Teknik Direktörümüz Christoph Daum’un sitemizde yayınlanan haftalık yazısı...
Beşiktaş zeigt attraktiven und erfolgreichen Fussball Ofansif düşünce ile oynadığımız Yozgat maçında 1-0 geri düşmemiz, hatta 2-2’lik beraberlik dahi bizi durdurmadı. Takımımız yüksek bir tempoda ve büyük bir oyun arzusuyla bir çok gol şansı buldu. Göze hoş gelen kombine futbol ve başarılı bireysel hareketler ne yazık ki o direklerden veya rakip kaleciden döndü. İnönü Stadı’nda yarattığımız sihir ortamı içinde bazen gol atmayı dahi unuttuk. Gol yollarına o kadar hızlı hareket ettik ki, oyuncularımız bu nedenle ofsayta dahi düştü. Böyle anlarda bir parça sabır, biraz beklemek, bazen daha başarılı sonuçlar verir. Çoğunlukla harika bir dribbling sonrası son pas daha iyi pozisyondaki oyuncuya gelemedi. Taraftarlar sonuç olarak sadece 4 gole sevindiler. Ama en azından herkes evine mutlu döndü. Yediğimiz gollerin daha oluşurken engellenmesi gerekirdi. Ceza sahasında genellikle forvet daha avantajlıdır. Ve Antti bunu iki defa kullanmayı bildi. Kalecimiz Thomas’ın iki seferde de yapacağı birşey yoktu. Beşiktaş’ın kaleci problemi bulunmamaktadır. İki çok iyi kalecimiz vardır ve bununla da gururluyuz. Ronaldo’nun olmayışı defansta anlaşma problemine yol açtı, herkes takımımız için Ronaldo’nun ne kadar önemli olduğunu gördü. Tamer her maçtan maça gücünü giderek artırıyor ve eski kuvvetine geri dönüyor. Ahmet Dursun harika iki golüyle golcü kalitesini yine ön plana çıkardı. İlhan Mansız golcülüğüne güvenilebileceğini bir kez daha ispatladı ve maç boyunca gol fabrikası gibi çalıştı. Yaratıcı departmanımızı oluşturan Tümer ve Baya sürekli olarak ofansif oyuna katkıda bulundu. En önemli ve tek kritize edilecek nokta, maçın sonundaki egoizm idi. Genellikle bir oyuncu böyle bir durumda daha boşta olur ancak top ona atılmaz. Bunun sebebi genel olarak golün gol asistliğinden daha kıymetli olması ve genellikle golün daha çok üzerinde konuşuluyor olmasıdır. Oyuncularımızın bundan kurtulmaları gerekir. Sonuç olarak herkes yanındaki oyuncunun pasından fayda görecektir. Bir kez oyuncu X, oyuncu Y’ye pozisyon hazırlar, bir başka maçta bunun tersi olur. Bu şekilde gol asisti yapanların daha çok ön plana çıkarılması beni sevindirecektir. Bunun dışında son derece disiplinli oynadık ve sarı kart görmedik. Tümer, İlhan ve Tayfur’un 3 sarı kartının olması nedeniyle bu oyuncuları ikinci yarıda sahadan almak zorunda kaldım ve bu şekilde Galatasaray’a karşı oynayabilir hale geldiler. Tüm oyuncularımız ve Sinan Engin Beşiktaş’ın olabilecek en yüksek başarıyı elde etmesi için çalışıyorlar. Teşekkürler Sinan Engin ! Halen kupa maçı için çalışıyoruz ve her iki takım finale çıkma arzusunu taşıyor. Bu maçın zorluklarının ve tehlikelerinin farkındayız. Antrenör Rıza, Denizli’de harikulade bir iş yaparak başarılı sonuçlar alıyor. Bu maçta da yüksek motive takımıyla saha avantajını kullanmak isteyecektir. Takımımız deplasman maçlarındaki gücünü ortaya koyarak bu maçı mutlaka kazanacaktır. Bu da ancak yüksek konsantrasyon ve disiplinle mümkün olabilir. Kupa ancak kupayı alan için bir anlam ifade eder. Ancak o ana kadar programda iki önemli maç bizi bekliyor. Denizli için ise yarı final senenin maçı olarak görülecek ve herşeylerini bu maçta ortaya koyacaklardır. Biz ise daha sakin olarak bu maça yaklaşıyor ve şansımızı arıyoruz. Her oyuncu finale çıkmak için hazır olduğunu bu maçta göstermek zorundadır. Amaçsız koşmak yerine akıllı, ileriyi gören bir anlayışla kupada final oynama hazinesini Denizli’nin beyaz travertenleri arasından çıkartmayı düşünüyoruz. Denizli’deki arkadaşlarımızın güzel bir maç izleyeceklerini umuyorum. Başkan Serdar Bilgili ve yönetimi için de bu başarı çalışmalarının bir ödülü olacaktır. Serdar Bilgili uzun yıllar süren görevi sırasında önemli deneyimler kazanmıştır. Beşiktaş Jimnastik Kulübü gibi bir kulübü yönetmenin ne anlama geldiğini çok iyi anlamıştır. Kimse hatasız olamayacağına göre o da bazen hatalar yapmış, bu hatalarından ders almış ve gelecekte BJK için daha iyisini yapmaya çalışmaktadır. Başkan Bilgili, kalbi ve beyniyle, kendisini BJK ile özdeşleştirmiştir. Ekonomik olarak zor bir dönemde kulübü rotada tutmak harikulade bir yeteneği gerektirir. Bu nedenle yeni yönetim için yapılan tartışmaların da gerçekçi ve dürüst yürütüleceğine inanıyorum. Zira “fair play” kavramı maç sahası dışındakiler için de geçerli olmalıdır.