HABERLER

05.01.2005

İlhan DURUSOY - YATIRIMLAR KOMİTESİ BAŞKANI

“Benim Hayatım Beşiktaş”

Nasıl Beşiktaşlı
olduğunuzu öğrenebilir miyiz?

Benim babam hasta Beşiktaşlı’ydı.
Koyu, fanatik bir Beşiktaşlı babanın oğluyum. 1946’da, ben 2 yaşındayken
formalarla resmimi çekip, Kırmızı-Beyaz dergisine göndermiş. Dergide de
"Beşiktaş’ın Şampiyonluğu’nu Kutluyorum" diye bir yazıyla bu fotoğraf
yayınlanmış. Geçenlerde arkadaşlarla "Kim gerçek Beşiktaşlı" diye
şakalaşıyorduk. Ben de o fotoğrafı yanıma alıp, onlara gösterdim. Hatta takımla
birlikte maskot olarak da sahaya çıkmışım ama o fotoğrafım maalesef yok. Kısaca
benim Beşiktaşlılığım babamdan geliyor. Kendimi bildim bileli Beşiktaşlı’yım. O
zaman küçük yaştan itibaren tribünlere de giderek Beşiktaş’ı izlemişsinizdir.
Evet, ben maçlara babamla giderdim. Maçları hep Duhuliye’den izlerdik. Gittiğim
ilk maçın hangisi olduğunu hatırlamıyorum. Ama şunu hiç unutmuyorum; babam
devlet memuruydu. Çok soğuk bir havada maç izlemiştik ve O zatürree olmuştu. Bu
nedenle maça gelmiyor ve beni gönderiyordu. Ben de maçtan sonra eve gittiğimde,
"Şu kadroyla çıktılar", "Takım şöyle dizildi", "İyi oynadılar" diye maçı O’na
anlatırdım. Bunun için erken yaşlarda futbola ilgim iyice arttı ve taktik,
sistemler üzerine tecrübem oldu. Ortaokul yıllarım böyle geçti.

Siz
de futbol oynar mıydınız?

Mahallede top oynardık ama o zamanlar top
oynamak çok makbul görülen işlerden değildi. Okul okuyup, bir meslek sahibi
olmak daha çok tercih edilirdi. Ben de iyi bir öğrenciydim ve inşaat mühendisi
olmak istiyordum. Aslında futbolcu olabilecek özelliklerim var. Hayatım boyunca
sigara içmedim, alkole karşı tutkum da yok. Hala da futbol oynuyorum. Aynı
zamanda gençken Türkiye şampiyonlarının da katıldığı Boğaz’da yapılan yüzme
yarışlarına girdim ve madalya aldım.

Hiç profesyonel sporcu yaşantınız
oldu mu?

Hayır, olmadı ama bir şekilde hep spor yaptım.


Unutumadığınız futbolcularımız var mı?

Santrfor Güven
Önüt vardı. Çok iyi sporcuydu, Güven’in gollerini hep heyecanla hatırlarım.
Yusuf Tunaoğlu, çok iyi bir oyuncuydu. Şenol-Birol’lu takım da, unutulmaz bir
takımdı.

Sizi en çok etkileyen dönemimiz, maçlar hangileriydi?


1989’lardan sonrası Gordon Milne dönemi var. Üç sezonluk
şampiyonluktan sonra, averajle enterasan bir şekilde şampiyonluğu Galatasaray’a
kaptırmıştık. 1990-1991 sezonunda Galatasaray karşısında 2-0 mağluptuk ve maçı
2-3 kazanmıştık. Gordon’la son şampiyon olduğumuz sezon, kendisine tavsiyelerde
bulunmuştum. O tavsiyelerimle bazı oyuncuları oynatmıştı ve sezon sonunda
Şampiyon olmuştuk.

Futbol bilginiz konusunda iddialı mısınız?


Ben inşaat mühendisiyim, mesleğim futbol değil. Ama devamlı futbolun
içinde oldum ve bunun araştırmasını yaptım. Mühendislikten gelen bir olayın
mantığını çözme alışkanlığım var. Ondan dolayı da oturdum ve "Futbol Teorisi"
isimli bir kitap yazdım. Bu kitapta kendi gözlemlerimi, araştırmalarımı
aktardım. Kitabı yayına hazırlarken özellikle İngilizce kaynaklar olmak üzere
birçok kaynağı inceledim. Kendi fikirlerimle bir sentez yaptım ve iyi de bir
kitap ortaya çıktı. İnsanlara bir örnek olsun diye bu kitabı yazdığımı
söyleyebilirim. Çünkü futbolun taktik ve sistemiyle ilgili Türkçe pek kaynak
yok. Gelişme, insanların tecrübelerini kendisinden sonra gelen nesillere
iletmesiyle olur. İnşaat mühendisliğinde de, futbolda da böyle. Ama ne yazık ki
bizim futbol adamlarımız yazmaktan hoşlanmıyorlar. İnsanlar okumaktan da pek
hoşlanmıyor. Dünya Kupası’nda alınan üçüncülük gibi başarıları devam ettirmek
için eğitime önem verilmesi gerektiğine inanıyorum. Günümüzde birçok konuda
günlük başarılar kovalanıyor. Sanırım futbolda da skor önemli görüldüğü için
dediğiniz yöne pek dikkat çeken olmuyor. Futbol büyük bir endüstri. Milyarlarca
dolar dönüyor. Bu nedenden dolayı kısa yoldan para kazanma hevesi daha ağır
basıyor. Futbolun endüstri haline gelmesinin günü kurtarma olayları ile değil
daha oturmuş sistemlerle olacağını düşünmek lazım. Bence insanların
tecrübelerini diğer nesillere aktarması da en önemli konulardan
birisi.

