişken Ziraat Bankası ile ilgili de sizlere en doğru bilgiyi vereyim. Biliyorsunuz proje başında bankayı dahil etmek istemiştik ve genel prensiplerde mutabık durumdaydık. Fakat pazarlıklar ilerledikçe, onların arazimiz için yaptıkları değerlemeyi açıkçası pek beğenmedik ve biz yolumuza farklı çözümlerle ilerlemeye karar verdik. Kulübümüz için daha faydalı olacak çözüm ortaklarıyla devam edeceğiz. Yani bu durum Ziraat Bankası’nın değil, tamamen kulübümüzün iradesiyle şekillenmiştir.

Buradan Dikilitaşlı dostlarımıza da tekrar seslenmek isterim. Sizlere söylediğimiz her sözün arkasındayız ve bu tarihi projemize ilk kazmanın vurulduğu günden itibaren Fulya’daki sahamızı her gün 2 saat sizlere açacağız. Ayrıca söylediğimiz gibi projeye göre olabilecek en uygun yeri de yeni lokaliniz için ayıracağız.

Yetki kongresinden bugüne kadar verdiğiniz güvenin gereğini yerine getirebilmek için gece gündüz çalıştık. Çok şükür ki bugün artık somut bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Tekrar etmeye gerek yok, bu proje Beşiktaşımız için tam anlamıyla bir milattır. Hep birlikte, Beşiktaş’ımızın geleceğine değer katacak bir eseri hayata geçirmiş olacağız ve inşallah Dikilitaş’tan sonra yine bu büyüklüklerde farklı projelere de imza atacağız.

Dikilitaş projesine ilk kazmanın vurulmasıyla birlikte gündeme gelecek diğer bir konu da buradaki branşlarımızın faaliyetlerine nerede devam edeceği mevzusu. Ben bu noktada, konuyu Akatlar için çalışmakta olduğumuz projeye getirmek isterim. Basketbol salonumuzun olduğu bölüm dışında, Akatlar’da yaklaşık 20 dönümlük bir arazimiz bulunmaktadır. Burada bir halı saha, birkaç farklı ticari işletme ve gecekondular yer almaktaydı. Biz planlarımız doğrultusunda önce halı sahayı sonra da diğer ticari işletmeleri arazimizden tahliye ettik.

Bu alanların da yıkım, temizleme, moloz boşaltma ve sondaj işlemleri tamamlanmıştır. Geriye yapı kayıt belgeli konut olarak kullanılan işgalciler kaldı. Tabii ki bu alanlar, işgalci de olsa konut olarak kullanıldıkları için daha hassas davranmaya gayret ediyoruz. Diğer yandan da bu arazimize ait avan proje ve teknik hazırlıkları yapıyoruz. Gelecek sondaj raporuna göre projeyi tamamlayacağız ve Büyükşehir Belediyesi’ne onaya sunacağız. Proje ihale hazırlıklarını da devam ettiriyoruz. Bahsettiğim süreçler de tamamlanınca faz faz olacak şekilde hızlıca inşaasına başlayacağız.

Biz Akatlar’da bu çalışmamızı tamamlayınca burası adeta bir üsse dönüşecek. Basketbol ve voleybolun yanında, hentbol ve tekerlekli sandalye basketbol branşlarımızı da buraya taşımayı planlıyoruz. Ama bununla yetinmiyoruz. Amatör branşlarımız için tabir-i caizse ikinci bir üssü de Anadolu yakasında kullanıma hazırlıyoruz. Şimdi sizlerle bu müjdeyi de paylaşmak istiyorum. Sancaktepe’de yer alan ve toplam 21 dönüm arsa alanı üzerinde 9.250 metrekare kapalı alana sahip 2 farklı tesis, kiralama yoluyla Beşiktaşımıza kazandırılmıştır. Bu tesislerin birisinde 2.600 seyirci kapasiteli bir stadyum, nizami futbol sahası, tartan pist, 45 kişiye kadar hizmet verebilecek konaklamalı kamp binası, idari bina, fitness ve stüdyo alanları yer almaktadır.

