Yavru Kartal dergimizin Fun Club Üyeleri Beyza Eyüboğlu ve Doğay Adalı sordu, Hentbol Takımımız’ın başarılı antrenörü Müfit Arın yanıtladı...
Ben Beyza Eyüboğlu... 10 yaşındayım... Bostancı İlköğretim Okulu’na gidiyorum ve 4. sınıf öğrencisiyim. En sevdiğim ders Fen Bilgisi... Büyüyünce çok iyi bir veteriner olmak istiyorum. Doğuştan Beşiktaşlı’yım. Voleybol oynamayı çok seviyorum.Ben Doğay Adalı... 9 yaşındayım... Evrenos İlköğretim Okulu’na gidiyorum ve 3. sınıf öğrencisiyim. En sevdiğim ders Beden Eğitimi. Büyüyünce ne olacağıma henüz karar veremedim. Şarköy’de oturduğum için Beşiktaş’ı ve maçlarını televizyondan takip ediyorum. Kayak yapmayı çok seviyorum.
Biz Yavru Kartal Fun Club Üyeleri olarak Erkek Hentbol Takımımız’ın tecrübeli ve başarılı antrenörü Müfit Arın’ı Beden Eğitimi öğretmenliği yaptığı Darüşşafaka Lisesi’nde ziyaret ettik ve çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. İşte hocamıza sorduğumuz sorular ve onun bize verdiği yanıtlar...
Doğay Adalı: Hentbola nerede ve nasıl başladınız?
Müfit Arın: Hentbola ortaokul 3. sınıftayken başladım. Beden Eğitimi öğretmenimiz bu sporu Türkiye’ye ilk getirenlerdendi ve hentbol okulumuzda oynanan ana spordu. Ben de öğretmenimin teşvikiyle hentbola başladım ve iyi ki de başlamışım.
Beyza Eyüboğlu: Beşiktaş Hentbol Takımı’nın antrenörü olmak nasıl bir duygu?
Müfit Arın: Beşiktaş, her zaman üç büyükler arasında amatör branşlara en çok önem veren kulüp. Beşiktaşlı olmaktan da, Beşiktaş’ta çalışmaktan da gerçekten gurur duyuyorum.
Doğay Adalı: Unutamadığınız maç var mı?
Müfit Arın: Unutamadığım epey maç var ama sonuncusunu söyleyeyim. Bu sezon Challenge Kupası’nda Avusturya’nın HIT Innsbruck takımıyla oynadığımız ilk maçta bir sayıyla yenilmiştik. Ardından burada yine bir sayı ile yenip bir üst tura çıktık ve yarı finale giden yolda önemli bir adım attık. Bu benim için çok önemliydi. Çünkü ben hep “Final oynayacağız” diyordum. Gerçi yarı finalde elendik ama başarıya giden yolda en önemli basamaktı Innsbruck maçı.
Beyza Eyüboğlu: Kötü oynayıp kazandıklarında hentbolculara nasıl tepki veriyorsunuz? Amaç iyi oynamak mı yoksa kazanmak mı?
Müfit Arın: Sporda her zaman “iyi oynayacaksınız” diye bir kural yok. Önemli olan kötü oynadığın vakit bile kazanmak. Sporcularımla konuşmak için her maçtan sonra bir gün geçmesini bekliyorum. Bir gün geçtikten sonra yapılan yorumlar daha mantıklı oluyor.
Doğay Adalı: Hentbolda, ezeli rakiplerimiz Galatasaray ve Fenerbahçe’nin eksikliğini hissediyor musunuz?
Müfit Arın: Fark edilmez mi... Bu kulüplerin de taraftar gruplarını salonlara çekmek rekabeti daha da artırır. Rekabetin olduğu yerde de güzellikler beraberinde gelecektir. Beşiktaş bu konuda öncü ve hentbolun lokomotifi olduğu için kıvançla söz ediyoruz ve övünüyoruz.
Beyza Eyüboğlu: Sizin gibi antrenör olmak isteyenlere neler söyleyebilirsiniz?
Müfit Arın: Türkiye’de yaşamlar genelde tesadüfler üzerine kurulu. Ben de sporcu olmayı istiyordum ama antrenör olmak pek aklımdan geçmiyordu. Ama Spor Akademisi’ni kazandıktan sonra olayları daha farklı irdelemeye ve değerlendirmeye başladım. Sonuçta sporculuğun bir gün biticeğini ve bittikten sonra da ne yapabileceğimi düşündüm.
Tahmin ediyorum antrenörlük yapmayı ilk olarak 28-30 yaşlarımdayken düşündüm. Özellikle çalıştığım antrenörleri izledim. Bakış açılarını, değerlendirmelerini, maçı nasıl yönettiklerini devamlı gözlemledim. Bunun okulunu da okumuştum ve altyapıdan itibaren çalışmaya başlayarak bugünlere geldim. Benim için geç yapılan bir plandı. Hayatınızda nereye gideceğinize ortaokul yaşlarındayken yavaş yavaş karar vermenizin sizin için daha faydalı olacağını düşünüyorum. Geç ama güzel bir karardı benim için.
Doğay Adalı: İmkanınız olsa yurt dışından hangi hentbolcuyu getirirdiniz?
Müfit Arın: Almanya’nın Kiel takımının kalecisi Omeyer ile Fransız hentbolunun sol oyun kurucusu Karabatic’i Türkiye’ye getirmek isterdim. Kiel, şu anda dünyanın en iyi hentbol seyircisine sahip takımlarından... Her maçını 10-15 bin kişiye oynuyor.
