HABERLER

24.01.2007

Başkanımız’ın Açıklamaları

Başkanımız Sayın Yıldırım Demirören bugün yayın hayatına başlayan 24 televizyonunda canlı yayına katılarak, Gökhan Dinç’in sorularını yanıtladı.

Sayın Demirören bizim için çok önemli bir yayın bu, çünkü 24 ailesi olarak yayın hayatımıza başladık ve siz de bu yayına heyecan kattınız; açıkçası heyecanlı bir gündü. Listenizi Divan Kurulu’na verdiniz. Neler söyleyeceksiniz?
Ben öncelikle 24 televizyonuna yayın hayatında başarılar diliyorum. İlkeli haber, doğru haber felsefesiyle hareket edeceğine inanıyorum. Geçmiş yönetimde bizle beraber çalışan bütün arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Cidden fedakarca Beşiktaş için birşeyler vermek için çalıştılar. Ama bu bir nöbet değişimidir. Devam eden ve ayrılan bazı arkadaşlarım var. Ayrılan arkadaşlarımızın da bizlerle beraber gönül bağının olduğuna inanıyorum, bizlerle beraber hareket edeceklerine inanıyorum. Beşiktaş için hayırlı olsun. Beşiktaş çok önemli bir virajdan geçiyor. Bu virajda tek yumruk olmak zorunda. Zaten bunun da ilk belirtisi olarak Camia’nın da iyi niyetleriyle tek aday olarak bu seçime girdik. Beşiktaşlılar’ın yapması gereken, kutsal vazifesi olan, Genel Kurul’da gelip oylarını kullanması. Bundan sonra büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum. Bazı kişiler Beşiktaş Genel Kurul’a giderken olağan üstü genel kurul söylemlerinde bulunuyor. Onlara da Beşiktaş ilkelerine uyarak, Beşiktaşlılık duruşuyla bu yönetimin arkasında olmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyorum. Ancak tek yumruk olursak engelleri aşarız. Burada da bütün Beşiktaşlılar’ın vazifesi bu yönetim kurulunun arkasında olmaktır.
Tek adaysınız. Serdar Bilgili başkanlığında siz yönetim kurulu üyesi olduğunuz zamanlarda Serdar Bilgili de son seçime tek aday olarak girmişti ve ardından kısa bir süre sonra da olağanüstü kongre yapılmıştı. Sizce bir başkan adayının seçime tek aday olarak girmesi iyi bir şey mi? Başkan adayı ve Beşiktaş için?
Şimdi bir kere Bilgili’nin o döneminde ben yönetimde değildim. İkincisi Beşiktaş Türkiye’deki en demokratik kurum. Bu kurumda 4-5 tane muhalefet adayı olması kadar da  normal birşey yok. En tehlikelisi de tek oldum dediğin zamandır. En güçlü benim dediğin zamandır; o gün çöküş başlar. Beşiktaş’ın durumu bugün çok farklı. Bugün Beşiktaş tek yumruk olmak zorunda. Ben ve arkadaşlarım şunun bilincindeyiz; en güçlü zamanımız değil, tek yumruk olma zamanı. Zaten özellikle Yönetim Kurulu’nu Beşiktaş için birşeyler üretebilecek Beşiktaş icin çalışacak isimlerden seçtim.
12 yıl takip ettim Beşiktaş’ı ve Beşiktaş’ın içinde birisi olarak 1 saat önce, siz listeyi teslim etmeden önce birileriyle konuştum ve onlar kendilerinin listede olduğunu zannediyorlardı. Gerçekten son 1 saate kadar çalıştınız mı Sayın Başkan?
Tabii ki bu onurlu göreve çok talip var. Beşiktaş Genel Kurul üyesi 14 bin kişi. 11 bin 800 kişi de oy kullanacak ve ben 11 bin 800 kişi içinden 18 kişi sececeğim. Çok talep var. Birileri olacak, birileri olmayacak. Olmayanların küsme lüksü yok. Beşiktaş için hepimizle birlikte mücadele etme lüksleri var; o mücadeleyi de yapmak zorundalar. Maalesef tüzük gereği ben yedek yazıyorum. Yoksa özellikle benim yönetimimde de Sayın Bilgili yönetiminde de öyleydi. Yedek ile asilin bir farkı yok benim yönetimimde. Yedek arkadaşlarıma da sorumluluk, yetki veriyorum. Hepsinin oy hakkı var. Hepsi asil ve yedek olarak beraber çalışıyorlar. Kimse de “yedek kim” diye bakmıyor. Bakmalarına da izin vermem. Ama tüzük yedek yazmamızı gerektiriyor.