"Futbolcu olma hayalim yoktu" dediniz. Beşiktaş’a yönetici
olmak gibi bir hayaliniz var mıydı?

Ben izah edilemeyecek kadar
fanatik bir Beşiktaşlı’yım. Konu Beşiktaş olunca, hayatımdaki bütün her şey
duruyor. Onun için de tecrübe ve birikimlerimi tanıdığım arkadaşlarıma rapor
yazarak aktarıyordum. Kitabımın oluşmasında da bunun büyük katkısı var. Her ne
kadar teknik direktör olmasam da takımdaki, dizilişteki, taktikteki hataları
bulup, söylüyordum. Bunlar faydalı oluyor muydu yerine ulaşıyor muydu, bilemem
ama ben yapıyordum. Yöneticilik konusuna gelince, daha önce de dediğim gibi ben
inşaat mühendisiyim. Robert Koleji’nde okudum, Amerika’da master yaptım, inşaat
şirketlerinde üst düzey yönetici olarak görev aldım. Eski 2. Başkan Hüsnü Güreli
arkadaşımdır. Bana "Başkan Serdar Bilgili ile yatırımlar konusunda toplantı
yapacağız, muhakkak gel" dedi. Aşağı yukarı bir sene önce o toplantıya katıldım.
O tarihten beri de Beşiktaş Kulübü’nden çıkmıyorum. Yatırımlar Alt Komitesi’nde
görev aldım. Resmi yönetici olmamama rağmen o komitenin başkanlığını yapıyordum.
Sonra da yöneticilik geldi.

Sizin döneminizde yapılan çalışmaları
anlatır mısınız?

BJK İnönü Stadı’nın yenilenmesi en önemli
projemizdi. 1 Haziran’da mazbatamızı aldık ve 2 Haziran’da temel attık.
Öncesinden de bu projeyi bildiğim için zorlanmadım. Çok kısa sürede stadımızdaki
inşaatı bitirdik. Benim de tahminimin üzerinde güzel bir stadımız oldu. Akatlar
basketbol ve voleybol sahasını çok amaçlı salon haline getirdik. Akaretler’deki
Kulüp binamızın 13. katını, yönetim katı haline getirdik. Ayrıca Fulya Projesi
ile ilgili çok önemli adımlar attık. Nevzat Demir Tesisleri’nde hayata geçirmeyi
düşündüğümüz bazı projeler var. Bunlar henüz düşünce aşamasında.


İnönü Stadı’nın yenilenmesinde, Akatlar Spor Kompleksi’nde emeğinizin
olması; Beşiktaş’a kalıcı hizmetlerde bulunmak size neler hissettiriyor?


Hayatta bazı duyguları izah etmek çok zordur. Bunlardan bir tanesi
çocuk sevgisidir. Çocuğa her türlü fedakarlığı yaparsınız ama karşılığında bir
şey beklemezsiniz. Hayatta karşılık beklemediğim bir diğer yer de benim için
Beşiktaş. Dediğim gibi çok tecrübeli olduğum bir konu. O nedenle zorlandığım
söylenemez ama tabi ki bir fedakarlık istiyor. İnönü Stadı’nın çalışmaları
sırasında yaşadığımız problemler oldu. Problemleri arkadaşlarımla kimseye
hissettirmeden atlattık. Elbette çok mutluyum. Ama bütün bunlar tek başına
yapılan işler değil. Teknik Müdürlük’teki arkadaşlarımız, özellikle Genel Müdür
Yardımcısı Bora Keskin de birçok fedakarlıkta bulundu. Hepsi gece-gündüz
çalıştı.

İnönü Stadı’nda ilk oynadığımız maçta neler hissettiniz?
Tepkiler konusunda neler düşünüyorsunuz?

Ben sabah 10.00’da
staddaydım. Kapasitesi ne kadar artırılırsa artırılsın, boş stadyum bir şey
ifade etmiyor. Taraftarımız doldurmaya başladığında stadın daha güzel olduğunu,
tezahüratla birlikte sesin içeride kaldığını gördük. Sağolsun, Başkanımız
Yıldırım Demirören de yaptığı konuşmada bana teşekkür etti. O an benim
Beşiktaş’taki en duygusal anlarımdan biridir. Bütün arkadaşlarımın çok büyük
desteği vardı, herkesin çok katkısı oldu ama benim katkılarımın Başkanımız
tarafından takdir görmesi beni duygulandırdı.

