HABERLER

01.08.2004

Kenan ÖNER - GENEL SEKRETER





“İnançlı, İddialı, Heyecanlıyız”


Kenan Öner, Beşiktaş’ın içinde Muradiye’de doğdu... Gazhane tarafında maçları tek kale izlememekle başlayan tribün serüveni; Açık’tan Kapalı’ya, Numaralı’dan Şeref Tribü’ne devam etti. Bu dönem Beşiktaş Genel Sekreteri olarak inançla, hırsla, heyecanla Kulübümüz için çalışıyor. 24 saatini Beşiktaşımız ile birlikte geçiren Kenan Öner ile dünü, bugünü ve geleceği konuştuk.



Nasıl Beşiktaşlı oldunuz?

Beşiktaş Muradiye doğumluyum. Benim Beşiktaşlılığım doğumumla başlıyor aslında. Bizde Beşiktaşlılık aileden geliyor. Beşiktaş’ı tanımam, Beşiktaş’a sevgi duymam, Beşiktaşlı olmam 3-4 yaşlarında başlamıştır. O yıllarda şimdiki gibi çok zengin, çeşitli taraftar ürünleri yoktu. 3 büyük takımın açılıp kapanan plastik bardakları ve tokalı kemerler vardı. Bana 3 yaşında o tokalı kemer takıldı. Böylece Beşiktaşlılığım tescillendi. 6-7 yaşlarında iken mahalledeki arkadaşlarımız ile birlikte, evimiz yakın olduğu için gider Gazhane tarafındaki kaleden Beşiktaş’ı izlerdik. Tabii maçı ancak tek kaleden izleyebiliyorduk. Maçın bitimine 15-20 dakika kala kapılar açılırdı ve hemen stadın içine girerdik. Sonra 10 yaşlarındayken ailemle maçlara gitmeye başladım. Ortaokulun son yıllarında ise arkadaşlarımızla birlikte Beşiktaş’ı izlerdim. Ben Beşiktaş’ın bütün tribünlerini bilirim. Gazhane’den açığa, kapalıdan numaralıya kadar. Tabii sonraki yıllarda görevlerimiz nedeniyle Şeref Tribünü’nde de Beşiktaş ile beraberdik. Kısacası kendimi bildim bileli Beşiktaş’ın içindeyim.




Erkek çocuklar, mahalle aralarında top oynarken futbolcu olmayı hayal ederler. Sizin de Beşiktaş’ın futbolcusu olma hayaliniz var mıydı?

Olmaz olur mu, çok fazla istiyordum. Hatta Beşiktaş’ın alt yapısına da gittim. O zamanlar Hayati Hoca vardı. Hayati Hoca’yla konuştum, 2-3 idmana da çıktım. Fakat biz Karadenizli’yiz. Biz de erkek çocuklar kıymetli olur. Annem sakatlıklardan çekindiği için, futbolcu olmamı istemedi. Ben de annemi kırmadım, futbolculuk hayallerimden vazgeçip, eğitimime ağırlık verdim.




O yıllarda en beğendiğiniz futbolcular kimlerdi? Beşiktaş’ın hangi dönemleri sizi etkiledi?

1959-60 sezonundaki şampiyonluğumuzu unutamam. Teknik Direktörümüz Macar Andrea Kutik’di. O sene çok yeni bir takım kurulmuştu. Birçok maçımızı 1-0 kazanarak şampiyon olmuştuk. O takım da çok net aklımda: Necmi, Bahattin, Münir, Tuncay, Sebahattin, Kaya, Arif, Nazmi, Şenol, Birol ve K.Ahmet. Bu takım ben de çok anlamlı bir hatıradır. Zaten bu takımı hiç kimse unutmaz. Ondan sonra tabi Sanlılar, Yusuflar, Vedatlar, Güven Önütler, Sabri Dinolar... 80’li yılların ortalarından itibaren, Rızalar, Metin-Ali-Feyyazlar, Gökhanlar... Tek tek isim saymak istemiyorum aslında. Çünkü Beşiktaşımız’a hizmet eden o kadar çok unutulmaz futbolcumuz var ki. Hepsinin kalbimizdeki yeri ayrı.




Sizinki Beşiktaş ile geçen bir ömür... Peki Camia’ya girmeniz nasıl oldu?

Ben 1983 senesinde Beşiktaş’a üye oldum. O günden beri de başkanlarımız Mehmet Üstünkaya ile Süleyman Seba ile Serdar Bilgili ile yakın dostluklarımız oldu. Camia’nın içindeydim. Beşiktaşımız’a hizmet etmeyi çok istedim, Başkanımız Yıldırım Demirören’in listesinde görev aldım, kısmet oldu. Bütün Beşiktaşlılar, çok iyi Beşiktaşlı’dır. Ama ben bu konuda da iddialıyım. Siyah-Beyaz’ı iliklerimde hisseden bir Beşiktaşlı’yım. Beşiktaş’ın taraftarı olmak en güzel duygu ve en güzel mertebedir. Şimdi yönetici olarak tüm bilgi birikimim ve tecrübemle çok sevdiğim Kulübüme hizmet etmek de bana gurur veriyor.




