Takımda olumlu gelişmelerin yanı sıra olumsuzluklar da yaşanıyor.
Freude und SorgeKommentar von Christoph Daum – 19.11.2001
Hepimiz Antalya deplasmanının farklı galibiyetine çok sevindik. Bu, son hafta ve aylardaki iyi çalışmalarımızın ödülü. Tüm sıkıntılara rağmen her oyuncu, hem antrenman hem de maçlarda kendini iyileştirmeye ve yükseltmeye çalıştı. Bazı aksilikleri yaşamamıza rağmen takım içerisindeki moral her zaman düzgündü. Her zaman için ofansif ve güzel futbol oynamaya çalıştık. Şu ana kadar kaydettiğimiz 30 golle oyun başına ortalama 2.5 gole ulaşabildik. Bu verilerle puan cetvelinin en üst noktasında yer alabilirdik, eğer kendi kalemizde o kadar gol görmeseydik. Ancak bu sorunumuzu yeni kalecimiz Thomas Myhre’nin görevlendirilmesiyle kısmen çözdük. Nihayet Fevzi’nin üstünden yalnız olmanın baskısı kalktı ve artık o kendini güçlendirebilecek. Antalya’daki maçın ikinci yarısında bile, Myhre’nin sakatlanıp değişmesinden sonra Fevzi görevini muntazam ve güvenilir bir şekilde tamamladı. En önde mücadele edebilmemiz için, benim fikrime göre iyi bir defans oyuncusuna daha ihtiyacımız var. Ronaldo veya Ahmet Yıldırım olmadıkları zaman, savunmada çok az alternatifimiz var. Bu ofans için de geçerli. O mevkide yaratıcı, hızlı ve golcü bir oyuncuya ihtiyacımız var. Nihat gibi bir oyuncuyu daha verirsek ya da vermek zorunda kalırsak, yaklaşık olarak aynı seviyede karşılığını göremiyorum. Nihat kalitesinde, uluslararası zirveye tırmanma yolunda olan bir oyuncu, bizim kendi oyuncumuzdan daha pahalı olur. Sezon öncesinde, çok fazla iyi oyuncumuzu satmak zorundaydık. Ben de önce elimdeki kadro ile tüm sezonu planlayabileceğimi ve hatta bir iki takviyenin yapılacağını düşünmüştüm. Ancak olaylar başka bir yöne doğru gelişti. Oyuncular ve antrenör her zaman için puanlar ve puan cetveline göre değerlendiriliyorlar. Bugün artık hiç kimse, sezon başında bütçemizi %50 düşürdüğümüzden bahsetmiyor. Bugün artık hiç kimse, daha erken yeni bir kaleciyi görevlendirseydik şu anda en az 5 puanımız daha olacağını da konuşmuyor. Kamuoyu, taraftarlar ve medya için önemli olan puanlar ve puan cetvelindeki en üst sıralar. Hayatımda hiçbir zaman bu kadar zor ekonomik şartlar altında bir takımı çalıştırmadım. Çok düşük maddi olanaklarla başarılı bir takım oluşturmaya çalıştık. Bir antrenörün imkanlarının, antrenman, taktik eğitim ile grup veya tek görüşmelerle profesyonel görüşün iyileştirmesinin de doğal sınırları var. Bireysel veya takım olarak gelişmenin belli bir zamana ihtiyacı var. Hiçbir zaman sihirbaz değildim ve takımlarımla mümkün olanın en iyisini yapmaya çalıştık, bundan daha fazlasını değil. Sezon sonunda şampiyonluğa veya ikinciliğe gerçekçi olarak ulaşmak için, mevcut kadronun yanında iki takviyeye daha ihtiyacımız var. Açıkça belirtmek gerekirse; takımın mutlak başarı taşıyıcısının satılması gerçekten bir zayıflatmaya sebep olacaktır. İki veya üç yeni oyuncu alınsa bile, onların takıma entegre edilmeleri belli bir zaman alacaktır. Gerçi yeniden baştan başlamayacağız ama gelişmemiz bozulacak. Gerçekten üç yeni yüksek dereceli oyuncuyu görevlendirebilmemizi değerlendirmeyeceğim. Yükselme trendimiz nedeniyle sevinmemize sebep olmasına rağmen, geleceğe endişeyle bakıyorum. Bunu kimsenin duymak istemediğini biliyorum, çünkü eleştirisel ve uyarı anlamındaki kelimeler her zaman rahatsız edicidir. Ama her zaman her şey hakkında güzel konuşmak da, son zamanlarda yaşadığım tecrübeler yüzünden, benim için kolay değil. Teknik direktör, neticede sportif başarının sorumluluğunu almak zorunda. Ancak ekonomik sorunlar ve bunlardan meydana gelebilecek sportif alandaki problemlerin sorumluluğunu üstlenemem. Mümkün olabilen en yüksek sportif başarıyı elde etmek amacıyla, Beşiktaş için tüm güçleri harekete geçirmeye hazırım. Ancak maalesef antrenörlük mesleğini öğrendim, bankacılığı veya modernleştiriciliği değil. Herşeyin Beşiktaş’ın iyiliği için gelişeceği ümidiyle yaşıyorum. Ancak sadece ümitle Türk liginde birinci veya ikinci olunmaz. Oyuncularıma, birlikte çalıştığımız arkadaşlara ve inanılmaz olan taraftarlarımızın desteğine teşekkür ediyorum. Özellikle Asbaşkanımız Sayın Yıldırım Demirören’in, Antalya maçında tribüne gönderilmemden sonra yanıma gelmesi beni çok sevindirdi. Bunlar benim için dostluğun ve birlikteliğin gerçek anları. Yönetim Kurulumuz’un, Beşiktaş’ın geleceği için aynı şekilde birlikte olarak doğru kararları vermelerini diliyorum.