Listeyi oluştururken ne gibi özelliklere baktınız?
Özellikle Beşiktaş için çalışacak, birşeyler yapacak, birşeyler üretecek arkadaşları seçtim. Kamuoyunda hep öne çıktı, paralı yönetim, paralı yönetim diye. Ben sadece 3 kişi ile para ile ilgili konuştum. Bunun ikisini zaten aldım yönetimime. Bu aldığım kişileri de çalışmak şartı ile aldım. Ayrıcalıkları olmamak şartı ile aldım. “Para verdim hadi bana eyvallah” deyip puro yakmak gibi kimsenin lüksü yok.
Beşiktaş’ın bir mali durumu var ve size olan borç var. O borca karşılık senet imzalattığınız şeklinde haberler vardı; bunu da bir aydınlatalım. Herkes merak ediyor.
Beşiktaş seçime gidiyor. Pazartesi gününe kadar Beşiktaş’ta başka bir aday da vardı; Sayın Kulaksızoğlu. Hepimiz de insanız. Ben arabaya biniyorum, İstanbul trafiğinde ölebilirim. Kaza yapabilirim. O vakit Sayın Kulaksızoğlu tek başına gelip Beşiktaş Kulübü Başkanı oluyor ve yeni yönetimiyle Beşiktaş Kulübü’ne geliyordu. Tabii ki benim verdiğim paranın senetlerini alma hakkım var. Ayrılmadan evvel böyle bir seçime girdiğim için. Ancak ben almadım. Yok öyle birşey. Ben Sayın Bilgili’den görevi devr aldığım vakit, o dönemde para vermiş yöneticiler senetlerini almışlardı ki çok doğal hakları. Ben haziran ayında geldim, temmuz ayında da paraları ödemiştim. Çok doğal, ödemem gereken birşey. O gün sadece yönetim kurulu kararı alınması ile ilgili stada evrak gönderilmiş. Ben onu gördüğüm an geri gönderdim; çünkü çok yanlış birşey. İmza atılacak yer stad değildir. Orada belki bir iki arkadaşımız imza atmıştır ama öyle birşey yok; alınmadı da zaten. Dediğim gibi tek aday olarak giriyorum ve benim senedi almam kadar normal birşey de yok.
Murat Aksu’yu niye göremedik?
Sayın Aksu yorulduğunu beyan etti. Aksu benim sadece 3 senelik arkadaşım değil; ailece görüştüğümüz ve hala da görüşmeye devam ettiğimiz çok değerli bir dostum. Zaten Beşiktaş Camiası da Aksu’nun değerini bir sene önce anladı. Çok değerli bir insan. Yorulduğunu işlerinin olduğunu beyan etti. İş çok önemli şey; ona çok saygı gösteririm. Bugün bile görüştüm. Her zaman da görüşürüm. Beşiktaş’ta kırgınlık lüksü yok. Ben herkese kollarımı açarım herkesle beraber oluruz. Beşiktaşlılar’ın tek vazifesi var; tek yumruk olmak.
Futbol Şubesi kime bağlanacak? Görev taksimi yaptınız herhalde…
Hayır yapmadım. Tek aday olmamıza rağmen seçim Pazar günü. Seçim biter Pazartesi günü yönetim olarak toplanırız, ondan sonra görev dağılımı yaparız.
Nasıl bir katılım bekliyorsunuz?
Her Beşiktaşlı’nın görevi oyunu gelip kullanmasıdır. Ne kadar çok katılım olursa o kadar iyi olur.
Futbola dönelim. Futbolda istedikleriniz ilk yarıda olmadı. Ligdeki pozisyondan memnun musunuz?
