HABERLER

10.01.2008

EDOUARD CİSSE

Futbol Takımımız’ın başarılı orta saha oyuncusu Edouard Cisse, Cola Turka ile Futbolcu Günlüğü’nün konuğu oldu. Futbola dair sorularımızı cevaplandıran Cisse, Türk futbolu hakkında ilginç tespitlerde bulundu.

İlk haftaya kulübede başlayan Edouard Cisse, yavaş yavaş takıma monte edildi
ve ilk yarı itibari ile Siyah Beyazlılarımız’ın en istikrarlı oyuncuları
arasındaki yerini aldı. Saha içindeki agresif oyunu, mağlubiyeti hazmedemeyen
tavırları, tekmeye kafasını uzatan futbol anlayışıyla kısa süre içinde
tribünlerimiz tarafından benimsendi sonrasında ise kendi adına yapılan uzun bir
tezahüratla tribünlere çağırıldı. Mevkiisini biliyorsunuz; orta sahanın
ortasında defansa yönelik bir futbolcu. Pozisyonunu bulduğu anda uzaktan
şutlarıyla etkili olmak isteyen bir yapısı var. Nitekim Fortis Türkiye
Kupası’nın 2. maçında Diyarbakır DİSKİ karşısındaki 4-0’lık galibiyetin açılış
golünü attı. Yaklaşık 20 metreden attığı gol, Türkiye’deki ilk golüydü aynı
zamanda. Ekran başındakilerin dikkatini çekti mi bilinmez, golden sonra herhangi
bir sevinç gösterisi olmadı. Bunun sebebi rakibin zayıf olması mıydı, yoksa gol
attıktan sonra rakip oyuncular üzülür diyerek sevinmeyen Piendibene’nin anlayışı
hala devam mı ediyordu?
Cisse: Türkiye’de attığım ilk goldü, ama sorunuzda belirttiklerinizin
ikisi de yoktu o anda. Sadece sessiz bir şekilde sevinmek istedim.

Cisse, istikrarıyla en fazla forma giyen isimlerin başında geliyor. Ancak “en
fazla kart gören oyuncu” istatistiğiyle takımda ilk sırayı alıyor. Kart görmek
hoş bir şey değil ama takımı için kendisini feda ettiğini söylüyor Fransız
oyuncumuz:
Cisse: Oynadığım mevkii gereği rakip takımların atağını ilk anda
kesmem ve defansa yardım etmem gerekiyor. Dolayısıyla bazı durumlarda kart
görmem kaçınılmaz. Tehlikeli bir bölgede görev yapıyorum ama gördüğüm kartlar
takım için olan kartlar, takıma faydası olan kartlar.

“Benim için hedefleri olan bir takım her şeyden önce gelir” diyen Cisse’nin
futbol geçmişine göz attığımız zaman ilginç bir grafik ortaya çıkıyor. Futbola
Paris Saint Germain’de başlamış ve genç olduğu için maç tecrübesi niyetiyle bir
başka Fransız takımı Rennes’e kiralık olarak gitmiş. 1 sezon Rennes’de görev
yaptıktan sonra tekrar PSG’ye dönmüş. Burada 3 sene görev yapmış, Ligue 1’da
şampiyonluk kovalamış. Fransa’da başlayan futbol macerası tüm hızıyla devam
ederken West Ham United, Cisse için PSG’nin kapısını çalmış. O da “farklı bir
tecrübe olur” diye İngilizler’in teklifini kabul etmiş ve Birleşik Krallığın
yollarına düşmüş. Adadaki 1 yıllık tecrübenin sonrasında ise tekrar Fransa’ya
dönmüş ama bu sefer Monaco’ya… Monaco’da ise kariyerinin zirvesine çıkmış.
Gittiği ilk sezonda Şampiyonlar Ligi’nde final oynayan Cisse, devamını da şöyle
anlatıyor:
Cisse: Monaco’da final oynamamıza rağmen sene sonunda büyük bir mali
sıkıntı yaşadık. Takım arkadaşlarımın bir çoğu büyük takımlara gitti. Mesela
Morientes, Real Madridli oldu. Giuly, Barcelona’ya gitti. Ben de tekrar Paris
Saint Germain’e döndüm. 3 yıl oynadıktan sonra ise Beşiktaş’a
geldim.

