Erkek Basketbol Takımımız’ın Genç Forveti Umutcan Özyıldırım:
RÖPORTAJ : SENEM GÜLKAR
FOTOĞRAF: CUMA
YILDIZ
KAYNAK: Beşiktaş Dergisi Ocak 2007
“İlk Paramla Forma Aldım”
Umutcan Özyıldırım, Beşiktaş Alt Yapısı’nın yetiştirdiği en yetenekli
oyunculardan birisi. 16 yaşında Balıkesir’den İstanbul’a Siyah-Beyaz formayı
giymek için gelen Umutcan, 8 yıldır formamızı üstünden çıkarmamış. Umutcan’la
Beşiktaş Alt Yapısı’nı, Takımımız’ın şu anki durumunu ve şampiyonluk hedefini
konuştuk.
Umutcan Özyıldırım, Erkek Basketbol Takımımız’ın genç yeteneklerinden
birisi... 10 Kasım 1983’te Balıkesir’de doğan Umutcan, ilkokuldayken TRT 3’teki
NBA maçlarını ve Harlem görüntülerini kaçırmadan izlermiş. Babası bir gün eve
basketbol topu getirmiş ve o gün bugündür basketbolla iç içe olmuş. Yine
ilkokuldaki Beden Eğitimi Öğretmeni Yusuf Gafur Çormak’ın çalıştırdığı basketbol
takımına seçilen Umutcan’ın faal spor hayatı da bu şekilde başlamış.
1998
yılında Çormak’ın Beşiktaş Alt Yapısı antrenörlerine tavsiye etmesiyle
Takımımız’a gelen Umutcan, 8 yıldır Siyah-Beyazlı formayı giymeye devam ediyor.
İki yıl İstanbulspor ve Beykozspor’da kiralık olarak oynayan genç oyuncumuz, iki
senedir de Beşiktaş A Takımı formasını giyiyor. Biz de Umutcan’la Beşiktaş Alt
Yapısı’nı, Takımımız’ın şu anki durumunu ve şampiyonluk hedefini konuştuk.
Beşiktaş Alt Yapısı’nda yetişip de A Takım’a çıkmak nasıl bir
duygu?
Ben zaten Beşiktaşlıyım. Alt yapıya geldiğim dönemde beni
birçok kulübün alt yapısı istiyordu ama ben hiç düşünmeden Beşiktaş’a geldim.
Benim için Beşiktaş A Takımı’nda oynamak apayrı bir heyecan. Bu zaten
hedeflerimden ilkiydi ve gerçekleştirdim. Şimdi tek hedefim kaldı, o da bu
formayla şampiyonluk yaşamak.
Senin gibi alt yapıdan gelip Takımımız’da yer alan başka genç
oyuncular da var. Bu anlamda Beşiktaş Basketbol Alt Yapısı hakkında neler
söyleyebilirsin?
Alt yapımızdan iyi oyuncular geliyor. Örneğin, Arın
ve Eren çok yetenekli basketbolcular. Özellikle Arın, birkaç sene içinde fizigi
de oturduktan sonra çok iyi yerlere gelecek. Umarım alt yapımızdan iyi oyuncular
çıkmaya devam eder ve Takımımız’ı daha iyi yerlere taşırlar.
Beşiktaş Alt Yapısı’na geldiğinde henüz 16 yaşındaydın ve bildiğimiz
kadarıyla Sporcu Evi’nde kalıyordun. O yıllardan biraz bahseder
misin?
Ailem Balıkesir’de olduğu için Beşiktaş Sporcu Evi’nde
kalmaya başladım. 3 katlı bir evdi ve 6 arkadaştık. Herkesin ayrı bir odası
vardı. Hayatımın en güzel günleriydi diyebilirim. Birbirimize destek olduk ve
bir şekilde hayatı herkesten önce öğrendik. Beşiktaş’ta büyüyüp adam olduk.
Takımımız’ın şu anki durumuyla ilgili neler söylemek
istersin?
Takım olarak hepimizin yaşları aşağı yukarı birbirine denk
ve çok enerjik bir takımız. Kendimizi aşma dönemini de atlattığımızda rakip
tanımaz bir hale geleceğiz. Hepimizin hedefleri var ve basketbola açız. Nasıl
bir takım olduğumuzu kısa zamanda daha iyi göstereceğimize inanıyorum.