Beyza Eyüboğlu: Takımda hata yapan birine nasıl tepki veriyorsunuz?
Müfit Arın: Maçta hata yapıyorsa kenara çağırırız ve yerine başka bir arkadaşını sokarız. Oyuncuya da yaptığı hataları anlatıp, bir daha aynı hataları yapmamasını isteriz. Sonuçta o da bir insan ve hata yapabilir. Biz de yönetirken hata yapabiliyoruz. Önemli olan hataların art niyetli olmaması.
Doğay Adalı: Beşiktaş’ın bu sezon Avrupa’da yarı final maçı oynadığını ve geçen sezonun şampiyonu Romanya takımına elendiğini biliyoruz. Sizce Romanya takımının hentbolda bu kadar başarılı olmasının sebepleri nelerdir?
Müfit Arın: Evet, elendiğimiz takım Resita, geçen sezon ve bir önceki sezon Avrupa Kupası’nı aldı. Avrupa’da spor, bir kültür. Türkiye’den farklı olarak bütün branşlar aynı derecede seyirci potansiyeline sahip. Spor, tüm insanların hayatında sosyal aktivite olarak var. Boş zamanlarında her türlü sporu yapıyorlar ya da ailece gidip bir maçı seyrediyorlar. Resita şehir olarak da, hentbolun ana şehri. Bu şehirde tüm yoğunluk hentbola verilmiş. Biz de mücadele ettik ve final oynamak isterdik ama onlar bizden daha profesyonel ve bir adım önde olduklarından dolayı elendik. Ayrıca Avrupa’da sporcular, profesyoneller. Yani yaşamlarını sürdürmek için başka bir mesleği yapmak zorunda değiller. Ama Türkiye’nin şartları çok farklı. Mesela ben öğretmenliği ve antrenörlüğü beraber yürütüyorum.
Beyza Eyüboğlu: Bazen maçları kaybettiğinizde sporcularınıza “Canınız sağolsun” mu diyorsunuz yoksa başka bir tepki mi gösteriyorsunuz?
Müfit Arın: Sporda üç netice vardır; galibiyet, mağlubiyet ve beraberlik. Tabii ki Beşiktaş gibi bir kulübün takımının başında olduğunuz zaman galibiyet ve şampiyonluktan başka bir şey düşünülmüyor. Hedefiniz hep yüksek ve çıktığınız yerde kalmak zorundasınız. Genelde mağlubiyetleri az yaşadığımız için sporcularımıza bir tepki göstermiyorum. Bir gün sonra oturup, mağlubiyetin sebeplerini konuşuyoruz ve bir dahaki maça aynı hataları yapmamaya çalışıyoruz.
Doğay Adalı: Aynı zamanda Beden Eğitimi öğretmenisiniz. Benim annem de Beden Eğitimi öğretmeni ve inanılmaz bir temposu var. Siz iki işi nasıl bir arada yapıyorsunuz?
Müfit Arın: Çalıştığım okulun ve kulübümün hoş görüleriyle dengeyi sağlıyorum. Ama elbette yüksek bir tempo oluyor. Mesela bugün saat 7.30’da güne başladım. Saat 17.00’ye doğru okuldaki işim bitecek. Salona gideceğim ve 18.00’de sporcularımla bir araya gelip maçla ilgili gerekli konuşmaları yapacağız. 19.00’da maç başlayacak ve muhtemelen 21.30 gibi eve gideceğim. İki gün aynı tempo olacak. Üçüncü gün üç saat derse girdikten sonra Ankara’ya gideceğiz. Dördüncü gün bir maçımız daha var. İki tarafı da ihmal etmeden aynı ciddiyet ve aynı önemle çalışıyorum. Zor ama güzel...
Beyza Eyüboğlu: Antrenör olarak hangi okulları okudunuz?
Müfit Arın: Liseden sonra İstanbul Spor Akademisi’ne gittim. İki yıl sonra adı Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi oldu. Yani hem antrenörlük hem öğretmenlik formasyonu veren bir okul pozisyonuna geldi. Üniversiteden mezun olduktan sonra çeşitli kademelerde seminerler gördüm. Şu anda dördüncü kademe antrenör seminerine sahibim. Seminerler, kitaplar, dökümanlar ve oynadığımız maçlarla her sene kendimizi biraz daha geliştiriyoruz.
Doğay Adalı: Maçlarda geçen ilginç bir anınız var mı?
Müfit Arın: İki ya da üç sezon önce eksik kadroyla İspanya’ya maça gitmiştik. Maç sırasında çok çaresiz kaldığım anlar oldu. Sadece olayları kendi haline bırakmak zorunda kaldım.
Böyle bir durumda kenarda olmak ve çözüm bulamamak gerçekten çok zordu.
Beyza Eyüboğlu: Hentbola başlamak isteyen arkadaşlarımız nerelere başvurmalılar?
Müfit Arın: Türkiye’de hentbola genelde okullarda öğretmenlerin yönlendirmesiyle başlanıyor. Mesela ben öğrenclerimi yetiştirdikten sonra Beşiktaş’a ya da başka kulüplere kanalize ediyorum. Hentbolu branş olarak tercih eden okullara giderlerse onlar için daha kolay olur.
Doğay Adalı-Beyza Eyüboğlu: Teşekkür eder, başarılar dileriz.