Diğer tesisimizin içinde de 2.500 seyirci kapasiteli ve birçok branşımızın ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte çok amaçlı bir spor kompleksi, 40 kişiye kadar hizmet verebilecek konaklama alanı ve idari bölümler bulunmaktadır. Yakın zamanda Kadın Futbol takımımızın ana merkezi Sancaktepe’ye taşınacaktır. Ayrıca Atletizm, Güreş, Boks, KickBoks, Jimnastik, Masa Tenisi, Tekvando ve Satranç  branşlarımızın Anadolu yakası merkez faaliyetleri de bu tesislerde yürütülecektir. Bu tesisler bize branşlarımızın faaliyet ve konaklama giderlerinde maddi anlamda önemli tasarruflar sağlayacaktır. Ayrıca yine burada saydığım tüm branşlar için kurulacak spor okullarından elde edilecek gelirin tamamı da kulübümüze kalacaktır. Bu yeni tesisimizin de camiamıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. İnşallah bu tesislerdeki açılışlarını sizlerle hep birlikte gerçekleştireceğiz.

Buna ek olarak sizlere İzmir 9 Eylül Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bir çalışmadan da bahsetmek isterim. Bu projeyle 9 Eylül Üniversitesi spor kulübünü ve bağlı tüm tesisleri devralmış bulunuyoruz. Üniversitenin toplam 4 farklı kampüsünde yer alan 1 nizami futbol sahası, 2 halı saha, 3 basketbol sahası, 3 voleybol sahası, 2 jimnastik salonu, 2 yüzme havuzu ve 4 tenis kortu artık Beşiktaşımızın bu bölgedeki sporcuları için hizmet verecektir. Futbol, voleybol, basketbol ve jimnastik branşlarımıza 1 Temmuz’dan itibaren 250’ye yakın sporcu evladımız katılmıştır. Futbol altyapımızın bir şubesi de İzmir’de açılmıştır. Bu proje kapsamında görev yapan tüm akademi hocaları da düzenli olarak eğitim görmekte, denetlenmekte ve kulübümüz tarafından belirlenen metod ve programları uygulamaktadırlar. Ege bölgesindeki potansiyeli yüksek sporcuları tespit edip, Beşiktaşımıza kazandırmak için İzmir’i ve 9 Eylül Üniversitesi’ni seçtik. Bu iş birliğinin uzun yıllar önemli kazanımları olacağına inanıyoruz.

Hatırlayacağınız üzere Akaretler’deki B Blok için güçlendirme ihalesine çıkmış ve çalışmaları başlatmıştık. Bu çalışmalar 5 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı ve sıra kiralama sürecine geldi. Daha önce bahsettiğimiz gibi uzun süreli kiralamayı planlıyoruz. Zamanı geldiğinde bu konudaki gelişmeleri de camiamızla paylaşacağız. Bildiğiniz üzere Akaretler’de bizim için büyük manevi değeri olan bir de C Bloğumuz var. Bu binamızın bir katını Süleyman Seba müzesi yapacağız ve onun eşsiz anılarını bu müzede görselleştireceğiz. Gençlerimiz ve çocuklarımız için o günleri ve anıları yaşatacağız.

Bununla birlikte şimdi aramızda bulunan değerli divan üyelerimize de seslenmek istiyorum. Görüyorum ki yine özellikle ön sıralarda çok sayıda Divan üyemiz var. Kendilerine de buradan güzel bir haber vereyim. Biz bu binamızın bir diğer katını da sizin için yeniden düzenliyoruz. Ben kendimi bildim bileli Beşiktaş’ın akil insanları olan Divan Üyelerimiz hep bir lokal isterler. Gelmiş geçmiş yönetimler de onlara hep ‘Biz bunu yapacağız, halledeceğiz’ diye söylerler de söylerler. Şimdi biz Beşiktaş’ın hafızası olan büyüklerimizin bu isteklerini önemsiyoruz ve C Bloğun 2. Katını da Divan Lokali yapıyoruz. İnşallah güzel sohbetlerimize hep birlikte burada devam edeceğiz. Ayrıca başta gençlerimiz olmak üzere, tüm kongre üyelerimizi de düşündüğümüzü  söylemek isterim. Binanın çok güzel bir terası olan en üst katını da sizler için güzel bir kafe yapıyoruz. Kısmetse geçmişimizle geleceğimizi bir araya getireceğiz ve keyifli bir yer inşa etmiş olacağız. Ben buradan bu projeye olan katkısı için Ahmet Ürkmezgil’e çok teşekkür etmek isterim. Kendisi ve arkadaşları bu projenin mali yükünü üstlendiler. Ayrıca müze kısmını da birlikte projelendireceğiz. Sağ olsunlar var olsunlar. Yeri gelmişken tüm camiamın bilmesini isterim ki, bizim kapımız Beşiktaş’a katkı sağlamak isteyen herkese sonuna kadar açıktır. Elimizde hala sırasını bekleyen 10’larca büyüklü küçüklü proje mevcut. Çorbada benim de tuzum olsun diyen herkesi büyük bir heyecanla bekliyoruz. Bu vesileyle huzurlarınızda bunu bir kez daha vurgulamak isterim.

