HABERLER

07.08.2003

Alırsak Yıldız Alacağız

İkinci Başkanımız Hüsnü Güreli´nin transferle ilgili müjdeli haberleri bu röportajda...

Beşiktaş İkinci Başkanı, İcra Kurulu Başkanı ve Transfer Komitesi Başkanı Hüsnü Güreli, Siyah-Beyazlı taraftarlarımıza resmi sitemiz aracılığıyla müjdeyi verdi; ’Transfer sezonu sonuna kadar santrafor transferini gerçekleştireceğiz. Alacağımız oyuncu yıldız olacak.’ Kulübümüz’e büyük hizmetlerde bulunan Hüsnü Güreli’nin samimi açıklamalarını bu sayfamızda bulacaksınız. - Nasıl Beşiktaşlı oldunuz? Kaç yıldır Beşiktaş’a hizmet ediyorsunuz? - Ailem 1938 senesinde Beşiktaş’ta, Cihannuma Sokak, Cihannuma mahallesi, 22 numaralı apartmanda oturuyordu. Ben eski Kulüp müdürlerimizden Tuncer Öktem ve eski yönetici, kongre üyelerimizden Hulusi Özdurmaz’ın mahallesinde büyüdüm. Babam, dedem Beşiktaşlı. Küçükken bir tane Beşiktaş logosu bulmuştuk. Onu ikiz kardeşimle beraber bir gömleğimizden alıp, akşam yatarken pijamamıza takar öyle uyurduk. Tekrar giydiğimiz gömleğe takar, sahaya öyle çıkardık. Top oynardık. Böyle, aileden gelen çok büyük bir Beşiktaş sevgimiz var. 14-15 yaşından itibaren maçlara sürekli giderdim. Babamın dayısının oğlu Mehmet Asal stad müdürüydü. Şimdi göbek dediğimiz kapalı tribünün üst sırasında, ayakta durarak maçları izlerdik.
Rahmetli Mehmet Üstünkaya’nın döneminden 1994 yılına kadar, rahmetli Şevket Belgin Ağabeyimizin ricasıyla Kulübümüz’e fahri olarak Mali Müşavirlik yaptım. 1994-96 yılları arasında Kulüp için daha yoğun şekilde çalıştım. 1996-98 yılında Yönetim Kurulu’nda görev aldım. Serdar Bilgili’nin Başkanlığı’nda, 2000 yılından bu yana üç yıldır Yönetim Kurulu üyeliğim devam ediyor. - Sizin, Beşiktaş Yönetim Kurulu içinde üç önemli göreviniz var; İkinci Başkanlık, İcra Kurulu Başkanlığı ve Transfer Komitesi Başkanlığı. Bu üç görevin neleri kapsadığını sizden dinleyebilir miyiz? - İkinci Başkanlık; Başkan’ın olmadığı yerde Kulübün temsil edilmesi, başkanlık yetkilerinin kullanılması anlamına gelir. Başkan’ın olmadığı yerde görevlerini devrettiği, güvendiği kişidir. Beni tabii onore eden bir görev bu... Başkanımız Serdar Bilgili ile aramdaki 10 yıllık dostluğun, arkadaşlığın, güvenin bir sonucu. Yönetim Kurulumuz da teveccüh gösterdi ve bu dönem, bu onurlu görevi ben yürütüyorum. Asıl zor olan görevim, Kulübümüz’ün bütün yönetimini A’dan Z’ye yönlendirdiğim İcra Kurulu, dinamik, aktif bir çalışmayı gerektiriyor. İcra Kurulu’nda hem Derneği, hem Spor A.Ş’yi yönetiriz, mali, hukuki, idari tüm işleri görüşürüz, komitelerin bütçelerini, yaptıkları işleri takip ederiz, Genel Müdür ve profesyonel çalışanların icraatlarını inceleriz. Haftada asgari beş saat toplantı yapıyoruz. Kısaca İcra Kurulu, Kulübümüzü yöneten sistemdir.
