HABERLER

01.12.2004

Yavuz Baydar







Sabah Gazetesi'ne Tepkiler
Sabah Gazetesi'nin 22 Kasım tarihinde "Ölüm
Stadı" başlığı ile verdiği habere okuyucularından tepki
yağdı. Gazetenin yazarı Yavuz Baydar bugün (29 Kasım) "Okur
Temsilcisi" isimli köşesinde bu tepkileri dile getirdi,
bu tepkilere hak verdi.
Beşiktaş-Ç.Rizespor maçında yaşanan ve hepimizi
acıya boğan cinayetin ertesi günü, olayı okuyucularına "Ölüm
Stadı" başlığı ile duyuran Sabah Gazetesi'ne, okuyucularından
büyük tepki geldi.
Sabah Gazetesi'ne gelen bu tepkileri gazetenin
yazarı Yavuz Baydar "Okur Temsilcisi" başlıklı köşesinde
bugün dile getirdi. İşte Baydar'ın yazısı:
BJK İnönü Stadı'nı, cinayetin ardından "Ölüm
Stadı" diye nitelemek doğru muydu? Sabah'ın haberi veriş
tarzında okurları neler rahatsız etti? Eleştiriler yoğundu.
Beşiktaş-Çaykur Rizespor maçındaki cinayetle
ilgili haberler, Sabah'a eleştiri yöneltilmesine neden oldu.
Tartışmalar hafta boyunca Sabah yazarları da dahil olmak
üzere, hem Sabah özelinde hem de basın/medya haberciliği
genelinde süregeldi.
Sabah'a eleştirilerin odağı 22 Kasım Pazartesi
günkü gazetedeki başlık, üslup ve bazı ayrıntılardı.
Gazete, 16 yaşındaki Cihat Aktaş'ın öldürülmesini
Ölüm Stadı manşetiyle duyurmuştu. Spottaki bir ifade şöyleydi:
"Beşiktaş Yönetimi'nin izlediği gerilim politikası acı bir
olayla son buldu..."
Asıl tepkiler ise ön sayfanın sol üst köşesinde
yer alan fotoğrafın altındaki, "Cinayet, başarısızlıklarını
örtbas etmek için havayı bilerek geren Beşiktaş Başkanı
Demirören ve Yönetim Kurulu'nun gözleri önünde işlendi"
ifadesiydi.
Tepki gösteren okurların hemen tümü bu sunumu
doğrudan doğruya Beşiktaş'ın yönetimine, gazetenin duyduğu
husumetin bire bir yansıması olarak algıladıklarını duyurdular
veya hissettirdiler.
"DÖNER BIÇAĞI OLMAZ"
Spor sayfasında ilk baskıda yer alan bir "iddia"da
BJK İnönü Stadı'ndaki büfeciler adına bizi arayan Sedat
Parlaöz'ün eleştirisine yol açtı.
Söylediği özetle şöyle:
"(haberde)... cinayetin büfeden alınan döner
bıçağı ile işlendiği ileri sürülüyor. Oysa İnönü Stadı'nda
döner satışı yok. Beşiktaş Kulübü ile büfeciler arasında
yapılan sözleşme gereği kesici ve delici aletin sokulması
da yasak. Ayrıca döner satılmayan büfelerimizde döner bıçağı
olduğunun yazılması, muhabirinizin konuyu yeterince araştırmadığını
göstermektedir. "İleri sürüldü" diye haber yazmak yerine,
ileri süren kişinin kimliği ve görevi belirtilmeliydi."
Devamında şu var: "İnternet sitenizde de "Yanıt
Aranan Sorular" başlığı altında "büfelerde döner bıçağı
kullanılmasına kimler izin veriyor?" diye soruluyor. BJK
İnönü Stadı'nda yaklaşık 40 büfe varken buradaki satıcı
yetkililer ile konuşmadan böyle soru sormayı Sabah'ın tarafsız
ve ciddi haberciliğiyle başdaştıramadık."
Bunlara bir de Birgün gazetesi yazarı Adnan
Bostancıoğlu'nun yazısını ekleyelim: "Biliniyor, Beşiktaşlı
futbolcular Sabah'ın yayınlarına tepki duydukları için medeni
bir protesto geliştirdiler ve bu gazeteye demeç vermiyorlar.
Sabah muhabirleri, Beşiktaş uçağına alınmıyor. Yani Sabah'ın
Beşiktaş'la, Beşiktaş yönetimiyle sorunu var. Ve bu gazete,
tribünde yaşanan bu vahim olayı Beşiktaş kulübüyle hesaplaşmanın
bir fırsatı olarak görüyor! Artık bu insanların yazdığı
hangi habere, hangi yoruma inanayım? Kim inanır?
GECENİN TELAŞINDA
Ergun Babahan (Sabah Gazetesi Genel Yayın
Yönetmeni), haberin gece geç saatlerde gelmiş olmasına dikkat
çekti.
Evet, doğru, o gece ön sayfa yeni baştan hazırlanmış.
Ve sürekli akan yeni bilgilerin çoğuyla, süratle her şey
toparlanmış.
Böyle durumlarda zaman aleyhinize işler.
Döner bıçağı gibi nereden geldiği belli olmayan
ve doğrulanmasına o anda imkan bulunmayan söylentiler de
sızabilir. Neyse ki sonraki baskılara resmi kanallardan
doğrulanmış bilgiler girdi.
Büfecilerin tepkisini haklı buluyorum.
Babahan'ın başlıkla ilgili olarak altını çizdiği
nokta, böyle bir cinayetin "ilk kez futbol stadyumlarında
olması."
"Daha önce kitlesel arbedelerde ölümler oldu,
ama bilinçli bir cinayetle ilk kez karşı karşıya gelindi"
diyor. Ayrıca, "Beşiktaş yönetiminin stadda her şeyden haberdar
olduğunu unutmayalım" diye ekliyor.
DUYGUSALLIK... DÜZ MANTIK...
Öyle ama, Ölüm Stadı başlığı, bir okurun dediği
gibi, "cinayetin güvenlikle, fanatizmle ilgisini gölgeleyip
topu başka bir yöne atıyor."
Bir yere Ölüm Stadı dediğiniz vakit, o statta
cinayet ve ölümlerin mükerrer olmasına atıfta bulunuyor
olmanız gerekir. Oysa bir "ilk'le" karşı karşıyayız. Hesap
vermesi gerekenler de belli.
Öte yandan... Ve en önemlisi...