Söylediğim gibi finansal bağımsızlığımızın en önemli adımları gayrimenkul projeleri. Ama hisse senetleri ve sermaye arttırımları da kulüplerin bu alandaki önemli imkanları. Biliyorsunuz biz yakın zaman önce bir sermaye arttırımı sürecini geride bıraktık. Bu konuyu kulüp siyasetine çekenler, manipule edenler ve yönetim kurulumuza hakaret boyutuna ulaşan eleştirileri yapanlar oldu. Ben şimdi bu algıları yapmaya çalışan kişilere bir kez daha buradan anlatmak istiyorum. O günün şartlarında normalde bizim böyle bir sermaye artışı onayımız yoktu. Biz yaptığımız çalışmalarla bu onayı aldık. Kulübümüzün maddi durumlarını ve devasa faiz yükünü göz önünde bulundurarak, bu hakkı parçalara ayırmadan tek seferde kullanıp, Bankalar Konsorsiyumu anlaşmasından  çıkalım istedik. Maalesef ki diğer 3 camia bu konuyu bizim kadar bile duyurmamış ya da anlatmamış oldukları halde bu işleri hallederken, bizim camiamız farklı nedenlerle bu konuda bir refleks göstermedi. Bu konu özelinde benim için ‘Söz verdi, ama sermaye artışını yapamadı’ diyenlere söylemek istiyorum. Açıkçası koskoca Beşiktaş camiasının bu işte kalan 70 milyon euroyu toplayamayacağına asla imkan vermediğim için bu şekilde kesin konuşmuştum ben.

O yüzden ‘Bankalar konsorsiyumundan çıkıyoruz’ dedim. Eğer sermaye arttırımına katılım hakkıyla gerçekleşmiş olsaydı, bugün bambaşka şeyler konuşuyor olacaktık. Hatırlayacaksınız o günlerde dünya konjonktürü ve para piyasaları beklenmedik olumsuz gelişmelere maruz kalmıştı. SPK onayından sadece 2 gün sonra bu sahnelerde yumruklar havada uçuşmuş, camiamızda atmosfer bambaşka hale gelmişti. Ben o gün bu olan bitene rağmen ‘Aslolan Beşiktaştır’ diyerek sürece katılan tüm yatırımcılara da tekrar teşekkür ediyorum. Tekrar hatırlatmak gerekirse, herşeye rağmen bu süreci o günün kuruyla yaklaşık 35 milyon Euro gelir elde ederek tamamladık. Kulübümüzün sahip olduğu hisse oranını %19 artırdık. Bu oran, bugünün koşullarında 1.6 milyar  TL piyasa değerine tekabül ediyor.

Yani uygun prosedürleri yerine getirerek, uygun zamanda kullanabilmek üzere böyle bir değer şu anda cebimizde duruyor. Ayrıca bankalar konsorsiyumuna da önemli bir borç ödedik ve 1.4 milyar TL ile tarihimizin tek seferdeki en büyük borç ödemesini gerçekleştirdik. Bu şekilde tamamlanan bir sürecin ardından da yaptık bitti demedik ve bundan sonrası için de boş durmadık. Geçtiğimiz ağustos ayında kayıtlı sermaye tavanımızı 6 milyar TL’den tam 21.8 milyar TL’ye yükselttik ve yepyeni bir imkan daha yarattık. Yeri geldiğinde ve uygun piyasa koşulları oluştuğunda tekrar bu imkanımızı kullanabiliriz. Umuyorum ki; o gün gelince camiamız da işin önemine daha çok vakıf olacak ve çok daha aktif bir katılım sergileyecektir.

Hep dediğim gibi, bu tarz zamanlarda şu siyaset işini, şu’culuğu ya da bu’culuğu bir kenara bırakalım. İnanıyorum ki, Dikilitaş projesiyle ve yeniden sermaye arttırımlarıyla biz finansal özgürlüğümüzü mutlaka kazanacağız. Durmadan dinlenmeden bunun için çalışıyoruz. Merak etmeyin, bu söylediklerimin hepsini yapıcam ben. Bunları yapmadan da başkaları gibi kaçıp gitmeyeceğim. Beşiktaşlı asla pes etmez ve Beşiktaş bunu da başarır, bundan kimsenin bir tereddütü ya da kuşkusu olmasın.