Cisse, Kulübümüz’ün teklifi geldiği zaman hemen Pascal Nouma’yı aramış ve
Beşiktaşımız’ı ondan dinlemiş. Anelka’nın Türkiye hakkındaki yorumlarına Siyah
Beyazlılarımız’ın Şampiyonluk adayı bir takım olması da eklenince düşünmeden
kabul etmiş Beşiktaş formasını giymeyi.
Cisse: Benim takım değiştirme yönündeki en önemli kriterim hedefi
olan bir takımdır. Beşiktaş’ta da bu vardı. Ligde 2. olmuş ve Şampiyonlar
Ligi’nde ön eleme oynayıp gruplara katılmak isteyen bir takım olması çok
etkiledi beni. Ben performansımı devam ettirmek için heyecanımı korumalıyım.
Fransa’da da durum böyleydi. Monaco ve PSG sürekli şampiyonluk hedefi olan
takımlardı. İngiltere’de kalmak isterdim ama orada Arsenal, Chelsea, Liverpool
ve Manchester United’ın dışında kimsenin şampiyon olma şansı yok gibi. 24
yaşında İngiltere’ye gidip bu takımlarda oynamayan futbolcuların da İngiltere’de
kalmasına gerek yok. Nitekim, Şampiyonlar Ligi’ne katıldık ve şimdi de Şampiyon
olmak için mücadele ediyoruz.

Şampiyonlar Ligi’nde içeride çok iyi mücadele ettiniz ama deplasmanda durum
bunun tam tersiydi. Siz neye bağlıyorsunuz bunu?
Cisse: Liverpool’u ve Marsilya’yı yenerek iç sahada iyi futbol ortaya
koyduğumuzu gösterdik. Ama deplasmanda bir türlü istediğimiz oyunu ortaya
koyamadık. Bunun genç bir takım olmamızla, dolayısıyla tecrübesizlikle ilgili
olduğunu düşünüyorum. Tecrübesizliğin etkisiyle rakiplerimize mağlup olduk.
Sanki üzerimizde biraz ürkeklik vardı. Ama iyi bir performans ortaya koyduğumuzu
düşünüyorum. 8-0’lık bir mağlubiyet almamıza rağmen bir üst tura
çıkabilirdik.
 
Fransa Milli Takımı için neler düşünüyorsun. Makalele ve Patrik Viera gibi
oyuncular arasında tercih edilir misin?
Cisse: Şu anda A takım teknik direktörlüğünü yapan Raymond Domenech,
ümit milli takımı çalıştırdığı zamanlarda beni de kadroya çağırıyordu. A takıma
geçtiği zaman beni aradı, düşüncelerini söyledi. Makalele ve Viera’ya şans
vereceğini ve beni de takip ettiğini belirtti.

Bir gün çağrılacağını düşünüyor musun?
Cisse: Ben sahaya çıkıp elimden gelenin en iyisini yapmaya
çalışıyorum. Her zaman gitmek isterim tabii ki, ama önümde çok kaliteli
oyuncular var. Ben yine futbolumu sürdüreceğim davet ettikleri takdirde tabii ki
giderim.

Avrupalıların Türk futbolu hakkında fazla bilgi sahibi olmadıklarını
biliyoruz. Avrupa Kupaları’nda oynayan takımlarımız aldıkları başarılı neticeler
sonrasında  Türkiye’nin adı birkaç kere gündeme geliyor o kadar. Biz
Avrupalı futbol kulüplerinin tarihini sular seller gibi biliyoruz, hatta yıldız
bir oyuncunun ise seceresini ezbere sayabiliriz, ancak onlar böyle değiller.
Dolayısıyla Türk futbolu hakkında bir çok olumsuz düşünceleri var. İkinci sınıf
gibi görüyorlar diyebiliriz lakin Türkiye’de forma giyen yabancı oyuncular işin
içine girdikleri zaman aşağı yukarı Cisse’nin söylediklerini söylüyorlar.
Cisse: Türkiye gerçekten heyecan veren maçlara ev sahipliği yapıyor.
Üst düzeyde teknik ve kaliteli oyuncular var. Ama Türkiye’de herkes oyunun hücum
yönüne ağırlık veriyor. Sorunun en önemli kısmı defansif anlamda. Ayrıca oyun
disiplini Türk futbolunda biraz yok gibi. Mesela saha içinde herkes yerini
kaybedebiliyor bir anda. Herkes görevine tam anlamıyla sadık kalmıyor. Sağ
tarafı koruması gereken oyuncu bir bakıyorsunuz bir anda sol açık mevkiine
geçmiş oluyor. Bunlar Fransız gazetecilerin bana söyledikleri. Ben de bu
görüşlerine katılıyorum.

Cisse kendisine Edgar Davids’i örnek alıyormuş. Atakları kesmesi, top
kontrolü, tekniği, hızlı ve olumlu pasları, ofansif etkinliği Cisse’yi çok
etkilemiş. Aklındaki futbolcu profilinin Davids olduğunu söyleyince; Davids’in
hücuma olan katkısını ve kendisinin ofansif yönünü göstermediğini hatırlattık.
(Cisse bir açıklamasında Türkiye’de bütün takımın hücuma katıldığını ancak
defansa aynı özenin gösterilmediğini söylemişti. )
Cisse: Evet, Türkiye’de hücumu herkes yapıyor ama defansa herkes
yardım etmiyor. Burada herkes atak yapmayı düşünüyor. Sen de benim golle ilgili
sorduğun soru da atağı düşünüyorsun. Ben defansif bir oyuncuyum ve öyle
yetiştirildim.

