TVS anlaşmasıyla ilgili çıkan spekülasyonlara Yönetim Kurulu üyemiz İbrahim Altınsay’ın cevabı.
Siyahbeyaz.net web sitesinde Sayın Fuat Çimen, kendisiyle yaptığı telefon görüşmesinde ve yolladığı e-mailde, “Sayın Hasan Arat’ın, TVS anlaşması ile ilgili olarak ‘suistimaller olduğunu’ söylediğini ve bazı Yönetim Kurulu üyelerinin bu şirket ve Koç Ece şirketiyle ilişkisi olduğu imasında bulunduğunu” belirtiyor ve haklı olarak açıklama istiyorÂ… Beşiktaş Başkanlığına aday olan bir kişinin, iddialarını açık açık ortaya koyacak yerde imalarda bulunarak akıllarda soru işaretleri yaratmaya çalışmasına inanmak istemiyoruz. Eğer doğruysa bu sözleri kendisine yakıştıramadığımızı ve şiddetle kınadığımızı öncelikle belirmek isteriz. Mali Genel Kurulumuz’da Sayın Genel Sekreterimiz Hüsnü Güreli’nin de açıkça belirttiği gibi Yönetim Kurulu üyelerimizin bizzat kendilerinin, akrabalarının ve yakınlarının söz konusu TVS ve KOÇ ECE şirketleriyle hiçbir bağlantısı yoktur. Bunun aksini söyleyenlerin iddialarını açıkça belirtmeleri ve kanıtlamaları gerekir. O zaman da bu iddialarının her türlü yasal sonucuna katlanırlar. Mertlik bunu gerektirir. Aksini yapanlar, iftiradan medet uman birer müfteridir. Bizim şeffaflığımızı ve temizliğimizi çekemeyenler, “çamur at izi kalsın” mantığına sarılmıştır. Yalan yayarak taraftarın ve üyelerin kafalarını karıştıracağını sananlar Beşiktaşlı olamaz. Bizler almak için değil, vermek için görevde bulunuyoruz. Bugüne kadar da kulübümüzün gelirlerinin artması, güvence altına alınması ve herşeyden önce Beşiktaş’ımızın ekonomik özgürlüğüne kavuşup güçlenmesi için gece gündüz çalıştık. Kendi işimize harcamadığımız mesaiyi kulübümüze seve seve harcadık. Kendi işimizde yapmadığımız pazarlıkları kulübümüz için yaptık. Beşiktaş için nerede bir kuruş varsa onu gidip söke söke aldık. Gişelerde bekçilik yapıp kaçakları ve suistimalleri yakaladık, önledik. Bütün gücümüzü de Beşiktaş’tan ve Beşiktaşlılardan aldık. Beşiktaşlıların takdiri ve resmi formayı giymiş küçük bir maskotun gülümsemesi bizim için en büyük ödül oldu. Şimdi gelelim Sayın Arat’ın TVS anlaşmasının “geleceği ipotek altına” aldığı iddialarınaÂ… Sayın Güreli’nin Genel Kurul’da açıkladığı ve Genel Kurul’un oybirliği ile akladığı TVS sözleşmesi dünyada büyük futbol kulüplerinin yaptığı türden bir sözleşmedir ve her türlü denetime açıktır. Dünyanın bütün büyük futbol kulüpleri ön ödemeli, garantili ve gelir paylaşımı temeline dayanan uzun vadeli pazarlama anlaşmaları yaparak harcamaları, transferleri ve yatırımları için kaynak yaratmakta, gelirlerinin artarak büyümesi için uzun vadeli işbirliklerine girmektedirler. Biz de sezon başında, şu anda öteki büyük kulüplerimizle benzer anlaşmalar imzalamış olan, biri TVS olmak üzere iki firma ile uzun görüşmeler yaptık. TVS’in daha iyi bir teklif vermesi ve öteki firmanın sahibinin, rakibimiz ve dostumuz bir kulübün Yönetim Kurulu üyesi olması üzerine TVS ile anlaşmaya vardık. TVS ve KOÇ ECE şirketleri ile ilgili yayılan spekülasyonlar