Sizce tesisleşmenin bir
spor kulübü için önemi nedir? Beşiktaş tesisleşmede nasıl bir noktada?


Her kulüpte olduğu gibi, Beşiktaş da bir spor takımıyken bir kulüp
haline gelmiş. Kurumsallaşmış, şimdi de sabit yatırımlar yapıp, onların
gelirleriyle mali durumunu güçlendirme safhasındayız. İnönü Stadı’nı Avrupa’daki
sayılı statların arasına soktuk. Modern bir stat değil. Modern stadın sosyal
alanları 14-15 bin metrekaredir, bizim bu kadar değil. Ama tribünlerimiz çok
güzel bir hale geldi. Çok da makul fiyatlarla bunu başardık. Bu stadın futbol
takımımıza katkısı olacaktır. Akatlar Spor Kompleksimiz’i çok amaçlı salon
haline getirerek de, basketbol ve voleybol maçları dışında, tiyatro gibi sosyal
faaliyetlerin yapılabileceği bir imkan yarattık. Ayrıca buradaki restaurantları
da işletmeye vererek gelirimizi artıracağız.

Fulya Projesi’nden söz
edebilir misiniz? Proje hangi aşamada?

Ahmet Fetgeri Spor
Salonumuz’un ve Hakkı Yeten Stadyumu’nun bulunduğu araziyi kapsıyor bu proje.
Biz kendimize düşen çalışmalarımızı, planlarımızı yaptık ve Beşiktaş
Belediyesi’ne verdik. Beşiktaş Belediyesi’nden ve Büyükşehir Belediyesi’nden
onay aldıktan sonra projeye başlayabileceğiz. 40 bin metrekare garajıyla beraber
100-120 bin metrekarelik bir alışveriş ve ticaret merkezi kuracağız. "En çok
gelir getirecek proje, en doğru projedir" düşüncesiyle çalışmalarımızı
sürdürüyoruz. Önümüzdeki ilkbaharda projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz. Ancak
bu zaman biraz da belediyeye bağlı. Eğer 2005’in Mart ayında başlarsak, 2007’nin
Mart ayında bitirmeyi hedefliyoruz.

Gerçi, hayatınızın tamamının
Beşiktaş olduğunu söylediniz ama özel yaşantınızda nasıl bir insansınız? Bu
yoğun tempo içerisinde ailenize, yakınlarınıza vakit ayırabiliyor musunuz?


İki kızım var, ikisi de Beşiktaşlı. Bir tanesi evlendi, bir tanesi
de Amerika’da çalışıyor. Herkes benim hayatımda Beşiktaş’ın önce geldiğini
bilir. Hatta kızımın biri doğduğu zaman ben seyahatten dönmüştüm. Eşimin
hastahanede olduğunu öğrendim ama ben ilk önce maça gittim. Duygusal değil de,
mantıklı düşündüm. Ben doktor değilim (kahkaha atıyor). Eşim sezeryanla doğum
yapacaktı ve bu süre zarfında maçı izleyebilirdim. Hastahaneye gittiğimde de bir
şey kaçırmamıştım. Benim Beşiktaşlılığım işte böyle.

Camiamız’a nasıl
bir mesaj vermek istersiniz?

Beşiktaş her zaman birlik ve
beraberliğe ihtiyacı olan bir kulüp. Her zaman iyi şeyler, birlik ve
beraberlikten doğmuştur. Bizim yönetimimiz de bunu özellikle vurguluyor. Eski
yönetimin projelerini, başkalarının projesi diyerek bir kenara atmayıp, aynı
şekilde devam ediyoruz. Bu da kurumsallaşmayı gösterir. Kurumsallaşma ve ana
yatırımlarımızı hayata geçirmemizle sportif başarının da geleceğine inanıyorum.
Ancak taraftarlarımızın çok fazla sabırsızlık göstermemesi lazım. Çünkü
kurumların sağlam zemine basmaları için belli bir zaman mutlaka geçecektir. Biz
yatırımlarımızı yaparken, sportif başarıyı da ihmal edecek değiliz. Tesislerin,
hiçbir zaman taraftar olmadan önemi yoktur. Basketbol Erkek ve Voleybol Bayan
Takımlarımız geçtiğimiz sezon oldukça başarılıydı. Takımlarımızın bu güzel
tesislerle daha iyi neticeler alacağına inanıyorum. Bu nedenle taraftarlarımızı
Akatlar’daki maçlarımızı da izlemeye, takımlarımıza destek olmaya davet
ediyorum.

En sevdiğiniz tezahüratımız hangisi?

"Yer
Siyah, Gök Beyaz Şampiyon Beşiktaş"

Teşekkür Ederiz...

Diğer Haberler