HABERLER

24.09.2004

Beşiktaş sana teşekkür ederim

Çiğdem Işık

İnternet sitemizin "Ayın Konuğu" bölümünde, bugüne kadar basınımızın usta kalemleri "Beşiktaşlı olmak", "Beşiktaş ilkeleri", "Beşiktaş ruhu" üzerine çok güzel, hepimizi duygulandıran yazılar yazdılar.Sitemizin Basın ve Halkla İlişkiler danışmanı İlgiz Erkin, benden yazı yazmamı istediği zaman, iki gün düşündüm. Çünkü yazmak istediğim yazı,kişiseldi. "Olur mu olmaz mı" diye kafa yorarken, son kararımı verdim;aşağıda okuyacağınız yazıyı yazdım. Beşiktaş'ı 10 yıldır yazıyorum ama sizlerin affınıza sığınarak ilk kez "kişisel" bir yazı yazdım. Beşiktaş'a teşekkür yazısı... Çünkü bu benim çok sık düşündüğüm bir şeydi. Sizlerle de paylaşmak istedim.



Dünyaya gelirken şanslıymışım. Gözlerimi; Beşiktaşlı bir sülalenin çocuğu olarak açtım. Sülalemizin bayanları (anem, teyzelerim) gibi erkekleri de (babam, amcalarım) maç kaçırmayan faal Beşiktaşlılar'dır. Bu şansım nedeniyle; Beşiktaşlı doğdum, Beşiktaş'la çocuk yaşlarda tanıştım. Okumayı öğrendiğim gün, babam elime gazeteleri tutuşturup, spor sayfalarındakiBeşiktaş haberlerini kendisine okumamı istedi. Bu bizim kahvaltı alışkanlığımıza dönüştü. Her sabah babama gazetelerdeki Beşiktaşhaberlerini, Beşiktaş yorumlarını okumaya başladım. Haberler kötüyse beraber ağlıyor, haberler iyiyse beraber seviniyorduk. Sabri Dino'yu hiç izlemedim. Ben bir yaşındayken, O futbolu bırakmıştı. Fakat ölüm haberini gazeteden babama okuduğumda ikimiz de ağlıyorduk. Hiç unutmuyorum. Tercüman Gazetesi'nde Necmi Tanyolaç'ın yazdığı yazı, "Senin için köprüden bir kırmızı gül atacağım" ifadesi, beni günlerce ağlatmıştı.



Spor yazarı olmaya işte o yıllarda, 7-8 yaşında karar verdim. En büyük desteğim tabii ki babamdı. Fakat annem bu durumu hiç olumlu karşılamadı. Benim hafta sonları ders çalışmam gerekirken; Beşiktaş'ın maçları için televizyon ve radyo başından kalkmamam, maçlara gitmek istemem annemi kızdırıyordu. Ama her seferinde ben galiptim. Çünkü babam ve amcalarım benden yanaydı!14-15 yaşlarında Beşiktaş'la ilgili yazdığım yorumları gazetelere göndermeye başladım. Annem, "Bu kadar insan arasından seni mi gazeteci yapacaklar. Sen okuluna bak" diyordu. Ama annemin dediği gibi olmadı. Yazılarımı yayınladılar.



Lise son sınıf öğrencisi iken, Sabah-Fotomaç gazetelerinde çalışmaya başladım. Hayallerimin gerçek olduğu gündür o... Aradan on yıl geçti. Mesleğimi, dostlarımı, hayatımı, herşeyimi Beşiktaş'a borçluyum...28 yaşındayım. Hayatım boyunca benim için çok anlamlı olan iki doğum günü hediyesi aldım. İlki; ortaokula giderken amcamın aldığı siyah-beyaz eşofmanlardı. Beden Eğitimi derslerini, bana bu eşofmanları giyme fırsatı verdiği için severdim. Diğeri; son doğum günümde sabahın erken saatlerinde hiç tanımadığım Beşiktaşlılar'dan gelen kutlama telefonları ve maillerdi. Henüz ailem bile doğum günümü kutlamadan, siyahbeyaz. net üyelerinin doğum günü mesajlarını almak, beni sonsuz mutlu etmişti. O gün, Beşiktaş'ın ailem olduğunu bir kere daha anladım.Biz büyük ve güzel bir aileyiz.