Artık önümüze bakmamız ve pes etmeden çalışmaya devam etmemiz lazım. Bu nedenle ben artık bir kez daha önceki yönetimde olan yok çok başlılıktı ya da kalkışmaydı, yok sahte imzalardı ya da itibar kaybıydı, yok kurulan troll ordularıydı gibi konulara tekrar tekrar girmek istemiyorum. Defalarca konuşuldu bunlar. Camiamız da gerekli değerlendirmeleri yaptı ve kendilerine de notlarını verdi. Ama bununla birlikte, geçtiğimiz basın toplantısında zamanımız el verdiği ölçüde sizlere bahsettiğimiz bir konuya değinmek mecburiyetindeyim. O günden bugüne bize gelen ısrarlı sorulardan net şekilde gördük ki, bu Muci ve Musrati konusunu camiamızla daha detaylı bir şekilde paylaşmamız lazım. Kimseyi asla herhangi bir şeyle ilgili itham etmiyorum, bunun açık bir şekilde bilinmesini isterim. Ama görevim ve sorumluluğum gereği camiamla bu konuları şeffaflıkla paylaşmak zorundayım. Sayın Arat, bu konuyu gündeme getirdiğim için geçtiğimiz günlerde bana bir ihtarname göndermiş. Avukatları aracılığıyla uygun bir dile getirip bu konuları anlatMAMAmı istemiş. Ama ben bu camianın başkanıyım ve kendisi ne derse desin bu konu hakkında bize gelen yüzlerce soruyu cevapsız bırakma gibi bir lüksüm yok. Ayrıca bu konuyu camia gündemine taşıyanın Beşiktaş Denetim Kurulu olduğunun da altına çizmek isterim. Kulüpler, farklı bankalar ya da finans kuruluşlarına alacak devir işlerini zaman zaman gerçekleştirilebiliyorlar. Bunlar futbol piyasası içerisinde zaman zaman olan işler. Bu konuyu ben şahsen eleştirmiyorum. Tekrar ediyorum, bunlar zaman zaman olabilen uygulamalar. Yarın öbür gün bizim aldığımız futbolcularda da bu olabilir. Ama denetim kurulumuz tarafından yapılan tespitler işin sadece bu tarafıyla ilgili değil. Hazırladıkları raporlarında sayfalarca bu konuya değinmişler.

Koskoca Beşiktaş kulübünün Denetim kurulu bu konuyu önemsemiş ve inceleme ihtiyacı duymuş. Hazırlanan raporda ayrıntılı şekilde ele alındığı üzere; bu transferlerin baştan sona işleyiş şekilleri, yaşanan tesadüfler, saklanan bilgiler belgeler ve soruların cevapsız bırakılması gibi konular var. Evet Denetim kurulumuz, dönemin başkanına yani sayın Arat’a 28 Ocak 2025 tarihinde bazı yazılı sorular sormuş, ama malesef bir cevap da alamamış.

Keşke bana bugün bu ihtar yazısını göndermek yerine, o gün denetim kurulunun yazılı sorularına cevap verseydiniz de süreç başka şekilde ilerleseydi’ diye söylerler insana. Ben şimdi yorumsuz olarak bu 2 transfer için de süreci detay detay sizlere anlatıyım.

Denetim kurulumuz hazırladığı raporunda bu konu özelinde kendi tabirleriyle ‘Hayatın Doğal Akışına Aykırı’ unsurlar bulunduğunu belirtmiştir. Hatta bu transferlerle ilgili bölümlerde “Arka kapı ödemesi riski” ifadesine de raporunda ayrıca yer vermiştir. Bu tabirleri ben söylemiyorum, denetim kurulumuz ilgili raporunda kullanmış. Ben kendilerinden alıntıladım. Yalnız bu tespiti sadece fona devir mevzusu nedeniyle yapmamışlar. Bu 2 transferi ve kendi içlerindeki süreçlerini ayrı ayrı değil de bir bütün olarak değerlendirirsek, tüm süreçlerini toplu şekilde ele alırsak Denetim Kurulumuzun bu ‘Hayatın Doğal Akışına Aykırı Olma’ tabirini neden ısrarla kullandığını anlayabiliyoruz. Konuyu baştan sona genel bir şekilde tekrar edelim: Her 2 transfer de kış transfer penceresinin son günü takımımıza katılmıştır. Her 2 transferin de ilk resmi teklifleri ve sözleşme günlerinin tarihleri aynıdır. Bununla birlikte, her 2 transfer için gönderilen resmi tekliflerde de yetkili hiç kimsenin imzası bulunmamaktadır. Her 2 transfer için de geçmişte gördüğü bonservis tutarlarının çok çok üzerinde anlaşmalar yapılmıştır.