Bu sezonun sonunda Şampiyonluk Kupası’nı kaldıracağımıza inanıyor
musun?
İki sezon önce, finalde şampiyonluğu kaybettiğimiz gece
sabaha kadar uyuyamamıştım. Çünkü çok yaklaşmıştık. Bu sezon gençlerden kurulu
bir ekibimiz var ve üzerimizdeki güven sorununun aşılması ve taraftarımızın
desteğiyle şampiyonluğun en büyük adayı olduğumuzu söyleyebilirim. Çünkü çok
büyük bir potansiyelimiz var.
Her ne kadar gençlerin çoğunlukta olduğu bir Takımımız olsa da
tecrübeli oyunculara da sahibiz. Bu anlamda takımdaki uyumu bize anlatır
mısın?
Tecrübeli oyuncularımız, genç oyuncularımızın ateşine
kapılıyor ve onlar da kendini genç zannediyor (gülüyor). Bu bizim büyük bir
avantajımız. Arkadaşlığımız mükemmel. Daha önce de gerek Milli Takım gerekse alt
yapıda birlikte oynadığımız için hiç uyum problemi yaşamadık. Herkes birbirini
tanıyordu ve çok iyi dosttu. Şimdi de yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor. Örneğin
kamplarda hep beraber Play Station oynuyoruz ya da birlikte sinemaya gidiyoruz.
Yabancılarımız da iyi karakterli olmasalar Beşiktaş’ta oynayamazlardı zaten.
Onlar da bizim gibi insanlar. Mesela Reese, iki senedir Türkiye’de olduğu için
artık Türk gibi davranıyor (gülüyor).
Coachumuz Murat Didin’le ilgili düşüncelerin neler?
Murat
Didin benim için büyük bir şans. Şimdiye kadar birçok sakatlık yaşadım. Ama
coachumuz, yeteneklerimin ne olduğunu, neler yapabileceğimi bana anlattı ve yol
gösterdi. İyi bir basketbolcu olabileceğime inandırdı. Önemli maçlarda süreler
vererek bana olan güvenini belli etti. Ayrıca oyunu çok iyi okuyan, tecrübeli ve
dürüst bir çalıştırıcı.
Bir kulüp takımı olarak Beşiktaş’ın Türk basketboluna katkıları
hakkında ne düşünüyorsun?
Beşiktaş’ın inanılmaz bir taraftar
potansiyeli var. BJK Akatlar Spor ve Kültür Kompleksi gibi bir yerimiz var ki,
Türkiye’nin en güzel salonlarından biri. Son 3 yıldır basketbola yatırım yapıldı
ve bu sevgi Beşiktaş sayesinde birçok insana yayıldı. Örneğin; Balıkesir’de köye
gittiğim zaman, kahvede oturan adam bana herhangi bir futbolcuyu değil de El
Amin’i soruyor. Bu nedenle yatırımın devam etmesi gerekir ki Türkiye’de
basketbol futbolla aynı seviyeye gelsin. Hatta daha öne geçme şansı olduğunu
düşünüyorum. Çünkü artık gençler NBA oyuncuları yerine
El Amin’i, Kerem
Tunçeri’yi örnek alıyorlar.
Takımımız’ın forvet oyuncularından birisi olarak, bu mevkiide
oynamaktan memnun musun?
Mevkiimden memnunum ama boyum biraz daha
uzun olsaydı pivot oynamayı isterdim. Balıkesir’deyken takımın en uzunu bendim
ve hocamız beni pivot olarak oynatırdı. Ama burada benden çok daha kalıplı
oyuncular var. Tabi bir şikayet söz konusu değil.
Kendini bir sporcu olarak nasıl tanımlarsın?
Öncelikle
müdafaa yapmayı çok seviyorum. Bunun dışında ne kadar heyecanlansam da
soğukkanlı olmaya çalışıyorum. Sakin bir oyuncu olduğumu söyleyebilirim.
Beşiktaş’ta şampiyonluk yaşamanın dışında bir hedefin var mı? Örneğin
Avrupa’da ya da NBA’de oynamak ister misin?
Beşiktaş’ta şampiyonluk
yaşamak en büyük isteğim, başka hiçbir hedefim yok. Milli Takım’a gitmek bile bu
kadar cazip değil benim için. Yeter ki şampiyon olalım. Basketbolu da Beşiktaş
formasıyla bırakmak istiyorum.