Transfer Komitesi Başkanlığı’na gelince; Başkanımız Serdar Bilgili, Transfer Komitesi üyelerimiz Yıldırım Demirören, Kıvanç Oktay, Haşmet Bedii Kürüm, İbrahim Altınsay, Emin Önal ile birlikte, teknik heyetimiz Lucescu ve Sinan Engin’le yılda onbeş toplantı yaparız. Transfer dönemini beklemeden yaklaşık her ay toplanarak, izlemeleri ve incelemeleri değerlendiririz. Mesela Sinan’ı, Ahmed Hassan’ı, Ümit Aydın’ı aylarca takip edip, prensip anlaşmalarını yapmıştık. - Bu üç önemli görevin Başkanlığı’nın tek kişide toplanması son derece olumlu bir sonuç verdi. Kulübün mali gücünü en iyi bilen kişinin, yapılacak transferin yükünü hesaplaması çok akıllıca. Ayrıca bu kişinin İkinci Başkan yetkisinde olması, mükemmel bir transfer politikası yarattı. Hatırlanacağı gibi, daha önceki dönemlerde transfer maliyetlerinin hesap edilmeden yapılması, Kulübe epey bir para kaybettirmişti. - Önceki yönetimlerle ilgili bir yorum yapamam, çok başarılı yönetimler de vardı. Hepimiz Süleyman Ağabeyin bayrağını taşıyoruz. Onun ilkeleri çok önemliydi. Ayrıca o günkü şartlar ile bugünkü şartlar çok farklıydı. Transfer piyasasında bu derece rekabet yoktu, mecburi borçlanma yoktu. Herşey daha ılımlıydı. Fakat altını çizmek istediğim bir gerçek var. Dışarıdan benim sadece mali işlerle ilgilendiğimi zannediyorlar. Oysaki Başkanımız Serdar Bilgili, İcra Kurulu yolu ile sistemin bütün aktif yönetimini bize devretmiş. Ama ben de bunu tek başıma yapmıyorum. Yönetim Kurulu’ndaki çok değerli arkadaşlarım Yıldırım Demirören, Kıvanç Oktay, Haşmet Bedii Kürüm, İsmail Ünal, Av. Levent Erdoğan, Behçet Ümitlen, İbrahim Altınsay, Gökhan Sarı ile birlikte yapıyoruz. Soru çok doğru hazırlanmış. Bugüne kadar kimsenin düşünmediği bir soru. İşin doğrusu, özeti bu. Bu üç görevin hesap verme sorumluluğunun bende birleşmesiyle, Kulübümüzün’ün aktif olaylarına hakim olduk. Bütün olaylara sahip çıktık. Dört beş tane doğruyu tek bir noktadan geçirme şansımız oldu. Ayrıca ben bütün kritik konuları Başkanımız Serdar Bilgili’ye danışırım. Bunun yanı sıra stratejik, politik ve önemli konuları da mutlaka Yönetim Kurulu’nun gündemine getirir, onayını alırız. İcra Kurulu’nda günlük rutin işleri takip eder, bütün önemli kararlar için Başkanımız Serdar Bilgili ve Yönetim Kurulu’nun onayına başvururuz. Başkanımız bana ’Sen bildiğin gibi yap’ dese bile, mutlaka fikrini sorarım, sesini duyarım. Bu benim iş tarzım, davranış biçimim. Her şeyi konuşuruz, danışırız ve beraber karar veririz. - Beşiktaş sağlıklı mali yapısıyla örnek gösterilen bir Kulüp. Üstelik bu başarıya, Türkiye tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşamasına rağmen ulaşıldı. Bunu nasıl başardınız? -İnsanların servetleri ve gelirlerinin üçte bire indiği bir dönemde, biz Beşiktaş’a 30 milyon dolar kazandırdık. O dönemde çok kritik bir karar vererek, bu noktaya geldik. Bütün eski yöneticilerimiz bilirler, Yönetim Kurulu toplantılarında ciddi tartışmalar yaşadık. Kongreye sıfır transfer bütçesiyle