Beşiktaş’ın yöneticisi olmak size neler hissettiriyor?


Benim meslek hayatımda da her zaman başarıya karşı hırsım, arzum olmuştur. Çalışma hayatımda hiç başarısız bir dönem yoktur. Bankacılıkta memurluktan başladım, en üst mertebeye kadar ulaştım. Devlette de hizmetlerim bilinir. Çok önemli dönemlerde çok önemli üst düzey görevlerde bulundum. Aldığımız görevlerin hiçbir zaman altında kalmadık. Beşiktaş’taki görevimizi de en iyi şekilde yerine getireceğiz. Malumunuz, göreve geldiğimizden beri de Başkanımız’la birlikte Kulübümüz’de tam mesai veriyoruz. Bu bir inanç, heyecan işi. İnanıyoruz, heyecanla, şevkle yapıyoruz. Önemli olan Beşiktaşımız’a hizmet etmektir.




Beşiktaş’taki hedefleriniz nedir?


Futbolda dünya üçüncüsü olduk. Bu bağlamda UEFA Kupası’na, Avrupa Şampiyonası’na katılan Türk takımları da artık yakından izleniyor, tanınıyor. Türkiye Ligi, Avrupa’nın önemli liglerinden oldu. Türkiye’nin en önemli takımlarından, 3 büyüklerinden biri olan Beşiktaş’ın tabi ki hedefi de büyük. Hedefimizi sadece Lig Şampiyonluğu olarak belirlememiz mümkün değil. Bu bizim hedeflerimizin çok gerisinde kalır. Bizim hedefimiz Beşiktaşımız’ı zaten isminin duyulduğu Avrupa’da ve dünyada marka yapmak. Bunun için de, herkesin bildiği gibi olağanüstü kongre sonrasında gelmiş olmamıza rağmen, çok dar bir zamanda Takımımız’a önemli transferler yaptık. “Çok oyuncu alındı” diye eleştirenler var ama biz ligde ve Avrupa’daki hedeflerimiz için böyle geniş ve zengin bir kadro kurduk. Bu sezon UEFA’ya katılıyoruz. UEFA’da final oynamak en büyük hedefimiz. Süper Lig’i de en iyi şekilde bitirip, bir sonraki sezon Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finaller, yarı finaller ve final oynamak istiyoruz. Başkanımız da bizler de inançlı, iddialı ve heyecanlıyız.




Başkanımız Yıldırım Demirören ilk günden bu yana birlik ve beraberlik mesajları veriyor. Siz Genel Sekreterlik göreviniz gereği, Camiamız ile en fazla iletişimde bulunan Yönetim Kurulu üyemizsiniz. Bu konuda Camiamız’a nasıl bir mesaj vermek, neler söylemek istersiniz?


Hepimizin bildiği, gördüğü, yaşadığı Beşiktaş gelenekleri, örf ve adetleri vardır. Kongremiz olur ve seçilen başkanın etrafında tüm Beşiktaşlılar birleşir. Seçilen başkan tüm Beşiktaşlılar’ın başkanıdır. Bugüne kadar hep böyle oldu, biz bunu gördük ve hep bu ananeye saygı gösterdik. 30 Mayıs akşamı seçim bitti ve seçimi kazanan Sayın Başkanımız Yıldırım Demirören, 13 bin Kongre üyemizin ve 20 milyon taraftarımızın başkanıdır. Onun için hepimizin Başkanımız etrafında kenetlenmesi, Camia olarak birlik ve beraberlik içinde hareket etmemiz gerekmektedir. Camia’da birlik, beraberlik ve dayanışma olmazsa hep çatlamalar olur. Siz her ne kadar yolunuza devam etseniz de arkanızda çatlamaların olması güzel bir şey değil. Seçim zamanı geldiğinde elbette adaylar olabilir. Rekabet kaliteyi getirir. Nitekim bu dönemde 4 değerli adayımız vardı. 4’ünün de kadrosu son derece değerliydi. Hepsi kongre delegelerine iyi adaylar sunabilmek için ellerinden geleni yaptılar. Diğer adayların listelerinde de çok değerli arkadaşlarımız vardı. Onlar da Beşiktaş’a hizmet ettiler ve edecekler de. O arkadaşlarımızın bilgi ve birikimlerinden faydalanmamız, kenetlenmemiz Beşiktaşımız için çok güzel olur. Biz bunun olmasını istiyoruz. Biz çok inançlı, çok samimi, birbirine bağlı, Başkanımız’ın etrafında kenetlenmiş bir Yönetim Kuruluyuz. Başarılara ulaşacağız ama bize destek olunsun. El ele, omuz omuza olursak ulaşamayacağımız hedef yoktur. En az, en çok iddalı olan kadar iddialıyız.




En sevdiğiniz tezahüratımız hangisi?


Hepsini çok seviyorum ama “Beşiktaş Sen Bizim Her Şeyimizsin” çok güzel bir sloganımız. Bu sloganı Yönetim olarak çok seviyoruz. Ama diğerlerini de severek, kendimden geçerek söylüyorum.




- Teşekkür Ederiz.

Diğer Haberler