Her 2 transferde de kulübün o zamanki sportif direktörü, teknik heyeti ya da farklı bir profesyoneli sürece dahil edilmemiş ve hatta hiçbir aşamada kendilerine haber dahi verilmemiştir. Zamanında çok güvenerek ve yüksek yetkili görevler vererek göreve getirilen sportif direktörümüz, her 2 transferden de haberi olmadığını ama sonradan değerlendirdiğinde de bütçe / performans bakımından olumsuz görüşleri olduğunu beyan etmiştir. Dönemin teknik direktörünün, bu paralara bu oyuncuların nasıl alınmış olduğuna dair şaşkınlık ifade eden sözleri medyada  çokça yer almıştır. Yani rapora göre sportif açıdan değerlendirme, pazarlık ve görüşme aşamalarının tamamı sadece dönemin başkanı tarafından tek başına gerçekleştirilmiş, sadece son prosedür görüşmelerine dönemin 2. Başkanı dahil edilmiş ve son anda kulüp çalışanlarına ‘Sözleşme işlerini halledin’ denmiştir. Ve sonuç olarak her 2 transfer için de, ilgili kulüpler alacak haklarının önemli bir kısmını 3. ülkelerdeki özel fonlara devretmişlerdir. Her 2 alacak devrinde de bu oran, yüzde 60 ve üzerindedir. Ve belki de bu saydıklarımın hepsinden daha önemlisi; denetim kurulumuzun raporunda belirttiği üzere, bu bilgi ve belgelerin dönemin yönetim kurulu tarafından kendilerinden saklanmış olmasıdır. Tekrar ediyorum; dönemin başkanı, Denetim kurulumuz tarafından konuyla ilgili olarak kendisine yazılı olarak sorulan soruları da cevapsız bırakmıştır. Bu bahsettiklerimin tamamı Denetim kurulunun ilgili raporunda yer alan tespitlerdir. Açıkçası üstüste denk gelen tüm bu tesadüflerin üzerine, bir de tüzüğümüz gereği de vermek zorunluluğunuz olan bu bilgileri sakladığınız için bile o rapora o soru işaretini düşürürsünüz. Ayrıca konunun hayatın akışına aykırılığını gösteren bir notu da ben ilave etmek isterim. Sayın Arat’ın bana göndermiş olduğu ihtarnamenin bir de ekli dosyası var. Bu dosyada konunun gündeme getirilmesiyle ilgili Legia Varşova kulübü tarafından gönderilen bir yazı bulunuyor. Bu yazıda, görevde olmayan eski başkanımıza ‘Bu transferle ilgili mali ve idari ayrıntıları RESMİ olarak olarak birlikte teyit edelim’ demişler. Ben şimdi Sayın Hasan Arat’a sormak zorundayım. Hani bana gönderdiğiniz ihtarnamede bu işler hayatın akışına çok ama çok uygun demişsiniz ya. Şu ana kadar konuyla ilgili saydığım herşeyi de toplu şekilde aklınızın bir köşesinde tutarak üzerine düşünün şimdi. Sizce bu yazının; açıklamaları yapan ve muhattap oldukları kulübün başkanına, yani bana değil de, şahsınıza gönderilmiş olmasının ve ‘Biz RESMİ yazıyı Beşiktaş kulübü yerine sana yollayalım, sen de kulübe iletiver’ denmesinin, gerçekten olağan akışa çok uygun olduğunu mu düşünüyorsunuz? Şimdi kimse de kalkıp bana bu işleyişin, kulüpler arası resmi prosedürlerin genel akışına uygun olduğunu falan da iddia etmesin. Bir kez daha kimse kendi döneminde olan biteni örtmek için, camiamızın aklıyla dalga falan geçmesin. Ben bu konu üzerindeki tüm çelişki ve tesadüfleri; Beşiktaş camiasının futbol, finans, hukuk alanında yetkin olan tüm akil ve sağduyulu insanlarının ve ayrıca dişlerinden tırnaklarından arttırarak Beşiktaş’a katkıda bulunmaya çalışan bütün Beşiktaşlıların takdirine bırakıyorum. Ayrıca konuyla ilgili tüm bilgi, belge ve dosyaları da savcılığa ilettiğimizi belirtmek istiyorum. Ben konuyu şu ana kadar gelinen tüm süreçleriyle birlikte sizlere aktardım.