en başta bize güvenen ve bizimle işbirliği yapan söz konusu şirketleri derinden üzmüştür. Sayın Arat bu işlerin o kadar dışındadır ki, TVS’in dünyanın en büyük yayın kuruluşu Canal+’ın ve onun pazarlama şirketi Sport+’ın Türkiye temsilcisi olduğunu ve bu şirketin adının bizim sözleşmede geçtiğini bilmemektedir. Sport+’ın Milan ve Inter dahil yüzü aşkın büyük kulüple benzer ve daha uzun vadeli anlaşmaları vardır. TVS ayrıca, bütün İngiliz kulüpleri ve büyük Güney Amerika kulüpleriyle daha kapsamlı anlaşmaları olan Octagon CSI firması ile ISPR, Global Sportnet, TWI gibi büyük şirketlerin temsilciliğini yapmaktadır. TVS ayrıca bütün büyük Avrupa liglerinin, Dünya Futbol Kupası’nın, büyük milli takımların, büyük futbol kulüplerinin, basketbolda Euroleague’in, Dünya ve Avrupa Şampiyonaları’nın ve Wimbledon gibi turnuvaların Türkiye yayın haklarını pazarlamaktadır. Büyük kulüplerin, büyük pazarlama kuruluşları ile yaptığı yayın ve lisans pazarlama anlaşmaları, bu kulüplerin gelirlerinin hem ulusal hem de uluslararası piyasada maksimize edilmesini sağlamaktadır. Bu gerçek günümüzün modern futbol yapılanmaları içinde olan herkes tarafından açıkça bilinmektedir. Bütün büyük kulüpler şirket gibi yönetilmekte ve yayın hakları ile sponsorluklardan hibe ve mininum avans türünden ön gelirler elde etmektedirler. Kulübümüzün Pazarlama Departmanı, ülkemizde yakın tarihin en büyük ekonomik krizi yaşanırken kulübümüzün Lig Havuzu ve kira gelirleri dışındaki gelirlerini, 12 milyon doları nakdi olmak üzere 15 milyon dolara çıkarmıştır. Yönetime gelmemizden önceki 1999-2000 sezonunda ise ülkemizde ekonomi büyürken bu gelirler sadece 5 milyon doları bulmaktaydı. Onbeş milyon dolarlık mucizevi sonuca ulaşılırken geniş bir vizyonla hareket edilmiş, gece gündüz çalışılmış ve bütün sözleşmelerde Beşiktaş’ın hakları azami korunmuştur. Bu konuda her türlü denetime sonuna kadar açığız. İftiralardan korksaydık zaten bu işlerin altına girmezdik. Genel Sekreterimiz Sayın Hüsnü Güreli’nin Mali Genel Kurul’da açıkladığı gibi, TVS ile yapılan anlaşma sadece, Süper Lig ve Şampiyonlar Ligi maçları dışındaki maçların yayınlarının ve kulübün bazı lisans haklarının, kulübün onayı ile pazarlama haklarının yüzde 20 komisyon karşılığı TVS’e devrini içermektedir. Öteki büyük kulüplerimizin yaptığı benzer anlaşmaların aksine, Lig Havuzu ve Şampiyonlar Ligi maçları ile bu maçların gelirlerinden herhangi bir pay ödenmesini kapsamamaktadır. Ayrıca TVS bu anlaşma gereği, Takımımız Avrupa kupalarından yokken Beşiktaş’a 1 milyon dolar hibe yapmış ve 750 bin dolar avans ödemiştir. Her yıl da 500 bin Dolar avans ödeyecektir. Buna karşılık TVS satış gelirlerinden sadece komisyonunu alacaktır, bütün gelirler Beşiktaş’ın olacaktır. Öte yandan, hibe olarak alınan 1 milyon Dolar iade edildiğinde anlaşma bozulabilecektir. Beşiktaş böylece, ekonomik krizin en yoğun yaşandığı bir dönemde kasasına taze ve nakit Dolar koymuştur ve anlaşmada da hareket özgürlüğü sağlamıştır. Bu anlaşmanın