İlk yarıda bir tek UEFA olmadı. Sonuçta 3.’yüz ama liderle aramızda 8 puan, ikinci ile de 1 puan fark var, Türkiye’de oynanan futbola baktığınız zaman herşey değişebiliyor. Tarih tekerrürden ibaret. Biz 8 puanla şampiyonluk verdik, 8 puanla niye şampiyonluk almayalım? Her maç sonrası “Tigana gidiyor mu? Tigana’nın kaderi”; yok öyle birşey. Sezon sonuna kadar mukavelemiz devam ediyor. Tigana ile devam ediyoruz yani; bunu tartışmak yalnış. Beşiktaş’a verilen her yara Tigana gitse bile kalıyor. Bu yaralar büyüdükçe kaybeden Beşiktaş oluyor. Bu çok hassas bir konu. Buna dikkat edin. Bu sadece Tigana için değil, yönetim için de aynı. Eleştiri tabii olacak ama yönetimi bahane ederek Beşiktaş’a verilen yaralar kapanmıyor. Ben gitsem başkası da gelse Beşiktaş o yarayı almış oluyor. O yaralar arttığı sürece kaybeden Beşiktaş oluyor. Beşiktaşlı şapkasını önüne koyacak; Beşiktaş bu kadar  basit değil.
Ara transferde transfer yapmayacağız demiştiniz...
Evet aynen devam ediyoruz.
Peki Kleberson?
Kleberson şu anda oynuyor.
Resmi bir teklif geldi mi?
Hayır.
Yunan ve Alman takımlarından menajerler aracılığı ile gelmiş birşeyler var mı?
Sezon başında 100 tane transfer oluyor; devre arasında 30’da kalıyor şükürler olsun.
Kadronuzdaki her futbolcu bedeli verildiği takdirde satış listesine konulabilecek isimler mi?
Çok tehlikeli bir soru sordun; ben bu sorunun altındakini de biliyorum. Özellikle Ricardinho için bir kaç gazete yazdı; ben de bunu özellikle açıkladım. Beşiktaş’ın gönderecek hele Ricardinho gibi bir oyuncusu yok. Kleberson’u hocamız teknik olarak düşünmüyorsa, iyi bir teklif gelirse, hocamızla oturur konuşurum. Hocamız “gönderin” dedikten sonra, biz Yönetim Kurulu olarak verilen teklife bakarız. Ama onun dışında bizim göndereceğimiz hiçbirşey yok.
Federasyon seçimi için duruşunuzu hep belli ettiniz. Haluk Ulusoy’un yoluna devam etmesi gerektiğini söylediniz. Hala bu duruşunuzda devam ediyor musunuz?
En azından Haziran’a kadar şu an bu ortamın olması yanlış. Şu an bir imzalar toplandı, hukuki bir süreç var. Ne olur? Biz de bakıyoruz. Ondan sonra biz de Beşiktaş olarak otururuz tavrımızı belirleriz.
Yani Haziran’a kadar Ulusoy’a destek kararı mı çıkıyor?
En azından Haziran ayında mali kurul olduğu için. Bir kere şu andan itibaren Haziran’a kadar beklemekten başka yapılması gereken bir şey olduğuna inanmıyorum. Çünkü Pazar günü ligler başlıyor. Ondan sonra yapılacak her seçim kaos getirir. Bir sürü hukuki sorunlar çıkarır diye düşünüyorum.
İmzalar sizin ne ifade ediyor ? Acaba Futbol Federasyonu’nun başarısızlığını ifade ediyor mu sizin için?
Kişilerin başarı kriterlerine bakışları önemli orada. Topladıklarına göre, herkesin bir düşüncesi vardır. Toplanan imzalara kendine göre bir saygısı vardır. Hukuki prosedürler ve olması gerekenler vardır. Federasyon ona göre karar verir.
Kulüpler bu geçişler sırasında, Devlet Bakanı’nı yaptığı açıklama federasyonun ona verdiği cevapların dışında, Kulüpler Birliği’nde de bir uyumsuzluk var gibi gözüküyor...
Hayır Kulüpler Birliği’nde uyumsuzluk olamaz. Zaten hepimiz bir rakibiz ama hepimiz önce dostuz. Bazen rakip olarak bazen de dost olarak hareket ediyoruz. Eğer dönüp en son Beşiktaş olarak toplantıya katılmadığımızı ima ediyorsanız, doğru neden katılmadık? Biz Beşiktaş Kulübüyüz. 15 günde bir “el kaldır, el indir” vazifesi yapmayız. Bir konu için toplanılıp 15 gün evvel karar alındıysa, 15 gün sonra iyi olan kötü mü oldu, yoksa kötü olan iyi mi oldu ki ben tekrar toplanacağım, el kaldırıp indireceğim ? Bunun için biz tavrımızı koyduk, toplantıya katılmadık. Ama yarın normal bir toplantı var. Buna da Beşiktaş Kulübü katılacaktır.
