HABERLER

31.12.2008

“Taraftarımızın Desteği Beni Gururlandırdı”

Beşiktaşlı Gazeteci Turgay Demir ile Başarılı Futbolcumuz Ekrem Dağ Beşiktaş Dergisi için Buluştu.

Beşiktaş Dergisi’nde dev bir buluşma daha... Spor yazarı olarak Fotomaç Gazetesi’nde görüşlerini kaleme alan Turgay Demir ile başarılı futbolcumuz Ekrem Dağ’ı BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde bir araya getirdik.
T.Demir: Beşiktaş’a gelişinden başlayalım sohbetimize...
E.Dağ: Beni Beşiktaş’ın istediğini ilk olarak gazetelerden okudum. Henüz kimse benimle görüşmemişti. Tabii ki çok gururlandım ve çok sevindim. Ama haberleri okuyunca da hemen bu iş olacak gözüyle bakmadım. Bir de Antep bonservis bedelini yüksek tutuyordu. Hatta bir ara “kesin olmayacak” diye düşünmeye başlamıştım. Sonunda oldu ve çok sevindim.
T.Demir: Seni kim arayıp haber verdi?
E.Dağ: İlk önce menajerim aradı, ardından da Sinan (Engin) Abi.
T.Demir: Seni aradıkları gece uykusuz kalmışsındır o zaman...
E.Dağ: Tabii... Babamlarla, çocuklarla Çeşme’de tatildeydik. Tam da umudu kesmişken İstanbul’dan telefon edip, imzaya çağırdılar. O gece babamla sevinçten sabaha kadar uyumadık.
(Röportaj yaptığımız odaya gelen Batuhan Karadeniz, gülerek Turgay Demir’den Ekrem’e gerçek ismini sormasını istedi.)
T.Demir: Peki, Batuhan’ın sorusunu da soralım. Gerçek ismin nedir Ekrem?
E.Dağ: Ekrem Hayyam Dağ...
T.Demir: Hayyam çok güzel bir isim...
E.Dağ: Evet, Ömer Hayyam’dan geliyor zaten. Annem “Hayyam” demek istiyordu ama herkes “Ekrem” deyince böyle kaldı. Batuhan, daha dün doğduğu için bilmiyor böyle şeyleri (gülüyorlar)...
T.Demir: Ömer Hayyam’ı ben de çok severim. İki ismin var, zaten sen de iki kişilik oynuyorsun. Peki Ekrem, Antep ile Beşiktaş’ın -teknik anlamda değil- takımsal yapısını karşılaştırarak değerlendirebilir misin?
E.Dağ: Açıkça konuşmak istiyorum. Ben Antep’te çok mutluydum. Orada kalsaydım da güzel işler yapacağımı biliyordum. Çünkü ortam çok güzeldi. Bu sezon iyi bir takım da kuruldu. Oradan Beşiktaş’a geldiğimde, takıma ve arkadaşlarıma yavaş yavaş alıştım. Başta biraz zorluk çektim ama şu anda müthiş bir ortamımız var ve bütün arkadaşlarımla ilişkilerim çok iyi. 
T.Demir: Zorluk çektiğin zaman, kimleri kendine daha yakın gördün?
E.Dağ: Kamp dönemimiz çok güzeldi. Benim gibi takıma yeni transfer olan arkadaşlarım vardı. Genellikle onlarla daha çok konuşuyordum. Tuna olsun, Uğur olsun, onlar da benim gibi yeni oldukları için birbirimizi daha iyi anlıyorduk. Türk futbolcuların hepsi bana çok yardımcı oldu.
T.Demir: Ertuğrul Hoca, sana çok fazla şans vermiyordu, değil mi?
E.Dağ: Evet, doğru...
T.Demir: Mustafa Denizli de seni çok fazla düşünmediğini ama antrenmanlarda kendisini etkilediğini söyledi.
E.Dağ: Ben idmanda ancak kendimi gösterebileceğimi düşündüm. Daha önce fazla maça çıkmadığım için beni nereden bilecek ki!..
Kendimi ancak lafta değil, idmanda çalışarak gösterebilirdim. Gerçi idmanda herkes çok çalışıyor ama ben öncesinde de, sonrasında da daha çok çalıştım. Bu takımda oynamayı çok istiyordum. Ben mesela evimizde oynadığımız son maçta inanılmaz gururlandım.
T.Demir: Niye?
E.Dağ: Taraftarlarımız ismimi söyleyerek tezahürat yaptı, beni tribünlere çağırdılar.
T.Demir: Bilmiyorum, okuyor musun ama ben sana “Atom Karınca” diyorum. Taraftarın gözünden hiçbir şey kaçmaz. Taraftar sahada kim oynar gibi yapıyor, kim yüreğini koyuyor, bunu hemen fark eder. Beşiktaş taraftarının, Pascal Nouma’yı bu kadar çok sevmesinin ana sebebi de budur.
Aslında Beşiktaş taraftarını Antep’teyken de biliyordun. Senin için önünde oynamanın farkı nedir?