Benim hiçbir konuda sizlerden gelen soruları cevapsız bırakma gibi bir hakkım ve bir lüksüm bulunmamaktadır. Ama camianın başkanı olarak Beşiktaşımızın gündemini artık sadece saha içine odaklama sorumluluğum fazlasıyla bulunmaktadır. Ne mutlu ki bugün de Beşiktaş camiasına alnımız açık bir şekilde 10 aylık sürede yaptıklarımızın hesabını veriyoruz. Bu zamana kadar doğru yaptıklarımız olduğu gibi, eksiklerimiz de muhakkak olmuştur. Ama Beşiktaş’a karşı yanlışımız asla olmaz. Ben bugün bu kürsüden bir kez daha sizlere bazı şeylerin garantisini veriyorum! Ben Beşiktaş’ı karşılığı yaratılmamış hiçbir mali yükün altına sokmayacağım! Ben Beşiktaş ile iş ilişkisine ve ticari bir konuya asla girmeyeceğim!

Beşiktaş’ın hakkını, hukukunu, itibarını kendi bildiğim metodlarla sonuna kadar koruyacağım!

İhalesiz yapılan işler, usulsüz uygulamalar, sahte imzalar, liyakatsiz kadro ve teşkilatlanmalar artık Beşiktaş ile anılmayacak. Bu kutsal görevi bizden sonrakilere teslim ederken de alnım açık, başım dik, vicdanım rahat bir vaziyette burada olacağım. 60 senelik bir taahhüt firmasının sahibi olarak, bugüne kadar Türkiye sınırları içinde kesilmiş tek 1 kuruş faturam bulunmamaktadır. Benim bu makamda olmak istememin tek nedeni, Beşiktaş’ıma koşulsuz şartsız hizmet etmek gayesidir. Tek beklentim Beşiktaş’ın iyi olmasıdır. Ben günü gelip görev sürem bittikten sonra da kongrelerde, tribünlerde aranızda olacak, ömrüm boyunca taraftarlık duygusunu sizlerle birlikte yaşayacağım. İşte bu yüzden hazır elimizde fırsat varken, görevimiz devam ediyorken, yakışıksız işlerin, canımızı sıkan konuların tamamen Beşiktaş’ın gündeminden düşmesi için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Bu nedenle şimdi sizlerle konuşmamın başlarında atıfta bulunduğum çok çok önemli bir konuyu paylaşmak istiyorum.

Şimdi sizlere aktaracağım konu, sadece Beşiktaş’a hizmet etmek niyeti olan insanların bu görevlere talip olabilmesi için bir milat olacaktır. Bir dönüm noktası olacaktır. Beşiktaş’a hiç yakışmayan hadiselerin bir daha gündeme dahi gelmemesi adına bir garantör olacaktır.

Beşiktaş’ın tüzüğü sadece bir yazılı kurallar bütünü olmaktan ibaret değildir. Tüzüğümüz bizim kimliğimiz, anayasamız ve hatta omurgamızdır. Beşiktaş gibi 122 yılı aşmış; onurla, gururla, emekle ve mücadeleyle büyümüş bir çınar için tüzük; dün ile bugünü, bugün ile yarını birbirine bağlayan kutsal bir köprüdür. Tüzük bizi keyfilikten korur! Tüzük; kulübü kişilerin değil, ilkelerin yönettiği bir yapıya dönüştürür. Yani tüzük bizim garantimizdir. İşte şimdi biz bu garantiyi daha da belirgin hale getirmek için çok büyük bir adım atıyoruz. Tüzüğümüzde 2 tane önemli değişikliğe gidilmesi için çalışmalarımızı hazırlıyoruz.