Sık sık ileri çıkıp gol denemesi yaptığın için bundan bahsettim. En iyi
savunma hücumdur diye bir şey var.
Cisse: Bunu ben de biliyorum ama Mourinho ve Capello gibi teknik
direktörlerin hiç birisi böyle düşünmüyor. Onlar defansa daha çok ağırlık
veriyorlar. Ama tabii ki futbolda tek bir düşünce tarzı yok. O haklı bu haksız
diye değerlendirmek yanlış olur. Ben defansif bir oyuncuyum, ama burada birkaç
ayda gördüğüm kadarıyla ileri çıkan ve gol atan oyuncular seviliyor. Ben de
deniyorum, alışıyorum. Çok gol atan bir futbolcu değilim ama 2008’de gol atmak
için uğraşacağım.

Futbolun amatör ruhunu sevenlerin hepsi benim gibi düşünüyor. Endüstriyel
futbolda ise bir çok şey değişikliğe uğradı. Artık skorlar önemli futbolda.
Cisse: Evet endüstriyel futbol kaybetmemeye dayalı bir anlayışı
ortaya çıkardı. Avrupa’daki maçlara baktığımız zaman 0-0, 1-0 gibi kısır skorlar
alınıyor. Paranın futbola girmesinin mutlaka yararları oldu ama bu tür zararları
da dokundu tabii ki.

Sen hangisini tercih ediyorsun?
Cisse: Amatör futbolu tercih ederim ama para da kazanmak isterim. Bu
kadar kötümser olmamak lazım endüstriyel futbolda da güzel şeyler
bulunabilir.

Cisse, İstanbul’da olmaktan Beşiktaş’ta oynamaktan son derece memnun olduğunu
söylüyor. Büyük kızının okulu olduğu için ailesi Fransa’da kalmış ama İstanbul’u
sık sık gezmeye çalışıyor. Yoğun bir dönemden geçtiğimiz için boş vakitlerini
daha çok dinlenmeye ayırıyor. Ara sıra dışarıya yemek yemeye çıkıyormuş. Müzeler
ise en çok ilgisini çeken yerlermiş.
Senegalli bir anne ve Fransız bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Cisse
de Tigana gibi ülkesine yardım eden isimlerden. Tigana bunu çok büyük bir
organizasyonla yapıyordu, ama Cisse daha çok yardım isteyen ailelerle
ilgileniyor.
Cisse: Zaten iyi bir futbolcu ve örnek bir insan olarak Senegal’in
reklamını yapmaya çalışıyorum. Bunun yanı sıra yardım isteyen ailelere de
elimden geldiği kadar hizmet etmeye çalışıyorum. Yardımlarımı sürdürmeye devam
edeceğim.

2000 Dünya Kupası’ndaki Senegal-Fransa maçında (Senegal yıllardır sömürgesi
altında yaşadığı Fransa’yı grup maçında yenmişti) kimi desteklediğini merak
ediyoruz ama ne şiş yansın ne kebap diyerek “İyi olanı desteklerim” diyor ve
politik bir cevabın sonrasında konu yine BJK İnönü Stadı’nın tribünlerini
dolduran taraftarlarımıza geliyor.
Cisse: Oynadığım bütün takımlarda taraftarlarla çok iyi bir ilişkim
vardı. Burada, tıpkı önceden olduğu gibi bana adımla tezahürat yapılıyor. Ama
ilginç olan bu değil. Önemli olan çok özel ve çok büyük bir kitlenin sizi
desteklemesi. Beşiktaş taraftarı gerçekten çok özel bir taraftar grubu. Dünyada
belki benzerini göremezsiniz.

Türkiye’ye daha önce hiç gelmemiş ama kısa sürede Türkiye’ye alışan
isimlerden birisi. Mayıs ayında ailesi ile birlikte Antalya’da tatil yapmayı
düşünüyor. Kısa ve uzun vadedeki hedeflerini soruyoruz ama o da bu konudan
muzdaripmiş. Carpe diem’i hayat felsefesi haline getirenlerden; “Bir türlü plan
yapamıyorum. Proje üretemiyorum. Anlık yaşıyorum” diyor. 
Böyle söyleyen bir futbolcuya doğal olarak “Teknik direktörlük gibi bir
hedefin var mı” diye soramayınca “Aklındaki on biri isiyoruz.”
Buyrun Cisse’nin kadrosu:
Kale: Lama
Defans: Cafu, Blanc, Baressi, Roberto Carlos
Orta Saha:
Figo, Zidane, Davids, Ryan Giggs
Forvet: Ronaldo ve Cruyff
Taktik: 4-4-2
RÖPORTAJ: Hüseyin Eroğul

Diğer Haberler