Arjantinli yıldız futbolcumuz Matias Emilio Delgado, Beşiktaş Dergisi'nin Nisan sayısında takım arkadaşlarının sorularını yanıtladı...
Delgado'ya Soruları Futbolcu Arkadaşları SorduTopu her ayağına alışında birbirinden güzel hareketlerle tribünleri büyüleyen Matias Emilio Delgado'ya takım arkadaşları çok ilginç sorular sordu. Arjantinli yıldız futbolcumuz da, arkadaşlarının hakkında merak ettiği tüm soruları içtenlikle yanıtladı.
Futboldaki başarısının yanı sıra mütevazılığı ve güleryüzü ile dikkat çekiyor Matias Emilio Delgado... Bu röportajımızda da Delgado'nun kahkahaları eksik olmadı. Ancak bu söyleşinin daha öncekilerden bir farkı vardı; tecrübeli futbolcumuza soruları biz değil, takım arkadaşları sordu. İşte, Delgado'ya gelen sorular ve onun bu sorulara verdiği yanıtlar...
İbrahim Kaş: Futbolcu olmasaydın ne olurdun?
Ailem, özellikle büyükbabam mimariyle ilgileniyor. Futbolcu olmasaydım ailemin mesleğini devam ettirirdim.
Aydın Karabulut: Basel'de oynadığın dönemi futbol hayatında nasıl bir yere koyuyorsun?
Futbol hayatımda Basel'i ilk sıraya koyuyorum. Çünkü Güney Amerika'yla Avrupa birbirinden çok farklı. Beni oradan çıkarıp Avrupa'ya getirdiler ve Basel'de çok farklı şeyler öğrendim. Bugün Beşiktaş'taysam, bunu Basel'e borçluyum. Böyle büyük bir kulübe gelmemi sağladığı için hayatımda çok kilit bir önemi var.
Mert Nobre: "Saçlarını ne zaman kestireceksin?" diye soracaktım ama sen bugün saçlarını kestirmişsin. Sanırım baskılarıma dayanamadın.
Ben de aslında kestirmeyecektim ama baktım sürekli soruyorsun, röportajdan önce kestireyim dedim.
Burak Yılmaz: İsminin anlamı ne?
(Gülüyor) Benim de birilerine sormam lazım. Çünkü ben de bilmiyorum.
Ricardinho ve Bobo: Kardeşin Martin'i neden Arjantin'e geri yolladın?
(Gülüyor) Tek bir nedeni var, okulu başlıyor. Okulu olmasa zaten kesinlikle burada yaşardı.
Serdar Kurtuluş: Unutamadığın gol hangisi?
Basel'de oynarken Schalke ile UEFA maçımız vardı ve 60-70 bin seyircinin önünde oynuyorduk. Maça son 20 dakikada girmiştim ve gol atmayı çok istiyordum. 88. dakikada bir frikik oldu ve ben hayatımda ilk kez bir maçta frikik attım. O da gol oldu. O gol sayesinde maçı 1-1 berabere bitirdik. Hayatım boyunca unutamam o anı.
Murat Şahin: Çok teknik bir futbolcusun. Türkiye'deki futbol anlayışı seni zorluyor mu?
Türkiye'de futbol oynamak gerçekten çok zor. Dışarıdan göründüğü kadar kolay değil gerçekten. Türkiye'deki futbolcular çok zeki. Topa vurmadan, pasımı vermeden nereye atacağımı tahmin edip kesiyorlar.
Fahri Tatan: Bu sene ülkene hiç gidemedin. Orayı çok özlüyor musun?
Ailem gelene kadar gerçekten çok özledim. Ama ocak ayında ailem buraya geldiği için içimde çok büyük bir özlem kalmadı. Ailem gelmemiş olsaydı, herhalde dayanamazdım.
Mehmet Sedef: Issız bir adaya gitsen yanına alacağın üç şey nedir?
"Eşim, oğlum ve arabam" diyecektim ama orada arabaya ihtiyacım olmaz (gülüyor). O nedenle eşim, oğlum ve yiyecek diye yanıt vereyim.
Emre Özkan: Türkiye'yi Arjantin'e benzetiyor musun?
Her şeyin aynı olması elbette imkansız ama benzer şeyler çok fazla.
Gökhan Güleç: İyi gitar çaldığını düşünüyor musun? Albüm çıkarma gibi projelerin var mı?
(Gülüyor) Gitar çalmak benim her zaman hoşuma gitti ama hala uğraşıyorum ve hala başarlı olamadım. Hem gitar çalma hem de şarkı söyleme konusunda çok kötüyüm.
Ali Tandoğan: Her maç senden iyi futbol beklenmesi sende stres yaratıyor mu?
Benim haricimde sahada 10 kişi daha var. Ben takımın kilit adamı olduğumu
düşünmüyorum. Bu nedenle bir sıkıntı yaratmıyor.
Mustafa Doğan: Arjantin'in meşhur Stake'ini (Arjantin bifteği) sanırım sen
sevmiyorsun. Zayıf olmanın nedeni bu mu?
(Gülüyor) Oradaki büyük bifteklerden Türkiye'de olmadığı için evet, zayıfım.
Ali Güneş: Niye hızlı araba (Subaru) alıp yavaş kullanıyorsun?
Çirkin bir Porsche'un var. Senden yarış istedim ama kabul etmedin. Sanırım her zaman beni gözetliyorsun ve tesislere hep benden beş dakika önce geliyorsun (gülüyor).
Ali Kalaylıoğlu: Maç kaybedince sabaha kadar uyumamayı, kahvaltıdan bile tad almamayı, o günü büyük bir üzüntüyle geçirdiğini; futbolun dışındaki insanlara nasıl açıklarsın?
Grubun içinde en ilginç soru bu oldu. Maçı kaybettikten sonra benim için
her şey, tekrar maç kazanana kadar üzüntülü devam ediyor. Bence futbolun içinde olabilecek en kötü şey bu. Hayat devam ediyor, yaşamanız gerekiyor, işiniz ve aileniz var... Ama yaptığınız hiçbir şeyden zevk almıyorsunuz. Tekrar maç kazanana kadar geçen bu süreç, gerçekten çok kötü bir dönem.
Diğer futbolcuların bu süreci nasıl yaşadığını bilemiyorum ama tahmin ediyorum ki, bu söylediklerim yüzde 99'u için geçerlidir.
Baki Mercimek: "Chacarita"nın (Delgado'nun daha önce futbol oynadığı takımın adı da Chacarita Juniors) açıklamasını yapar mısın?
(Gülüyor) Chacarita, Buenos Aires'in bir ilçesinin adı.
Teşekkür ederiz.
Beşiktaş Dergisi Nisan Sayısı Kapak:
Fotoğrafların büyük halleri için üzerlerine tıklayınız...