Bugün sizlere bahsedeceğimiz bu değişiklik önerileriyle, öncelikle bizler-yani bu yönetim ve bizden sonra görev alacak tüm yönetimler için tarihi bir adım atıyoruz. Artık kulübümüzün finansal disiplini bir tercih değil, bir zorunluluk haline geliyor. ‘Bütçe disiplini’ kavramını bir hayal olmaktan çıkarıp, kulübümüzün tüzüğüne kazıyoruz. Bu şekilde ‘Bütçe disiplini’ bu kulübün kuralı, zorunluluğu ve namusu haline geliyor. Buna göre; biz dahil bundan sonra görev alacak her yönetim, kendi döneminde gelirlerinden fazla harcama yapması halinde şahsi malvarlıklarıyla sorumlu olacaktır. Evet, yanlış duymadınız! Biz bu koltuklarda otururken gelirlerimizden fazla harcama yaparsak, o açığı kendi cebimizden kapatacağız. Yani, görev süremizin sonunda bu şekilde bir açık verilirse, o farkı kendi cebimizden kulübümüze koyarak bu koltuklardan ayrılma sözünü huzurlarınızda veriyoruz. Biz dahil bundan sonra kim gelirse gelsin, bu kulüpte artık hiçbir yönetim ‘Ben parayı harcıyım, nasıl olsa birileri halleder’ diyemeyecek. Kimse Beşiktaş’ın parasıyla kendi şovunu yapamayacak.

Genel kurulumuz olarak sizler bu değişiklik önerimizi kabul ederseniz, bundan böyle, bu kulüpte görev alacak her yönetim, bu bilinçle oturacak ve bu sorumlulukla hareket edecektir.

İşte konuşmamın başından itibaren söylediklerimin, tüm iddialarımın ve sözlerimin en büyük ispatı budur! Bu, benim camiama verdiğim sözüm, taahhüdüm ve onurumdur. Biz inanıyoruz ki; Beşiktaş’ı büyük yapan sadece kupalar değil, dürüstlükle ve hesap verilebilirlikle yönetilmesidir. Bu anlayışla çıktığımız bu yolda da bir dönüm noktasına birlikte imza atmak istiyoruz. Ve bu tarihi değişikliği hayata geçirebilmek için desteklerinizi rica ediyoruz.

Şimdi bu vizyonumuzu tamamlayan diğer önemli bir maddeye geçmek istiyorum. Burada da, tıpkı önceki maddede olduğu gibi, önce kendimizi ortaya koyuyoruz. Biliyorsunuz, olağan seçimli genel kurullarımız normal şartlar altında 3 yılda bir yapılıyor. Tüzüğümüzde böyle yazıyor. Ama gelin hep beraber gerçeklere bir bakalım. Süleyman Seba’dan bugüne tam 25 yıl geçmiş. Ve biz bu 25 yılda tam 16 kere seçim yapmışız! Yani neredeyse her 1 buçuk yılda bir sandık kurmuşuz! Bunların bir kısmı olağan seçimler olmuş. Ama ayrıca istifalar, güven tazeleme ya da yönetim kurulu değiştirme seçimleri de dahil çok sayıda olağanüstü seçime de gitmişiz. Ama gerçekler değişmemiş. Beşiktaş camiası son 25 yılda 16 kere seçime gitmiş. İşte biz bu tabloyu görmezden gelmek yerine, bu durumu analiz ettik ve dedik ki: ‘Gerçek tabloya uygun, daha adil bir düzenleme yapalım.’ Bu yüzden, yapmayı planladığımız tüzük değişikliğiyle yönetimlerin görev süresini 3 yıldan 2 yıla indirmeyi öneriyoruz. Doğru duydunuz. Kendi görev süremizden de bu şekilde 1 yıl eksiltiyoruz. Bu değişiklik, öncelikle bir samimiyet sınavıdır. Daha da önemlisi başlı başına bir başarı sınavıdır. Biz diyoruz ki; Kim bu camianın güvenini 2 yıl içinde kazanamıyorsa, 3. Yılı zaten haketmiyor demektir! 2 yılda başarılı oldun oldun, olamadıysan kararı camia versin! Biz kendimize güveniyoruz.

2 yılın sonunda başarılı olup olmadığımıza karar verecek olan zaten sizlersiniz. Bu değişikliğin; camiamızı yıllardır yoran, sürekli olağanüstü seçim atmosferine götürmeye çalışanların aradığı ortamı da ortadan kaldıracağına inanıyoruz. Maalesef yıllardır her daim süregelen, 3 yılı beklememek için ortalığı karıştırma çabası içinde olanların da önüne engel olacağına inanıyoruz. Son zamanlarda ayyuka çıkan pusu kültürünün sona ereceğine inanıyoruz. Olağanüstü kaosların olmadığı, suni karışıklıkların yaratılmadığı bir dönemin başlangıcı olacağını düşünüyoruz. Ve işte bahsettiğim bu 2 tarihi değişiklik maddesini içeren tüzük tadilini de, en kısa zamanda onay için sizlerin huzurunuza getirmeyi planlıyoruz.