E.Dağ: Gerçekten çok acayip bir duygu. Taraftarlar, bana daha çok güç veriyor. Mesela yorgun olduğum zaman, stat ayağa kalktığında tüm yorgunluğum gidiyor, direncim artıyor.
T.Demir: Her iki ayağını da kullanabiliyorsun.
E.Dağ: Daha doğrusu kullanmaya çalışıyorum.
T.Demir: Peki, hangisi asıl, hangisi yedek?
E.Dağ: Mesela penaltı kullanacak olsam sol ayağımla atmam. Ama bu sağ ayağım, soldan daha iyi anlamına gelmesin. Normalde sağ ayaklıyım ama 8-9 senedir profesyonel olarak futbol oynuyorum, bunun 6 senesi hep solda oynadım. Mesela Sturm Graz’da daha çok solda oynuyordum. Çünkü solda adam eksiğimiz vardı.
T.Demir: Orada mı sol ayağını daha çok geliştirdin?
E.Dağ: Zaten çocukken de sol ayağımı çok kullanırdım ama orada daha çok geliştirdim.
T.Demir: Peki, solda mı, sağda mı oynarken kendini daha rahat hissediyorsun?
E.Dağ: Bu zor bir soru ama şöyle söyleyebilirim; nerede oynuyorsam orada iyiyimdir. Diyelim sağda bir maç oynadıktan sonra “Sağda çok iyi oynadım”, solda oynadıktan sonra da “Burada daha iyi oynadım” diye düşünüyorum. Kötü olunca da yine fark etmiyor.
T.Demir: Antepli bir futbolcuyla, Beşiktaşlı bir futbolcunun sahada hakemlere karşı rahatlığı açısından bir fark var mı?
E.Dağ: Ben bu konuda bir şey diyemem. Çünkü ben sahada hakemlerle fazla tartışmıyorum. Daha önce 2 kırmızı kart görüp, 8 maç ceza aldım. Birinde rakip yüzünü tuttuğu için benim ona vurduğumu sandılar ama böyle bir şey yoktu. Diğerinde de faul yaptım ama 4 maç ceza alacak kadar ağır değildi. Belki büyük takımda oynuyor olsaydım bu kadar çok ceza almazdım.
T.Demir: Beşiktaş’ın hasret olduğu bir şampiyonluk var. Bu sende baskı yaratıyor mu?
E.Dağ: Bütün takımlar şampiyon olmak istiyor. Beş senedir olmadığımız için de bu baskı normaldir. Ama bu profesyonel futbolcuyu etkilememeli ki bizi de etkilemiyor. Öyle bir puan tablosu var ki, iki maçta her şey değişebilir. Bence sezon sonundaki durum önemli.
T.Demir: Şampiyon olacağınıza inanıyor musun?
E.Dağ: Ben çok inanıyorum. İdmanlarda olsun, maçlarda olsun arkadaşlarımız da her şeylerini ortaya koymak istiyor.
T.Demir: Sen kendini nasıl tanımlarsın; yıldız futbolcu musun, asker futbolcu mu?
E.Dağ: Ben görev adamıyım diyebilirim ama sınırlarımı da zorluyorum. Topla oynamayı çok seviyorum. Futbol oynamaktan zevk alıyorum.
T.Demir: Maça çıkarken yaptığın herhangi bir şey var mı?
E.Dağ: Herkes dua eder ama ben sakatlık olmamasından başka bir şey dilemiyorum. İyi gitmesi için de sadece maç günü dua edilmesi bana doğru gelmiyor. 
T.Demir: Savunmada olduğunu varsayarsak Türkiye’de karşısında oynamak istemeyeceğin oyuncu var mı?
E.Dağ: Nobre ve Bobo’nun karşısında oynamak istemem. Çok güçlüler, düşmüyorlar. Acayip hırpalıyorlar.
T.Demir: Sence en önemli özelliğin ne?
E.Dağ: Bence hızım önemli, bir de çabuk hareket edebildiğimi düşünüyorum.
T.Demir: Bu performansınla Milli Takım’a çağrılmayı bekliyor musun?
E.Dağ: Beklemiyorum desem yalan olur.
T.Demir: Sence bir futbolcu Milli Takım’a kendisi mi gider, hoca mı alır?
E.Dağ: Futbolcunun önce çok çalışarak kendi futbolunu göstermesi, hocanın da görmesi lazım. 
T.Demir: Teşekkür ederim Ekrem.
E.Dağ: Asıl ben teşekkür ederim.
 

 

Diğer Haberler