Beşiktaş’ın şampiyonluk kutlamaları için izin almakla bir ilgisi yoktur. Asıl bu anlaşma sayesinde Beşiktaş özel gecelerinden ve maçlarından azami geliri elde edecektir. Hangi yönetimlerin Beşiktaş’ın başarılarını nasıl kutlayamadığı, hangi yönetimin ise nasıl kutladığı Beşiktaş taraftarının malumudur. Durum buyken anlaşmanın “Beşiktaş’ın geleceğini ipotek altına aldığı”nı söylemek için insanın ya bilgisiz ya da art niyetli olması gerekir. Ya da insanın, ekonomik krizin sıkıntısından ne dediğini bilmiyor olması gerekir. Bir de olgulara bakalımÂ… TVS anlaşması kısa zamanda sonuçlarını vermiştir, ileride de özellikle Avrupa maçlarının yurtdışına satışında büyük katkı sağlayacaktır. Bu sezon, hazırlık maçlarımızın yayın hakları 65.000 Dolara satılmıştır. Maçı oynayan iki takımın da yayın hakkını pazarladığı Türkiye Kupası’nda ise şu ana kadar oynadığımız 4 maçın yayın haklarından toplam 400.000 Dolar gelir elde edilmiştir. Sayın Hasan Arat’ın 2. Başkanı olduğu yönetimin son yılında ise Hapoel Hayfa Şampiyonlar Ligi ön eleme maçının yurtiçi ve yurtdışı yayın hakları ile Dardanelspor Türkiye Kupası maçının yurtiçi haklarından elde edilen yayın geliri sadece sıfır kuruştur. Öte yandan aynı dönemde, Kent Gıda ile 7 yıllık, Vakıfbank ile 5 yıllık, Birlik Medya ile 3 yıllık anlaşmalar yapılmıştır. Bizim dönemimize sarkan başka anlaşmalar da olmuştur. Bu anlaşmaların bir kısmında garanti ve avans ödemesi de yoktur. Ayrıca yönetime geldiğimizde forma üreticisi firma ile olan anlaşma çıkmaza girmişti ve takımın formaları eş dost ricasıyla üretiliyordu. Kulüp için fazla mesai harcamadığı için olsa gerek Sayın Hasan Arat’ın bunlardan haberi yoktur. Şimdi yönetime talip olan Sayın Arat “anlaşma iptal edeceğim” diye ortaya çıkıyor. Anlaşma iptal edeceğim demek kolay kahramanlıktır. Önemli olan ne yapacağını, gelirleri sıfır kuruştan milyon dolarlara nasıl getireceğini söylemektir. Biz, yönetimimiz öncesinde olanların hiçbirini bir gün bile gündeme getirmedik. “Kulübün geleceği ipotek altına alınmış, kulübün hakları iş bilmeyenlerin elinde çarçur edilmişÂ” demedik. Beşiktaş’taki yönetim sürekliliğine olan inancımız ve bilincimizle hareket ettik, koşulları iyileştirmek ve daha ileriye götürmek için gece gündüz çalıştık. Ancak buna karşılık şimdi Beşiktaş’ın yönetimine talip olanların asılsız spekülasyonlardan ve giderek iftiralardan medet ummaları bizim yaptıklarımızın onların ne kadar ilerisinde ve ulaşılmaz olduğunu gösteriyor. Bunların ufku bizim yaptıklarımızı anlamaya yetmiyor. ütün bu spekülasyonlar ancak yapanların dünyadaki gelişmelerden bihaber olduğunu, kulübün gelirlerini arttırma kaygısını duymadıklarını, eskeza yönetime gelirlerse hiçbir emek harcamayıp kulübün gelirlerini yine sıfırlara indireceklerini göstermektedir. İftiradan medet umanlar aslında hep kendi düzeylerini ortaya koyarlar. Beşiktaşlıların ve kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarım. İbrahim ALTINSAYBJK Yönetim Kurulu Üyesi
Pazarlama Departmanı Sorumlusu