Samimiyetimizi sizlere anlatmak için de, bu değişiklikleri öncelikle kendimizi bağlayarak yapıyoruz. Bu niyetimizi Divan Başkanlığı seçimi sonuçlanıncaya kadar paylaşmama kararı almıştık. Seçimden hemen sonra da kendilerine ilettim. Konuyla ilgili bir danışma kurulu kurulacak ve ortak akılla bu maddeler düzenlenecek. Belki çok daha kapsamlı bir tüzük tadili de yeri gelince yapılır. Ama biz işi çok genişletip, aylarca çözüme ulaşmayı bekleyecek bir hale getirmek istemiyoruz. Bahsettiğimiz bu 2 ama en fazla 3 maddeyi en kısa sürede hazırlayıp, gerekli prosedürleri de tamamlayıp sizlerin onayınıza getireceğimizi buradan ilan ediyoruz. Camiamız için hayırlı kararlar olmasını da can-ı gönülden temenni ediyoruz.

Bugün derbi günü. Dakikalar ilerledikçe benim de sizler gibi heyecanım artıyor. Ben öncelikle sakatlıksız ve adil bir karşılaşma olmasını diliyorum. Oyuncularımıza, teknik heyetimize ve taraftarımıza sonuna kadar güveniyorum Buradan karşılaşmayı yönetecek tüm hakemlere özellikle sesleniyorum. Lütfen adil olun ve sadece gördüklerinizi çalın! Vicdanınızla maç yönetin! Kararlarınızı verirken sahada mücadele eden futbolcuların, tribünlerde ve ekranlarda yürekleri çarpan taraftarların ve sorumluluk taşıyan yönetimlerin alın terleriyle oynamayın. Adalet tesis edildiği takdirde Beşiktaş, özellikle büyük taraftarı önünde oynayacağı her maçın favorisidir, her rakibi mağlup edecek kalite ve mücadeleyi gösterecektir. Evet, belki istemediğimiz puan kayıpları sonrası bu maça çıkıyoruz. Evet, derbiler de her zaman ayrı zorluklar barındırır. Ama Beşiktaş her zaman zorları sevmiş ve tüm zorluklar karşısında tek vücut olmuş ve dimdik ayakta kalmıştır. Bizim gücümüz sadece sahadaki 11 oyuncumuzdan değil; tribünde, sokakta, ekran başında Beşiktaş diye haykıran siz büyük taraftarımızdan gelir.

Bugün de oyuncularımız, sahada o kutsal formayı giyerken sizin sesinizi, nefesinizi, inancınızı hissedecekler. Bu akşam tribünde tek ses ve tek yürek olalım. Centilmenlik sınırları içinde, yaratacağımız atmosferle sahayı rakibimize dar edelim. İnanıyorum ki bugün 3 puanı alan taraf biz olacağız.

Bugün Beşiktaşımızın mali genel kuruluna katılan; Beşiktaş için zamanını, emeğini ve yüreğini koyarak gelen, Beşiktaşımıza sahip çıkan hepinize tek tek çok teşekkür ederim. Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Aslolan Beşiktaş’tır.”

Denetim Kurulu Başkanımız Gökhan Tiryaki ile Denetim Kurulu Üyemiz Özgür Şentürk, hazırladıkları raporu Kongre Üyelerimizle paylaştı.

Raporların görüşülmesinden önce kulübümüz üyesi Hasan Arat hakkında verilen 1 yıl süreli geçici çıkarma disiplin yaptırımı, Beşiktaş Jimnastik Kulübü tüzüğünün 51.7 hükmü uyarınca görüşüldü ve genel kurulun oyuna sunuldu. Disiplin yaptırımı, oy çokluğuyla kabul edildi.

Raporların görüşülmesinin ardından ibra oylamasına geçildi.

01.06.2024-29.12.2024 tarihleri arasında görev alan Yönetim Kurulu, idari ve mali bakımlardan oy çokluğuyla ibra edilmedi.

29.12.2024-11.05.2025 tarihleri arasında görev alan Yönetim Kurulu, idari ve mali bakımlardan oy çokluğuyla ibra edildi.

11.05.2025-31.05.2025 tarihleri arasında görev alan Yönetim Kurulu, idari ve mali bakımlardan oy çokluğuyla ibra edildi.

01.06.2025-31.05.2026 mali yılı güncellenen konsolide bütçesi okundu, görüşüldü ve oy çokluğuyla kabul edildi.

2025 Yılı Olağan İdari ve Mali Genel Kurul Toplantısı, dilek ve temennilerin ardından sona erdi.