Peki işleyiş nasıl Kulüpler Birliğin’de ? Memnun musunuz ? Başkan Özhan Canaydın’a kendi camiasından bile tepkiler var…
Onu bilemem ama şu an Kulüpler Birliği  belli prosedürün içinde olma işlemini yapıyor. Tabii kulüplerin iddia ile ilgili problemi var. Vergisel açıdan bildiğim kadarıyla problemleri var. Sayın Canaydın’ın kulüplerin desteğini de arkasına alarak, problemleri çözmesi lazım. Yani Kulüpler Birliği el kaldır indir yerinden daha çok, kulüplerin dertleri ile ilgilenmesi lazım.
Taraftar Yıldırım Demirören’e dönelim…
Hala taraftarız. Başkanlık gidecek, biz yine tribünde bağıra bağıra maç izleyeceğiz.
Ama şu anda bağıra bağıra maç izleyemiyorsunuz. Gerçekten zaman zaman Beşiktaş gol attığında ayağa kalkıp yumruk  şov yapmak istiyor muydunuz?
Yumruk şov yanlış yerlere çekiliyor bizde. Yumruk şov değilde, yanımda oturana sarılmak, kutlamak isterim. Bunu bir kere maalesef Avrupa Kupası’nda yaptım. Ama sonuçta yapmamak gerekiyor.
Bir de ben Almanya’daki Galatasaray maçını hatırlıyorum. Galatasaray maçında da kupa töreni için aşağıya indiniz, kupayı da kaldırdınız. O da görülmeye değer bir görüntüydü…
Onu da söyleyeyim. O bir prosedürdü.  Bir tek kulüp başkanı aşağıya inecek ve kupayı futbolcularla birlikte kaldıracak. Federasyon bu yapılacakları bize önceden söyledi. Ben o yüzden aşağıya indim, prosedüre uydum. Hiçbir yönetici arkadaşım aşağıya inemedi çünkü prosedür bir tek başkan takımının yanına gelecek diyordu.
Böyle bir şey olmasa da benim tanıdığım Demirören, yine inerdi diyorum ben. Kapalı tribünde ya da taraftarların içerisinde maç izlemeyi özlediniz mi?
Kapalı tribünden geldik. Ben her zaman söyledim; taraftarlık tarafımız var ve ağırda basıyor.
Bu arada milli takım da taraftar atmosferi, sahaya olan yakınlık, stadın içindeki atmosfer sebebiyle Norveç maçını İnönü Stadı’nda oynamayı düşünüyor.
Doğru düşünüyorlar. İnönü Stadı’nın atmosferi ve yapısına göre kapalının verdiği ses futbolcuları da etkiliyor. Beşiktaş’ın stadı ayrı bir stad yani.
Taraftarlar ikinci yarıda  ne gibi değişiklikler görecek? İkinci yarı için umut verecek ne söyleyebilirsiniz taraftarlara?
Şimdi bakın; ben sezon başında da aynı şeyi söyledim. 29 olan yaş ortalamasını 23-23.5’lara düşürdük. Bu genç kadronun inişleri ve çıkışları olacak. Bir anda istikrarı yakalaması, arka arkaya başarı getirmesi bu sezon çok zor. Ama bu takım şampiyonluğu kovalayacak hatta şampiyon olabilecek kapasitede. Zaten Beşiktaş ilkesi gereği yola çıkarken şampiyonluk için yola çıkar ve biz de onun için yola çıktık. Ama bu gençlere destek verdiğimiz sürece önümüzdeki seneden itibaren Beşiktaş başarıları arka arkaya yakalar. Çünkü biz bunu geçmiş dönemde Gordon Milne zamanında gördük. Ki yapılması gereken buydu, biz bunu yaptık. Gençleşmiş, öz Beşiktaşlı’nın çoğunlukta olduğu kadro ile Beşiktaş başarıyı yakalayacak.
Bu dönemden sonra bir daha adaylık düşünüyor musunuz?
2010 hayırlısıyla gelsin…
 

 

Diğer Haberler