Sadece fotoğraf altındaki metni değil, haberin
ön ve iç sayfadaki anlatım üslubunu da son derece duygusal,
yorumla yoğrulmuş buldum.
Ben okur olarak şöyle düşündüm:
"Madem gazetem bu haberi önemseyip sayfa yenilemiş,
yer açmış, herhalde bana ötekilerden daha çok ayrıntı ve
doğru bilgi verecektir."
Oysa, ayrıntılar imzasız haber metninde o
duygusal ve tepkisel anlatımın satır arasına sıkışmış kalmış.
Haber iyice arka plana itilmiş, iç sayfada ana yazı imzasız
bir yorum olmuş.
Bu, Sabah Gazetesi adına doğrudan Beşiktaş'a
karşı bir toplu tavır olarak algılanmasın da nasıl algılansın?
Yorum için, henüz cinayet o aşamada aydınlanmamışken neden
acele edilsin? Neden?
İlle de yorum deniyorsa, neden bir köşe yazarına
hadise - acele de olsa - yorumlatılmasın?
"Medya tavrı", "futbol dili" diyenleri haklı
kılan noktalar işte bunlar. Haber-yorum içiçeliği...
Emin olun, okurların önemli bir bölümü, sandığınızın
aksine, ne kadar fanatik olsalar da, basında serinkanlı
ve doğru bir habercilik istiyorlar.
Öteki alanlarda olduğu gibi, sporda da duygu
ve yorumları habercilikten uzak tutalım, ne kadar sevsek
de takımlara da eşit mesafede duralım.
Okuru gazetemize daha yakınlaştırmak için...



Diğer Haberler