gitme cesaretini göstermemiz gerektiğini savundum. O gün borç 45 milyon dolardı. ’20-30 milyon dolar daha transfer yapalım’ görüşleri vardı. Bunlara tamamen karşı çıktım. Ya rezil olacaktık ya da vezir. Çok cesur bir karar aldık. Başkanımız Serdar Bilgili de beni destekledi. O aldığımız doğru karar, bugün bizi düzlüğe çıkarttı. O karar, Beşiktaş’ın tarihinde dönüm noktasıdır. Çünkü 40 milyon dolar geliri olan bir Kulüp, eğer 70-80 milyon dolar borçlanırsa, o borcu çevirmeniz çok zor olur. En kötü ihtimalle borcunuzun en az gelirinizin yarısı kadar olması lazım. Başkanımız Serdar Bilgili’nin büyük desteğiyle, sıfır transfer bütçesi yapıp kongrenin huzuruna gittik. Çok büyük eleştiriler aldık ama doğru yaptığımıza inanıyorduk. Hayatta cesur kararlar almadan, hiçbir şey yapamazsınız. Bu cesur ve tarihi kararlar Beşiktaş’ı Türkiye’nin en sağlıklı mali yapısına sahip Kulüp haline getirdi. Nihat’ı satma kararı aldığımızda, yine herkes üstümüze geldi, eleştiri aldık. Nihat’ı sattık, bu kararın arkasında durduk. Daum’la büyük çekişmelerimiz oldu. ’Nihat’ı satan şampiyonluğu satar’ dedi. Nihat’ın gidişinden sonra Beşiktaş ard arda 9 maçı kazandı, bu iddiasının yanlış olduğu da kanıtlandı. Nihat ise iftihar vesilemiz, Avrupa’da Beşiktaş’ın ismini duyuruyor. Bu transferden 5 milyon dolar aldık. Mukavelesinden de yüzde 30 alacağız. Bu transferin gerçekleşmesinde Başkanımız Serdar Bilgili’nin de çok büyük başarısı ve desteği var. Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizinin yaşandığı günün ertesi, tasarruf tedbirleri aldık. Menacerimiz Sinan Engin’in büyük desteği, futbolcularımızın gösterdiği büyük anlayışla mukaveleleri TL’ye çevirdik. Kriz tasarruf tedbirleri sayesinde 12 milyon dolar kazandık.
Bir de benim hayatımın ideali, beş yıllık rüyam olan borsa projesini gerçekleştirdik, halka açıldık ve 13 milyon dolar da oradan kazandık. Üçünü alt alta toplarsanız 30 milyon doları kasaya koyarak krizden çıktık. Herhalde uçağın yere çakılmasına 50-100 metre kalmıştı ki, U dönüşü yapıp kurtulduk. Dürüst ve iyi niyetli olduğumuz için Allah da yardımcı oluyor. - Sizi her gün Kulüp’te görüyoruz. Yoğun iş temponuzla birlikte, Kulüp’teki bu sorumluluklarınızın altından kalkmayı nasıl başarıyorsunuz? - Eskiden günde sekiz saat çalışıyordum, şimdi onaltı saat çalışıyorum. Kendi şirketimi de yönetmek zorundayım. Şirketimde 100 insan çalışıyor ve onlar da evlerine ekmek götürmek zorunda. Yaklaşık 400 firmaya mali müşavirlik, denetim ve avukatlık yapıyorum. Müşterilerime de hizmet götürmek zorundayım. Fakat Beşiktaş’a hizmet etmek, hayatımın en anlamlı ve onurlu görevi. Bu kadar yükün altından, doğuştan, aileden çok iyi bir Beşiktaşlı olan eşim Asuman’ın desteği, bana verdiği enerji sayesinde kalkabiliyorum. Dışarıdan bakıldığında benim Beşiktaş için yaptığım çalışmaların yüzde 10’u gözüküyor. Takdir edenler var, etmeyenler var. Biz Beşiktaş için sağlığımızı bile kaybettik ama söylediğim gibi Beşiktaş’a hizmet