Basketbol senin için ne ifade ediyor?
Basketbolu çok
seviyorum ve sevdiğim işi yapmak bana büyük mutluluk veriyor. Umarım istediğim
yerlere gelirim ve yaptığım işin bir değeri olur. Basketbol hayatım diyebilirim.
Benim için ailemden sonra geliyor.
Beşiktaş formasını giymenin yanı sıra Beşiktaşlı olduğunu da
söyledin... Peki senin için Beşiktaşlılık nedir?
Benim bütün ailem
Beşiktaşlı. Farklı bir takım tutmam zaten mümkün değil. Ayrıca Beşiktaş’ta
büyüdüğüm için Beşiktaşlı olmanın ne olduğunu çok iyi biliyorum. Duruşunuzla,
davranışlarınızla ve yaşam tarzınızla doğru bir insan olmaktır Beşiktaşlılık.
Kısacası anlatılmaz yaşanır.
Her yerde olduğu gibi basketbol maçlarında da çok ateşli olan bir
taraftara sahibiz. Sen bu destek hakkında ne düşünüyorsun?
Her maçta
oyundan ne zaman düşsek onların desteğiyle ayağa kalkıyoruz. Tekrar rakibimize
saldırıyoruz ve motivasyonumuz hiç kaybolmuyor. Onlar bizim için çok önemli.
Bizi her maçta desteklemelerini istiyoruz.
Eğitimine devam ediyor musun?
Bilgi Üniversitesi Halkla
İlişkiler Bölümü’nde okuyordum ama devamsızlıktan atıldım. Bu sene tekrar sınava
gireceğim. Radyo ve Televizyon Bölümü’nde okumak istiyorum. Tam benlik bir
meslek. Tabi ki basketbolla bir arada götürmek mümkün değil ama sporu belli bir
yaşa kadar yapabiliyorsunuz. Bıraktıktan sonra da elimizde bir işimizin olması
lazım. Aslında basketbol antrenörlüğü de düşünüyorum ama diğer tutkum da bu.
Ailende basketbolla ilgilenen başka kişiler var
mı?
Profesyonel olarak basketbol oynayan yok ama annem, benim
maçlarıma gide gele iyi bir izleyici haline geldi. Aynı zamanda çok ateşli bir
taraftar. Bütün maçlarıma geliyor ve sürekli tezahürat yapıyor. Bazen maçlarda
tribünlere bir bakıyorum; annem çığlık çığlığa tezahürat yapıyor ya da yanlış
bir karar verdiğinde hakeme bağırıyor (gülüyor).
Basketbol dışında bir sporla ilgileniyor musun?
Yaz
aylarında sahilde plaj voleybolu oynuyorum. Bunun dışında futbol maçlarını takip
etmeye çalışıyorum. Her sene bir kombine bilet almaya niyetleniyorum ama
maçlarımız çoğu zaman çakıştığından hepsine gitme imkanım olmuyor. Ama fırsat
buldukça İnönü Stadı’na gidiyorum.
İnönü Stadı’nda yaşadığın ilginç bir anın var
mı?
Barcelona’yı 3-0 yendiğimiz maçtan önce Genç Takım idmanından
kaçarak İnönü Stadı’na gitmiştim. O gün ilk defa biriktirdiğim parayla Beşiktaş
forması almıştım ve gözümü karartıp maça gittim. İyi ki de gitmişim çünkü
galibiyet sevinci her şeyi unutturdu.
Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?
Genelde boş
zamanım olmuyor ama bende yeni bir tutku başladı. Teyzemin kızları müzik
öğretmeni olduğu için fırsat buldukça onlardan klasik gitar dersleri alıyorum.
Ama şu anda çok kötü durumdayım (gülüyor).
Son olarak söylemek istediklerin var mı?
Öncelikle beni
Beşiktaş’a getiren Şenol Demirağ’a teşekkür etmek istiyorum. Bana her zaman
doğru yolu gösteren bir insan. Bunun yanında İhsan Bayülken’in de üzerimde çok
emeği vardır. Babamı kaybettiğim dönemde bana çok destek oldu. Ayrıca Murat
Didin’e de, iki yıldır bana güvenip gelişmeme katkı sağladığı için teşekkür
etmek istiyorum.
Biz de sana teşekkür ederiz.