Aslında benim bu anlattıklarımı hepimizin yaşadığını biliyorum. Bizleri sevinçlerimizde de üzüntülerimizde de Beşiktaş'ın buluşturduğunu... Çok güzel şarkılarımız, çok anlamlı sloganlarımız var. Fakat bir tanesi var ki; bir cümlede herşeyi anlatıyor; "Beşiktaş sen bizim herşeyimizsin" Evet... Sen bizim herşeyimizsin, Beşiktaş.En güzel dostlukları senin sayende bulduk... Üzüntümüzde de sevincimizde de bizi sen buluşturdun... İşimizi kaybettik, sevgilimiz terketti, ama senin sevgin bizi hiç terketmedi Beşiktaş."Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır" derler. Bizim de dönüp dolaşacağımız yer, sensin Beşiktaş. Bazen seni ihmal ettiğimiz olur. Yeni doğan bir çocuğun, yeni bir aşkın heyecanı, bizi senden uzaklaştırır. Ama bu ayrılığa fazla dayanamayız. Yine tribünlere koşar, yine peşinden geliriz Beşiktaş. Çünkü sen bütün ihtişamınla, bizi kendine çekersin. Biz sensiz yapamayız Beşiktaş.Dikkat edin; Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Trabzonsporlu dostlarımız da vardır, ama Beşiktaşlılar'ın birbirlerine olan bağlılığı ve sevgisi farklıdır. Aynı memleketten olan insanlar için, "Kan çeker" derler. İşte biz Beşiktaşlılar da birbirimizi böyle çekeriz.



Peki Beşiktaş semti... Belki Ankara'da, belki Kadıköy'de, belki Kasımpaşa'da yaşıyoruz ama hepimiz için Beşiktaş semtinin anlamı farklıdır. Zaten BJK sevgisi de, Beşiktaş semtinden başlayıp, dünyanın dört bir köşesine yayılmıştır.Bir arkadaşıma, "Dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olarak kabul edilen Paris'te bile, Beşiktaş'ta olduğum kadar mutlu olamadım. Beşiktaş'a geldiğim zaman heyecanlanıyorum. İskele, martılar, bu semtin kokusu bile değişik geliyor bana" dedim. Yüzüme tuhaf tuhaf baktı, "Neden?" diye sordu, "Boşver" dedim, "Anlamazsın, çünkü Fenerbahçeli'sin." Ama siz anlarsınız; Hani Dolmabahçe'de yürürken, hani Fenerbahçe'yi yenerken, hani biz Pınarbaşı çekerken...

İşte öyle birşey...



Çırağan Sarayı'nın bulunduğu yerden geçerken, bir kere dahi olsa Şeref Stadı'nı hayal etmeyen, görenler için o günleri tekrar yaşamayan Beşiktaşlı var mıdır? Ya İnönü Stadı... Boşken bile önünden geçmek, bütün Beşiktaşlılar'ı heyecanlandırır.



Biz, Siyah-Beyaz bir dünyanın içinde yaşarız. Beşiktaş logosunu, bayrağını nerde görsek, gururla bakarız. Ama mutlaka bir durup bakarız. Yanılıyor muyum?



Geçen yıl yöneticimiz İbrahim Altınsay ile yaptığım röportajda, "Çok önemli toplantılarınıza bile Beşiktaş bilekliğinizle katıldığınızı duydum. Yönetici olmadan önce yaptığınız röportajlarda da, Beşiktaş kimliğinizi ön plana çıkartıyordunuz" dedim. İbrahim Altınsay; "Beşiktaşlı olmak benim için bir kimlik değil. Beşiktaşlılık benim kaşımın rengi, boyum, kilom, gülüş tarzım, ağlayış tarzım gibi doğuştan genlerime girmiş birşey. Onun için ben istesem de, Beşiktaş dışında bir İbrahim Altınsay olamam" demişti. Bu tarifi hiç unutamadım ve çok sevdim. Çünkü bütün Beşiktaşlıları, Beşiktaşlılığı anlatıyor. Evet; Beşiktaş bizim kaşımızın rengi, boyumuz, kilomuz, gülüş tarzımız, ağlayış tarzımız gibi doğuştan genlerimize girmiş birşey. Evet; Biz istesek de Beşiktaş dışında bir yaşama, bir kişiliğe sahip olamayız. Ne mutlu ki biz böyleyiz...



Bazen "Beşiktaş olmasaydı, nasıl bir hayatım olurdu diye düşünüyorum. Sonra, bunu düşünmek bile istemediğimi farkediyorum. İyi ki varsın Beşiktaş....



Bu hayatı yaşamamı sağladığı için; önce Tanrı'ya, sonra sana çok teşekkür ederim Beşiktaş...

Diğer Haberler