etmek, hayatımdaki en büyük onurdur. Bu çok farklı bir duygu. Her sene misafirlerime, etrafımdaki Beşiktaşlılar’a forma ve bilet dağıtmak için 100 milyar lira harcıyorum. Bu bir gönül işi. Onurlu bir babamın oğluyum. Hayatımda en çok namusum için titizlenirim. Beşiktaş’ın kasası da bizim namusumuz. Her gün Beşiktaş’ın kasasını kontrol ederim. Genel Müdürümüz, bizim için çok önemli bir transfer, Gökhan Sarı. Gökhan, Beşiktaş için çok önemli ve benim çok takdir ettiğim bir büyük Beşiktaşlı. Onun altında finansmandan sorumlu müdürümüz Süreyya Dursun, muhasebe müdürlerimiz Metin Kesik ve Hakan Altuntaş ile birlikte kasamızı her gün inceliyoruz. - Transfer Komitesi Başkanı olarak, santrafor transferi hakkında bilgi verir misiniz? Beklenen transfer ne zaman gerçekleşecek? - Şampiyon takımın üzerine çok doğru yatırımlar yaptık. Genç futbolcularla ilgili yaptığımız yatırımların ne kadar doğru olduğunu, iki üç sene sonra herkes daha iyi görecek. Takım iyiydi zaten. İlhan’ın sakatlanması talihsizlik oldu. Bu nedenle santrafor almak zorundayız. Taraftar Hüsnü Güreli olarak konuşuyorum. Ben bu saatten sonra ucuz santrafor alınmasına karşıyım. Bu kadar milyon dolar yatırım yaptıktan sonra, muhakkak çok iyi santrafor almam lazım ki, bu takımı tamamlasın. Çünkü özellikle Şampiyonlar Ligi’nde büyük hedeflerimiz var. Alacağımız santrafor da bizim için bir yatırım olacak. Bir zincirin son halkasını tamamlamadan, kilit vuramazsınız. Diğer yaptığınız bütün yatırımlar boşa gidebilir. Forvette sorunumuz olduğunu yönetim de görüyor, hoca da görüyor, taraftar da görüyor. Demek ki İlhan’ı bekleme lüksümüz yok. İyi bir santrafor almamız şart. Başkanımız Serdar Bilgili’nin bilgisi, Lucescu’nun onayı doğrultusunda, İbrahim Altınsay ile birlikte çalışıyoruz. Bu işi iki, üç hafta içinde bitireceğiz. Alacağımız santrafor, geçen yıl iyi performans göstermiş, kenarda oturmamış, psikolojik ve sağlık problemi olmayan, takıma uyum sağlayacak bir oyuncu olacak. Herkes birşeyler yazıp çiziyor ama bu konuda yaptığımız analizi şöyle anlatayım: Mesela Chelsi gibi bir takım yeni yatırımlar yapıyorsa, büyük paralar harcıyorsa, bu takımda boşa çıkmış santrafor olabilir. Ona talip olabiliriz. Elber olabilir, Nanni’yi ciddi takip ediyoruz. İsmi olan bir santrafor alacağız. - Son sözde Beşiktaş Camiası’na vermek istediğiniz mesaj nedir? - 100. yılımızda elde ettiğimiz başarılarla, üç büyükler sıralamasındaki makus talihimizi yendik, en büyük takım olma unvanına sahip olduk. Dünya sıralamasında da 34. sıradayız. Yeni nesil artık Beşiktaşlı’dır. Yeni sezon için de büyük hedeflerimiz var. Geçen yıl Futbol Federasyonumuz da Merkez Hakem Komitemiz de bütün takımlara eşit mesafede oldular. Yeni sezon için en önemli dileğim, mücadelenin Fair-Play kurallarına uygun şekilde barış ve sporcu mantığı ile sürmesidir. Herhalde bu yıl yani 101. yıldaki şampiyonluğumuz, 100. yılkinden çok daha kıymetli olacak. - Teşekkürler. Röportaj: Çiğdem Işık

Diğer Haberler